Fidel’in ülkesinde bir saplantı: Eğitim

Neden eğitim deyince sürekli Küba’ya işaret ediyor ve alternatif olduğunu iddia ediyoruz? Küba’nın okuma yazma seferberliğiyle başlayan eğitim serüveni bugün her yıl eğitim göstergelerinde öne çıkan, başarısı uluslararası örgütlerce de tanınmak zorunda kalan hatta bu örgütler tarafından farklı coğrafyalardaki eğitim problemlerine çare üretmesi için yardım istenen bir ülke haline gelmiştir.
Derya Ünlü
Pazartesi, 05 Aralık 2016 19:59

1986 yılında Küba’da düzenlenen Uluslararsı Pedagoji Kongresi’ne katılan Arjantinli bir öğretmen şu gözlemi yapar: “Kübalıların bir saplantısı olduğunu düşünüyorum. Bu saplantı eğitimdir. Bu şekilde devam edilirse her birey için bir okula ve öğretmene sahip olacaksınız.”

Saplantının en erken halini ulusal okuma yazma kampanyasında görebiliriz. Kampanyanın kendisi ayrı bir yazı olarak değerlendirmeyi hak ediyor. Ancak burada kampanyayla ilgili birkaç örnek üzerinden devrimin eğitim anlayışının nasıl temellendiğine değinmek istiyorum.

1961 Ulusal Okuma Yazma Kampanyası

Kampanya kapsamında çoğunluğunu Havana’dan gelenlerin oluşturduğu 15-16 yaş ortalamasında gençler uzak köylerde, dağlık bölgelerde yaşayan ailelerin evinde kalarak onlara okuma yazma öğretmişlerdir. (Kampanyaya gönüllü öğretmen olarak katılanların en küçüğü 8 yaşındadır).

Fidel kampanya süresince yaptığı konuşmalarda okuma yazma öğrenmeyi teşvik etmek için şunları söyler: “Örneğin bir filme gidiyorsunuz, ancak filmi anlayamazsınız. çünkü altyazısını okuyamıyorsunuz” ya da “İnsanlık binlerce yıl boyunca bir hazine üretti Ve bu hazine bize çok yakın. Kütüphanelerimizde duruyor. Bu hazineyi elde etmek için paraya ihtiyacımız yok, yalnızca okuma yazma bilmek yeterli.” Fidel’in bu cümleleri kurduğu köylerde bırakalım sinemayı, kütüphaneyi, elektrik dahi yoktur. Okuma yazma öğrenenler ilk ödev olarak Fidel’e mektup yazarlar. Bu mektuplardan birisinde oldukça yaşlı bir köylü şöyle demektedir Fidel’e: “Hayatımda ilk kez kendimi bu kadar Kübalı hissediyorum”.

Bu örnekler, devrimin okuma yazmayı basit bir kod çözme işi olarak görmediğini gösterir bize. Küba’da okuma yazma eğitimi ve genel olarak eğitim en başından itibaren toplumsal dönüşümün bir parçası olarak ele alınmış ve insanlaşma süreci olarak görülmüştür. Doğru düzgün suyu, elektriği olmayan köylerde sinemadan bahsederken Fidel, bir taraftan da ülkenin en ücra köşelerine sinema götürme çalışmaları yapmaktadır devrimci kadrolar. Küba sinemanın, okumanın, sanatın temel bir ihtiyaç haline geleceği, herkesin kendini onurlu bir toplumun parçası olarak hissedeceği bir ülkeye düşecektir.

Eğitim aynı zamanda bir özgürleşme sürecidir Küba için. Nitekim, Fidel, devrimden okul sayısının arttırılması amacıyla pek çok kışlanın okula dönüştürülmesi kararını“kışlaları okullara dönüştürüyoruz, yani baskıyı özgürlüğe” sözleriyle açıklar.

Geçtiğimiz günlerde “Devrimin dev kalemleri” başlıklı yazıda Küba’da öğretmen eğitimine değinmiştik. Bu yazıda da eğitim sisteminin gelişimine yer vereceğiz

Eğitimi yaygınlaştırma çabaları

Küba’da 6 Haziran 1961 tarihinde kabul edilen “Eğitimi Kamulaştırma Yasası” ile eğitimin temel bir hak olarak tüm yurttaşlara sağlanması devletin sorumluluğu altına alınmıştır. Bu yasaya göre eğitim, kimseye ayrıcalık tanımaksızın, yaş, cinsiyet, ırk, inanç ve yerleşim yeri ayrımı yapılmaksızın her düzeyde ücretsiz bir haktır. Yasayla birlikte, var olan özel eğitim kurumları kamulaştırılmıştır. Bu dönemde Küba’da yaklaşık 10.000 derslik inşa edilmiş, 6-12 yaş arası çocuklarda okullaşma oranı yüzde 90’a kadar yükseltilmiştir.

1962 yılında kurulan Ulusal İşçi-Köylü Eğitimi Ofisi ile tüm yetişkin nüfusun temel eğitime erişmesi hedeflenmiştir. Gece okulları, devam programları, 6.sınıf için savaş gibi programlar bu kapsamda düzenlenmiştir. Gece okullarında bir dersin akışı genellikle şu şekildedir: Yoklama, duvar resimleri üzerinden politika tartışmaları, aritmetik, dil, coğrafya veya fen bilgisi deneyleri, gazete haberleri üzerine tartışma, günlük haberler. Başlıca dersler aritmetik, okuma yazma, doğa tarihi, sosyal bilimler ve hijyendir.

Okula gelmesi zor olan yetişkinler için ise “aile içi okuma toplulukları” oluşturulmuştur. Komşu aileler, bir üst düzeyde öğrenim görmüş olanların ya da kendi grupları dışında bir kimsenin yönetiminde, içlerinden birinin evinde toplanmışlardır. Okumayı alışkanlık haline getirmek bu toplulukların temel hedefi olmuştur. Yetişkin eğitiminde ikinci düzey ise “6. Sınıf için Savaş” adını alan ve yurttaşların ilköğretim derecesini tamamlamasını sağlayacak olan programdır.

Söz konusu yaygın yetişkin eğitimi çabaları sonucunda 1966 yılında 65.500 işçi ve köylü 6. sınıftan, 11.000 işçi ve köylü de temel ortaöğretimden mezun olmuştur. 1968 yılında 500.000 kişi 6. sınıfı tamamlamıştır.

Aynı dönemde okullaşma çabası ise sonraki yıllarda şöyle sonuç vermiştir: 1976 yılında ortaöğretimde 13-16 yaş arası okullaşma oranı (9. sınıfı tamamlayanların oranı) yüzde 75’in üzerindeyken 1978-79 eğitim yılında bu oran yüzde 96,7’ye ulaşmıştır.

Devrimin temel hedeflerinden olan kent ve köy arasındaki eşitsizlikleri giderme çabası sayesinde, 1970-71 eğitim yılında üniversiteye girişlerin yüzde 15’i işçi-köylü okulundanken, 1983-84 eğitim yılında bu oran yüzde 54’e çıkmıştır.

Özel dönem öncesi eğitimin durumu

Eğitimde bilimsel araştırılmaların geliştirilmesine yönelik çabaların sonucu olarak Pedagoji Bilimleri Merkez Enstitüsü kurulmuştur. Eğitim Bakanlığı altında çalışan bu kurum, tüm bilimsel etkinliklerden merkezi düzeyde sorumludur. Söz konusu sorumluluklar, araştırma çalışmalarının ve bilimsel etkinliklerin koordinasyonu, tüm teorik, pratik çalışma ve araştırmalara danışmanlık, müfredat, ders kitapları, ders programları, öğretim yöntemlerinin hazırlanması, denetlenmesi, değerlendirilmesi gibi konuları kapsamaktadır.

1990’ların başında ortalama okullaşma derecesi 8. sınıftı. Her 8 işçiden biri orta düzey teknisyen ve her 15 işçiden biri üniversite mezunuydu. Yükseköğretim Bakanlığı’na bağlı 57 öğretim merkezi ve 70 araştırma merkezi bulunuyordu ve üniversite mezunlarının yüzde 35’i lisansüstü eğitimlerine devam ediyordu.

Özel Dönem:

Ancak Özel Dönem’deki ekonomik kriz ve zorluklar, eğitim alanında da kendini hissettirmiştir. Yapı malzemesi sıkıntısı nedeniyle okullardaki fiziki şartlar bozulmuştur. Yeni okul binaları inşa etmek veya var olan binaların bakımını, onarımını yapmak mümkün olmamıştır. Kağıt, kalem gibi temel kırtasiye malzemelerinin edinilmesinde sıkıntılar ortaya çıkmış, ücretsiz olarak dağıtılan ders kitaplarının yeniden basımı imkansız hale gelmiştir. Bu nedenle var olan kitaplar her yıl yeniden kullanılmaya başlanmıştır. Öyle ki bir sene boyunca kendilerine verilen ders kitaplarını kullanan öğrencilerin, kendilerinden sonra gelen çocukların da bu kitapları kullanabilmeleri için yılsonunda kitap üzerine yaptıkları alıştırmaları silmeleri, bu dönemi simgesi haline gelmiştir

Özel Dönemden çıkış

Özel dönemden çıkmanın işaretlerinin verildiği 1999 yılında ilan edilen ve tüm halkın genel kültüre ulaşmasını hedefleyen “Fikirler Savaşı”, eşitlik yoluyla tam sosyal adaleti sağlama, eğitimi daha nitelikli kılma, herkesin kültüre erişimini sağlama, herkesin yeteneklerini kullanabilmesi ve ortak bir yurttaşlık kültürünün yaratılması anlamına gelmektedir. Bu kapsamda Küba’da yükseköğretimin herkes tarafından erişilebilir hale getirilmesi hedeflenmiştir. Üniversite sınıfları daha yaşlı yetişkinlerin erişimine açılmış, burada öğrencilerin uzmanlar ve tanınmış akademisyenler öncülüğünde bilgi alışverişinde bulunabilmeleri sağlanmıştır.

Eğitim sisteminin günümüzdeki görünümü:

Zorunlu eğitim süresinin 9 yıl olduğu Küba’da nüfusun önemli bir kısmı 12.sınıfa kadar devam etmektedir. Genel Eğitim Sistemi Okul Öncesi Eğitim (6 aylık- 6 yaş),  İlköğretim (6-12 yaş), Temel Ortaöğretim (12-14 yaş), Üniversite Öncesi Eğitim veya Mesleki ve Teknik Eğitim (14-18 yaş) ve Üniversite Eğitimi’nden oluşmaktadır.

Eğitimin diğer seviyelerinde olduğu gibi yükseköğretimde de kitap, diğer öğretim gereçleri, yemek, yurt, servis, tatil yerlerindeki yurtlar parasızdır ve ayrıca öğrenciye harçlık olarak kullanabileceği belli bir miktar para bursu verilir.

Ders dönemine ayrılan 40 haftanın 45 günü politeknik eğitim ilkesi gereği ve özellikle tarım sektöründe olmak üzere, üretim faaliyetiyle değerlendirilmektedir.

Okul dışı etkinlikler

Eğitim sistemine dâhil olarak düzenlenen okul dışı aktivitelerden olan ilgi çemberlerinde de öğrenciler sanat, kültür, bilim gibi farklı alanlarda atölye çalışmalarına katılırlar. Küba eğitim sistemiyle ilgili yazdığı kitapta MacDonald, bu ilgi çemberlerinde, ABD’de ancak üniversite seviyesinde bulunabilen, binoküler mikroskop ve biyoloji materyallerinin öğrencilerin ulaşımına açık olarak bulundurulduğunu ifade etmektedir.

Öğrenci örgütlenmeleri

Küba’da 1. sınıftan 9. sınıfa kadar olan öğrencileri temsil eden “Küba Öncüleri Birliği” (Pioneros) ve orta ve yüksekokul öğrencilerini temsil eden Ortaöğretim Öğrencileri Federasyonu (FEEM) adlı örgütlenmeler bulunmaktadır.

Bu örgütler, öğrencilere, eğitimde karar mekanizmasına doğrudan katılma olanağı sunmaktadır. Pionero’lar ve FEEM örgütleri aşağıdan yukarıya doğru örgütlenerek (şube temsilcileri, sınıf temsilcileri, okul temsilcileri, ilçe temsilcileri ve il temsilcileri gibi) her yıl ulusal düzeyde delege kongreleri düzenlemektedir. Buradaki tartışmalardan çıkan öneriler ve projeler doğrudan Ulusal Meclis’e ve Eğitim Bakanlığı’na yönlendirilmektedir. Bu öğrenci örgütleri toplumsal çalışmalara da katılır.

Sonuç:

Günümüzde her sorunun çözümüne eğitimle başlayan ve “eğitim şart” cümlesiyle parodileşen liberal eğitim tezlerinin aksine Küba’da eğitim sistemi bütünsel bit toplumsal dönüşüm amacının parçası olarak yapılandırılmıştır. Okul öncesi eğitimden itibaren hiçbir mistik düşünceye izin verilmez ve tüm eğitim sürecinden, doğaya, toplumuna karşı duyarlı, emeğe saygılı bir kimlik ve sömürünün nasıl ortaya çıktığına dair farkındalık geliştirilebilmesi, dünyayı materyalist bir şekilde algılayan bireyler yetiştirmesi hedeflenir. Örneğin Evrim öğretimi yalnızca bilimsel bilginin öğretilmesini değil enternasyonalist duyguların geliştirilmesi, ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı bilinç geliştirilmesini de içerir.

Neden eğitim deyince sürekli Küba’ya işaret ediyor ve alternatif olduğunu iddia ediyoruz? Küba’nın okuma yazma seferberliğiyle başlayan eğitim serüveni bugün her yıl eğitim göstergelerinde öne çıkan, başarısı uluslararası örgütlerce de tanınmak zorunda kalan hatta bu örgütler tarafından farklı coğrafyalardaki eğitim problemlerine çare üretmesi için yardım istenen bir ülke haline gelmiştir.

Ortada ne sihirli değnekler, akıllı tahtalar, muhteşem teknolojiler, vardır Sadece, örgütlü bir halk, özgüvenli kadınlar, tevazu sahibi sporcular, öğrenmeyi gündelik hayatın bir parçası haline getirmiş Kübalılar, Afrika’da Ebola ile mücadele ederken Latin Amerika Tıp Günü’nde oğluna “eğer bu hastalığı bugün durdurmazsak daha fazla ölüme sebep olacak ve diğer ülkelere de yayılacak. Küba’daki doktor arkadaşlarımız bilsinler bunu başaracağız ve biz de onlara güveniyoruz, Küba’da başarılı bir şekilde çalıştıklarına ve sağlık göstergelerimizi daha yükselteceklerine güveniyoruz.” diye yazan hekimler vardır.


1) MacDonald, T. H. (2009). The Education Revolution: Cuba’s Alternative to Neoliberalism. London: Manifesto Press

2) Akış, I., Altınışık, N. E. (Ed.) (2016). Evrimin Işığında. İstanbul: Yazılama Yayınevi

3) Carta de un médico a su hijo desde África: Sé que leerás esto en tu escuela, como si yo estuviera a tu lado: http://www.cubadebate.cu/noticias/2014/12/01/carta-de-un-medico-a-su-hijo-desde-africa-se-que-leeras-esto-en-tu-escuela-como-si-yo-estuviera-a-tu-lado/#.WEU0yKKLSRt

4) Leiner, M (2007). 1961 Küba Ulusal Okuma Yazma Kampanyası (Çevirenler: Ahmet Yıldız, Ebru Aylar). Eğitim Bilim Toplum Dergisi, 5 (18)