İyi polis Obama

ABD Başkanı Barack Obama, İran ve Honduras’taki kriz süreciyle ilgili “yumuşak” açıklamalarıyla, George W. Bush döneminin başarısızlıklarından ders çıkardığını ve ABD’nin diğer ülkelere müdahalelerini sessiz ve derinden yapacağını gösterdi.
Cuma, 03 Temmuz 2009 10:30

soL (DIŞ HABERLER) İran'daki seçim sonrası protestoların ardından İran'da Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'a yeterince sert tepki vermediği için ülkesinde eleştirilen, Honduras darbesinin ardından da solcu Devlet Başkanı Manuel Zelaya'yı destekleyen açıklamalar yapan ABD Başkanı Barack Obama, ABD'nin önümüzdeki dönemde ülkelere müdahalesini sessiz ve derinden yapacağını ortaya koydu.

Geçmişte çıkarlarına ters düşen iktidarları devirme konusundaki "başarısıyla" bilinen ABD'nin yeni başkanı, önceki yönetimlerden farklı olarak, diğer ülkelere müdahalenin üzerini örtme konusunda daha dikkatli hareket ediyor.

Obama'nın İran'da seçim sonrası protestolara "üstü kapalı" olarak destek vermesine karşın, ülkede yaşanan olaylar ABD'nin geçmişte Gürcistan, Ukrayna ve bir dizi ülkede açıkça desteklediği "renkli devrimlere" olan benzerliğiyle dikkat çekti. Muhalefetin protestolarına destek veren Obama, Ahmedinejad yönetimini hedef alan sert açıklamalar yapmaktan kaçınsa da, ABD'nin ülkede istikrarsızlık yaratarak rejimi bir tür "kadife devrim" yoluyla değiştirmeye çalıştığı haberlerini önleyemedi. ABD basınında da yer alan birçok haberde de, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı'nın (CIA) 2007'de İran yönetimine yönelik bir istikrarsızlaştırma kampanyası başlatmak amacıyla dönemin ABD yönetiminden yetki aldığı bildirildi. ABD merkezli birçok sivil toplum örgütünün, İran'daki muhalefet lideri Mir Hüseyin Musavi'ye maddi ve siyasi destek verdiği haberleri de basında yer aldı. Tüm bunlardan haberi olmaması imkansız olan Barack Obama ise, İran'ın iç işlerine karışmak istiyormuş gibi görünmek istemediğini söyleyerek, "değişim" konusunda ne kadar samimi olduğunu gösterme gereği duydu.

Darbecilere üstü kapalı destek
Barack Obama'nın Honduras'taki darbeyi kınaması ve Devlet Başkanı Zelaya'yı desteklemesi ise, ABD'nin yıllardır Güney Amerika'da solcu yönetimle yönelik darbele verdiği destek düşünüldüğünde, birçok kesim tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Buna karşın Obama yönetimi barışçıl açıklamaların ötesine geçerek Honduras'taki darbe yönetimine yaptırım uygulama konusunda herhangi bir adım atmadı. Obama, dış ticaretinin yüzde 70'ini ABD'yle yapan Honduras'la ekonomik ilişkileri "şimdilik" askıya almayacaklarını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise, Honduras'taki olayları "darbe" olarak nitelendirmekten kaçındı.

ABD'nin eski Honduras büyükelçilerinden biri olan eski ABD Dışişleri yetkilisi John Negroponte, Clinton'ın açıklamalarının ABD'nin Zelaya'nın ülkesine dönmesi konusundaki isteksizliğini gösterdiğini söyledi. Öte yandan Venezuela'da 2002'de Devlet Başkanı Hugo Chavez'e yönelik başarısız darbe girişimini açıkça destekleyen Honduras'ın ABD Büyükelçisi Hugo Llorens'in darbeden hemen önce darbeci milletvekilleri ve askeri yetkililerle görüştüğü ortaya çıktı. Honduras Dışişleri Bakanı Patricia Rodas'ın da, darbeden sonraki ilk birkaç saat içerisinde askerlerce gözaltına alınmadan önce defalarca Llorens'le temas kurmaya çalıştığı, ancak çağrılarına yanıt alamadığı bildirildi.

Darbeyi gerçekleştiren Honduras askerlerinin büyük bölümünün ABD tarafından eğitildiği ve Honduras ordusunun ABD'yle geçmişten gelen bağları düşünüldüğünde, Başkan Barack Obama'nın "iyi polis" rolüne soyunduğu, ancak darbe planlarını gayet iyi bildiği ve desteklediği görülüyor.