Sayfa yolu
Koç Holding: Hem yerli hem işbirlikçi
Yayın Tarihi: 05.06.2026 , 00:13 Güncelleme Tarihi: 05.06.2026 , 00:15
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Koç Holding ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti arasındaki ilişkiler, cumhuriyetin ilk yıllarındaki "yerli burjuvazi" yaratma politikalarına dayanıyor. Zaman zaman gerilimler yaşansa da stratejik alanlarda derin işbirlikleri ve karşılıklı bağımlılıkla gelişen bir tarih bu.
Devlet, savunma ve otomotiv gibi kritik alanlarda yerli üretimi teşvik gerekçesi ile Koç Grubu'nu destekledi. Koç Savunma ve Ford Otosan gibi kuruluşlar bu işbirliğinin verimi oldu. Özelleştirmelerle semirdi, zamanla şirketin kombine gelirleri Türkiye milli gelirinin yüzde 10’una ulaştı.
Devletin KİT özelleştirme süreçlerinde Koç Holding önemli rol oynadı. TÜPRAŞ gibi büyük kamu işletmeleri bu dönemde holding bünyesine katıldı.
Siyasi iktidarlarla üst düzey temasları her dönem devam etti. MHP lideri Devlet Bahçeli ile Ali Koç arasındaki yakın temaslar ve Suna Kıraç'a verilen Devlet Üstün Hizmet Madalyası bu diyalogların sembollerindendir.
Vehbi Koç, Cumhuriyet Halk Partisi'nin kuruluşundan itibaren partinin kayıtlı bir üyesiydi. Devlet partisine yakınlaşmakta sakınca görmemişlerdi. Ancak bu ilişki Demokrat Parti ile bir krize dönüştü. Demokrat Parti'nin 1950'de iktidara gelmesiyle birlikte iş dünyasından CHP'li birçok isim DP'ye geçerken, Vehbi Koç ayak sürümüştü. Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve DP'nin Başbakanı Adnan Menderes'in Koç'u DP'ye geçmeye zorlaması nedeniyle bazı tatsızlıklar yaşandı. Vehbi Koç bu siyasi baskılar nedeniyle 1928'den beri yürüttüğü Ankara Ticaret Odası Başkanlığı görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Sonra bir orta yol buldular, işler sıkıntısız devam etti.
1960’lı yıllarda sol bir rüzgâr esmeye başlayınca Koçlar da bu rüzgârı perdeleyecek ilişki arayışına girdi. Vehbi Koç’un 1967 yılında İlim Yayma Cemiyeti iftar yemeği organizasyonları bu arayışın ürünüydü. Gelenek halen Ali Koç tarafından sürdürülüyor. Ali Koç, dedesi Vehbi Koç'un yıllar önce başlattığı gelenek uyarınca İlim Yayma Cemiyeti ile ortaklaşa düzenlenen iftar ve öğrenci buluşması organizasyonlarında yer almaya devam ediyor. İlim Yayma Cemiyeti Türkiye gericiliğinin ve Laik Cumhuriyet düşmanlığının odaklarından biri.
Cuntanın emrinde
Türkiye gericiliği 12 Eylül darbesini sevinçle karşıladı. En sevinçlisi ise Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’tu. 12 Eylül'ün hemen ardından darbenin lideri Kenan Evren'e gönderdiği mektup, darbenin neyi amaçladığını ve kimleri rahatlattığını net şekilde gözler önüne sermeye devam ediyor. İşçi sınıfının örgütleri 12 Eylül darbesinin ardından kapatılmış, darbeyi destekleyen patronlar da böylece "derin nefes" almıştı.
Darbenin ardından Koç Holding’in kurucusu Vehbi Koç’un darbenin lideri Kenan Evren'e gönderdiği mektup şöyleydi:
“Yakalanan anarşistlerin ve suçluların mahkemeleri uzatılmamalı ve cezaları süratle verilmelidir. Polis teşkilatını teçhiz ederek ve kuvvetlendirerek imkanlar genişletilmeli, gerekli kanunlar bir an önce çıkarılmalıdır. İşçi-işveren ilişkilerini düzenleyecek olan kanunlar asgari hata ile çıkarılmalıdır. Bazı sendikaların Türk Devleti’ni ve ekonomisini yıkmak için bugüne kadar yaptıkları aşırı hareketler göz önünde bulundurulmalıdır. DİSK’in kapatılmış olmasından dolayı bir kısım işçiler, sendikal münasebetler yönünden bekleyiş içindedirler. Militan sendikacılar bu işçileri tahrik etmek ve faaliyeti devam eden sendikaların yönetim kadrolarına sızarak kendi davalarını devam ettirmek niyetindedirler. Bu durum bilinmeli, hazırlanacak kanunlarda gerekli tedbirler alınmalıdır. Komünist Parti’nin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, birtakım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, bunlara karşı uyanık olunmalı ve teşebbüsleri mutlaka engellenmelidir. Zatıalilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim.”
Bir Koç Fethullahçılarda diğeri MHP'de
Koç ailesinin AKP döneminde iktidar ortağı olan Fethullahçılarla ilişkisi de herkesin bildiği sırlardan. Ailenin erken ölen reisi Mustafa Koç’un 2014 yılında verdiği röportaj bu açıdan oldukça çarpıcı. Mustafa Koç bu röportajında, Türk ekonomisinin yüzde 10’luk kısmına önderlik ettiklerini ve bu bağlamda Cemaat ile ilişkileri olduğunu doğruluyor. Yine aynı röportajda, ABD ziyaretlerinde yaptıkları yüz yüze görüşmeden ve başka bir zamandaki telefon görüşmelerinden bahsediyor. Bunlar Koç Ailesi'nin Fethullahçılarla yakın ilişkiler içerisinde olduğunu doğruluyor.
Fethullahçıların bir etkinliği olan Türkçe Olimpiyatları 2003 yılından itibaren düzenlenmeye başlanmıştı. Olimpiyatlar tarikat açısından bir prestij ve meşruiyet kaynağıydı; bu organizasyonlar Türkiye sermaye sınıfının yayılmacı arzularıyla da örtüşüyor, yayılma kanallarına aracılık ediyordu. Olimpiyatlar, AKP-Cemaat ilişkisinin iyi olduğu günlerde, iktidar tarafından da açıkça destekleniyordu.
2013 yılında on birincisi düzenlenen olimpiyatların sponsorları arasında Koç Holding de bulunuyordu.
Koç Ailesi'nin, Fethullahçılarla ilişkisini gösteren asıl olay ise “Ananas Vakası” olarak biliniyor. Fethullahçılar Uganda’daki bir petrol rafinerisinin satışıyla ilgili Koç ailesine aracılık etmişti. Basında yer alan haberlere göre, tarikat Mustafa Koç’a Uganda anlaşmasını ve iyi ilişkileri simgelemek üzere bir ananas ve tespih göndermişti. Konuyla ilgili Fethullah Gülen ve bir yardımcısı arasında geçtiği iddia edilen görüşme de kamuoyuna yansımıştı. Kayıtta 2013 yılında Koç Holding’e ait Tüpraş'a yapılan maliye baskınından da bahsediliyor, konuyla ilgili Koç ailesinin önceden bilgilendirildiği ve ailenin de teşekkür ilettiği belirtiliyordu.
Bu haberler üzerine dönemin Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç bir röportaj vererek, Uganda’da herhangi bir rafineri ile ilgilenmediklerini belirtmiş, öte yandan cemaatten gelen ananas ve tespih hediyesini doğrulamıştı. Şöyle diyordu; “Bana ananas yollandı. Ben de aradım teşekkür ettim. Bu kadar basit. Bildiğiniz ananas yani, bu arada gayet de lezzetliydi…”
Ali Koç’un MHP aşkı ise Mustafa Koç’un Fethullahçı sempatisinden öte. Ali Koç, Fenerbahçe'deki başkanlık yarışında MHP ve Ülkü Ocakları’ndan gelen destek açıklamasına şöyle yanıt vermişti; “Benim MHP ile yakınlığım bilinen bir şey. Gönül bağım var.”
Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı Ömer Şanlı, sosyal medya hesabı üzerinden Devlet Bahçeli'yle bir fotoğrafıyla birlikte “Mensubu olmaktan onur duyduğum Milliyetçi-Ülkücü Hareketin bir neferi ve Fenerbahçe Spor Kulübü Kongre Üyesi olarak; şahsım ve dava arkadaşlarım, gerçekleştirilecek Fenerbahçe Olağanüstü Kongresi’nde Sayın Başkan Ali Koç’a desteğimizin tam ve koşulsuz olduğunu tüm kamuoyuna ilan ederiz” paylaşımında bulunmuş, ardından MHP ve Ülkü Ocakları’na bağlı pek çok isim Koç’a yönelik desteklerini sosyal medyadan ilan etmişlerdi.
AKP ile yakın ilişkiler
AKP Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2025 yılında büyük patronlar Rahmi Koç ve Ali Koç'la Beştepe'de bir araya geldi, mutlu aile fotoğrafı verdi. Görüşme sonrası herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bu mutluluk saçan fotoğraf içinde bir de Mısır bağlantısı saklıyordu. Erdoğan’ın “Müslüman Kardeşler”i tepelediği için düşman ilan ettiği Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ile barışmak zorunda kalmasının ardından, 2022’de, Koç Holding şirketi Arçelik, Mısır'da beyaz eşya üretim tesisi inşa etmek için harekete geçmişti. Erdoğan açtığı kapıdan ilk onlar girmişti. Kapitalistler için barış da savaş da birer kâr kapısıydı. Türkiye ve Mısır arasındaki ilişkiler yeniden büyükelçilik seviyesine çıkarılınca Koç ailesi için bir Saray ziyareti şart olmuştu. Bu fotoğraf o ziyaretin fotoğrafıydı.
Muhaliflik, laiklik, cumhuriyetçilik falan hepsi hikâyeydi. Ülkenin gericilik kuyusunun dibine itilmesinin baş sorumlusu Koç ailesiydi. Dinselleşmeyi onlar istemişti, uygulamasının arkasında onlar durmuştu. Onların istediği dinselleşmeyi silah zoruyla yürürlüğe koyan 12 Eylül cuntası özünde bir sermaye organizasyonuydu. Turgut Özal tarafından hazırlanan ve darbenin ekonomik programı olan 24 Ocak kararları ancak darbe ile solun ve işçi sınıfının direncinin kırılmasının ardından uygulanabilmişti. Darbeyi emperyalist başkentler ve TÜSİAD el ele vererek yapmıştı. Vehbi Koç’un darbenin ardından Kenan Evren’e gönderdiği ve “emrinize amadeyim” diye biten mektup bu iş birliğinin en açık kanıtıydı.
Bu desteğin ve işlerin semeresini hep aldılar ve almaya da devam ediyorlar. Koç Holding, AKP’li yıllarda Türkiye’nin en büyük holdingi haline geldi. Kendi deyişleriyle holdingin üzerine birkaç holding daha eklediler.
Peki, muhalefet iddiası neye dayanıyor? Elimizde birkaç örnek olay var. Yıl 2001. Tayyip Erdoğan, Necmettin Erbakan’a isyan eden “Yenilikçiler” ile birlikte parti kurma hazırlığında. O tarihte ailenin reisi olan Rahmi Koç’a bu girişim hakkında ne düşündüğü soruluyor. ‘‘Bu iş para meselesidir’’ diyor, ‘‘Tayyip Bey'de çok para olduğunu öğrendik, 1 milyar dolar biriktirmişler, nasıl biriktirdilerse’’ diye devam ediyor. Rahmi Koç, Erdoğan'ın kendisini yenilediğine inanmadığını söylemeyi ihmal etmiyor. Bir tür sermaye sınıfına has geleceği görme yeteneği diyebiliriz. Eline “uluslar ötesi mahfillerde” bilgi notu tutuşturmuşlardır, tahmin edebiliriz.
Bu beyan üzerine küçük bir sürtüşme de oluyor. Erdoğan, Koç’u, iddiasını ispata davet ediyor. Nasıl ispat edecek? Koç Holding’den yapılan açıklamada, Rahmi Koç’un bu konuda özel bir bilgiye sahip olmadığı, medyadaki haberleri aktardığı vurgulanıyor. Sonra sulh sağlanıyor, AKP'li yıllara giriştir.
Mustafa Koç bu sürtüşmeler nedeniyle holdingin başına geçirildi. Bu nedenle büyük patronluğunun ilk yıllarında iyi ilişkiler kurduğu AKP'nin hedefi haline geldi, Fethullahçılara yakın olmakla suçlandı. Bir de “Beykoz Konakları toplantısı” var. İddiaya göre, Haziran Direnişi'nin sıcağında Mustafa Koç’un başını çektiği bir ekip Hüsamettin Özkan'ın Beykoz Konakları'ndaki evinde bir araya geldi. Konakta Aydın Doğan, Mustafa Koç ve o tarihte Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül gibi isimler de bulunuyordu. Yandaş medya Mustafa Koç'un AKP’ye karşı yeni bir siyasi oluşum peşinde olduğundan işkillenmişti. Direniş sırasında Divan Otel’in kapılarını vatandaşlara açan da o değil miydi?
Bu itiş kakış 17-25 Aralık döneminde bir kez daha yaşandı. Fethullah Gülen ile Mustafa Koç buluşmuş, ülke meselelerini konuşmuştu. Bu görüşme de kayda alınmıştı. Gülen, Mustafa Koç'a Divan Otel nedeniyle yapılan vergi denetimleri ile ilgili “bir şey yapamazlar” diyor, görüşmelerini de “büyük patrona duyurmaması” tavsiyesinde bulunuyordu. Telefonda Fethullah Gülen’e rapor veren kişi, Mustafa Koç’la görüştüklerini ve Gülen tarafından gönderilen tesbihi teslim ettiklerini anlatıyordu. Telefondaki ses Mustafa Koç'a gönderilen “ananası” da rapor etmeyi ihmal etmiyordu. Yandaşlara göre ananas, ballı ihalelerden birinin kod adıydı. Tapelerden birinde Erdoğan'ın Koç Holding'in aldığı gemi ihalesini iptal ettirmeye çalıştığı da anlaşılıyordu.
Mustafa Koç bu kavgadan birkaç yıl sonra kalp krizi geçirerek öldü. Öldüğü günden önceki gece Ankara’da Erdoğan’ın konuğuydu. Sarayda gerçekleşen kabulde, Mustafa Koç ile birlikte Ali Koç da hazır bulunmuştu. Görüşmeden sonra İstanbul'a döndü, oldukça mutlu görünüyordu. Mutluluğunun sebebi bilinmiyor. Tayyip Erdoğan’a sordular, şöyle anlattı: “Bir gün önce Mustafa Bey ve Ali Bey bendeydiler. Hatta şakalaştık. Kilo verme sürecini kendisiyle paylaştık. Hatta latife yaptık. ‘Ne yaptın alkolü azalttın mı’ dedim. ‘Azalttım’ dedi. ‘Bunu hepten bırak dedim’…” Bir de komşu ülkelerle ticari ilişkiler ve Altay Tankı projesi konuşulmuştu. Demek ki düzenin zirvesinde kavga tali, barış esastır.
Koç, 2003’e kadar dayanıklı tüketim malları üretip satıyordu. Amerika’nın en büyük otomobil üreticisi olan Ford’un Türkiye temsilcisiydi. Arada turizm alanına el atmıştı. Buzdolabı ve otomobil üretiyordu. Fakat en büyük sermaye grubu haline gelişleri AKP’li yıllarda oldu. Harp sanayine bu dönemde girdiler. Nurol Holdingi çıkardılar Koç’ları aldılar, Tayyip Erdoğan sayesindedir. Tüpraş, Yapı Kredi gibi bonusları saymıyoruz bile. Bu inanılmaz kârlar dönemidir. Mustafa Koç’tan sonra yerine geçen Ömer Koç da AKP iktidarıyla ilişkileri iyi tutmayı başardı. Holding AKP döneminde kârlılıkta rekorlar kırdı. Yoksullar arttıkça kârlar da arttı.
Bunun karşılığı büyük basın aracılığıyla, ki amiral gemisi Hürriyet’ti, Tayyip Erdoğan’ın ve dinselleşmenin desteklenmesidir. Tayyip Erdoğan’ı iktidara ve cumhurbaşkanlığına taşıyan Hürriyet gazetesi ve Aydın Doğan’dı. Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başına geçirenler de onlardı. Aydın Doğan ise hep Koç ailesinin taşeronu oldu. Tabii muhalefette de seçilmişler var. Mustafa Sarıgül ve Hayri İnönü Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline aile tarafından tutuşturuldu. İstanbul Belediyesi’ne karşı hep bir duyarlılıkları vardı. Ekrem İmamoğlu da ailenin adamlarından biri olarak siyasal hayata atıldı.
Ekrem İmamoğlu hayata Koç gibi başladı
Koç ailesi Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu yanında bir de Ekrem İmamoğlu’na yatırım yaptı. Ekrem İmamoğlu, İstanbul’un kenarındaki bir ilçenin belediye başkanlığından Büyükşehir Belediyesi'nin patronluğuna öyle zıpladı. Oradan da Cumhurbaşkanlığına yatay geçiş yapmaya hazırlanıyordu.
Tabii tek başına tanrının desteğinin bu iş için yetmediğini biliyoruz, yanı sıra sermaye desteği şarttır. İmamoğlu, Koç ailesinin üyeleriyle görünmekten hoşlanıyor. Erken göçen Mustafa Koç’un “yakın” arkadaşıydı. Beylikdüzü’ne başkan seçildikten sonra da Koç ailesiyle ilişkilerini sürdürdü, fotoğrafları var. Partisinin Genel Başkanı da çok seviyordu aileyi. 2018 yılında Ali Koç'u aday yapmayı arzu etti. Ailenin kapısını çaldı. Aile Ali Koç yerine Ekrem İmamoğlu’nu işaret etti. İmamoğlu vakası böyle ortaya çıktı.
Tayyip Erdoğan Ankara ve İstanbul belediye başkanlarını görevden alınca, adı geçen belediye meclislerinin yeniden başkan seçmesi gereği doğdu. Seçilme ihtimali olmasa bile, CHP’nin de aday göstermesi gerekiyordu ve o aday Ekrem İmamoğlu oldu. Hazırlıklıdır, defterde adı ilk sıraya yazılmıştır, rastlantı sayamayız.
İmamoğlu 2019 yılının 31 Mart’ında seçimi kazandı ama mazbatayı verir vermez geri aldılar. AKP İstanbul’u teslim etmek istemiyordu, hukuksuz bir biçimde seçimin yenilenmesine karar verdiler. Aile, İmamoğlu’nun kısa süren o ilk Büyükşehir Başkanlığına bir ziyaret sığdırmayı başardı. Mayısın ilk haftasında Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ve Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Levent Çakıroğlu İmamoğlu’nu ziyaret etti. Bir saat hâl hatır sorup ayrıldılar, nezaket ziyaretiydi.
Bu tarihin dersi şuydu; politikacılar geçici Koç ailesi kalıcıydı. Kürkçü dükkanının sahibi onlardı. Yola yerli olarak çıkmışlar ve yolu en büyük işbirlikçi olarak tamamlamışlardı. Bu tarih onların desteğine ihtiyaç duyan politikacılara da yol gösteriyordu. İlerlemek için hem yerli hem işbirlikçi olmak şarttı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.