Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

Yükseköğretimde yasal karmaşa!

AKP sözcüsü Ömer Çelik’in 25 Mayıs’ta, bu son kararın ‘kamu yararı’ gözetilerek verildiğini açıklaması da insanı şaşırtıyor. 21 Mayıs’ta olmayan kamu yararının 24 Mayıs’ta nasıl ortaya çıktığını anlamak kolay olmuyor!

Yayın Tarihi: 05.06.2026 , 09:39 Güncelleme Tarihi: 05.06.2026 , 09:40

İki hafta önce İstanbul Bilgi Üniversitesi (İBÜ) üzerinden yaşananlar, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası ile bu yasanın uygulanma biçimini yeniden gündeme getirdi. 

Bu bağlamda İBÜ son yıllarda belirli bir niteliği yakalamışsa da, yasal açıdan sorgulanan bir geçmişi bulunuyor. 

Bilindiği gibi Anayasa’ya göre vakıflar, kâr amacı gütmeyen üniversite açabiliyor. İBÜ de, 7 Haziran 1996’da Resmi Gazete'de yayımlanan yasa ile Latif Mutlu tarafından 1994’te kurulan Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı'nın girişimiyle kuruluyor. Bu üniversite, Portsmouth Üniversitesi ve Londra Ekonomi Okulu gibi yurt dışı kurumlarla işbirliği yaparak öğretime başlıyor! Haliç kıyısındaki Osmanlıdan kalma Silahtarağa Elektrik Santrali, AKP tarafından 2004’te bu üniversiteye tahsis ediliyor. 

İBÜ, Kasım 2006’da, bir Amerikan kuruluşu olan Laureate Education Inc.’ın yönetimine giriyor! 22 Kasım 2006 tarihli Yeni Şafak gazetesine göre ise, Amerikalılara satılıyor! Bu gelişim üzerine 1995-2003 yılları arasında YÖK başkanlığı yapan Prof. Dr. Kemal Gürüz, “Bilgi'nin Türkiye Cumhuriyeti'nin kanunlarına karşı ikinci emrivaki girişimi. Hatırlarsınız, ilki, o zaman kamuoyunda ‘korsan üniversite’ olarak nitelendirilen ISIS girişimiydi. Ben o dönemin YÖK Başkanı olarak, Bilgi'nin bir vakıf üniversitesine dönüşmesinin önünü açarak kendilerine yardımcı ve destek oldum. Bilgi'nin bugünkü bu girişiminin hedefi ise, artık kanunlar değil, doğrudan Anayasamız” (Güçlü, 2006: 19) diyor. Bu ifadeden bir yandan K. Gürüz’ün yasalara aldırmayıp İBÜ lehine davrandığı anlaşılıyor. Öte yandan da Anayasa karşıtlığı bir durum olsa da, yetkililerin bunu göz ardı ettiklerini düşündürüyor!

Odatv’ye göre (22 Mayıs 2026), Ergenekon-Balyoz kumpaslarının yaşandığı dönemde, Murat Belge, Mete Tunçay, Asaf Savaş Akat ve Soli Özel gibi liberal kişiler İBÜ kadrosunda yer almış. Liberal, askeri vesayet karşıtı ve ikinci cumhuriyetçilerin buluşma alanına dönüşmüş. Laureate Grubu ile işbirliği sonrasında 80 kadar üniversiteyle işbirliği yapılmış olsa da, bu grubun bazı pazarlardan çekilmesi üzerine İBÜ’nün satışı gündeme gelmiş.  

Anayasaya göre kâr amacı gütmeyen bir vakıf üniversitesinin satışının söz konusu olmaması gerekirken, Can Holding bu üniversiteyi 2019 yılında 90 milyon dolara satın alıp Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı'na destek olmuş! Can Holding’e karşı başlatılan soruşturma kapsamında, üniversitenin hakları 11 Eylül 2025’te Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmiş. 

Nedense bu devirden 14 ay sonra 22 Mayıs 2026 günü Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile İBÜ’nün faaliyet izni kaldırılıyor. 

Böylesi bir karar, bir bakıma üniversitenin, bir eğitim kurumu olarak değil de, alınıp satılan bir şirket olarak algılandığını gösteriyor. Bu karar alınırken üniversitedeki idari personelin, 1.000 kadar akademisyenin ve 22.000 kadar öğrencinin birer meta durumuna düşmesi, kabul edilebilir bir durum olmuyor. ‘Eğitim’ anlayışıyla da bağdaşmıyor.

Bu karar sonrasında İBÜ’deki öğrencilerin, garantör durumunda olduğu söylenen Mimar Sinan Üniversitesi’ne aktarılacağının açıklanması da, on bin kadar öğrencisi olan Mimar Sinan Üniversitesi’nin buna ek olarak 22 bin öğrenciyi nasıl alacağı sorusunu gündeme geliyor. 

İBÜ’nün faaliyet izninin kaldırılması, 15 Temmuz 2016 Fetöcü darbe girişimi sonrasında, 23 Temmuz 2016’da 667 sayılı OHAL Kanun Hükmünde Kararname ile 15 vakıf üniversitesinin, kapatıldığını akla getiriyor! O zaman 15 vakfın çalışanları Fetöcü sayılıp işten atılmışlarken İBÜ çalışanlarına ne olacağı konusunda bir açıklama yapılmıyor!  

22 Mayıs 2026 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı'nda, “Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11. maddesi gereğince” dendiğinden ilgili yasa maddesine göz atanlar, şaşırıyor. Çünkü yükseköğretim yasasında 1983 yılında kabul edilen Ek 11. maddenin ilk paragrafında, “Vakıflarca kurulacak yükseköğretim kurumlarında, beklenen eğitim – öğretim düzeyinin yetersizliğinin Yükseköğretim Kurulunca tespit edilmesi ve durumun düzeltilmesi için gerekli uyarı ve önerilerin sonuçsuz kalması halinde bu kurumun faaliyeti Yükseköğretim Kurulunca durdurulur” diyor. Bu durumda, 23 Temmuz 2016’da 15 vakıf üniversitesinin OHAL kararıyla kapatılması, yasal açıdan tartışmalı oluyor! 

Şaşkınlık 11. ek maddeye yapılan eklemeleri görünce daha da artıyor. Çünkü bu Ek 11. maddeye 2014, 2016, 2018, 2020, 2023 ve 2025 yıllarında 15 kadar ek fıkra eklendiği görülüyor! Bu 11. ek maddenin üçüncü paragrafında yer alan ve 20 Ağustos 2016’da kabul edilen Ek fıkrada ise: “Yapılan denetimler sonucu faaliyet izninin kaldırılmasını gerektiren durumlar tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları ile kurucu vakıflarına kayyım atanan vakıf yükseköğretim kurumlarının faaliyet izni, Cumhurbaşkanı kararı ile kaldırılır” diyor! Bu maddeye göre, nasıl oluyorsa bir vakıf üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılması için herhangi bir neden göstermek gerekmiyor!!!

Ek 11’inci maddede, vakıf üniversitelerinin çalışma iznini iptal yetkisinin hem YÖK’e hem de Cumhurbaşkanına verilmiş olmasının ne anlama geldiğini hukukçulara sormak gerekiyor. 

Bu arada 2547 sayılı yasayı gözden geçirenler, bir başka şaşkınlıkla karşılaşıyor: Anayasa Mahkemesi’nin 2547 sayılı yasada yapılan onlarca değişikliği iptal ettiği, 1985, 1987, 1999 ve 2007 yılları dışında 2547 sayılı yasanın her yıl ve bazen de aynı yılda birkaç kez değiştirildiği görülüyor. Bu denli değişikliğe uğramış olan bir yasanın, yasal niteliğini herhalde sorgulamak gerekiyor.
  
Cumhurbaşkanlığı Kararı üzerine, yüksek bedeller karşılığında İBÜ’ye girmiş çoğu varlıklı öğrenciler, anında üniversiteyi işgal ediyor. Polis işgalcilerle uğraşırken, 24 Mayıs 2026 tarihli bir başka Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “Yükseköğretim Kurulu’nun yazısı üzerine, 21 Mayıs tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararı yürürlükten kaldırılıyor.”

AKP sözcüsü Ömer Çelik’in 25 Mayıs’ta, bu son kararın ‘kamu yararı’ gözetilerek verildiğini açıklaması da insanı şaşırtıyor. 21 Mayıs’ta olmayan kamu yararının 24 Mayıs’ta nasıl ortaya çıktığını anlamak kolay olmuyor!

Bu karar değişikliği, insana ister istemez, “Varlıklı kesimin tepkisi mi etkili oldu” dedirtiyor!

Şimdilik İBÜ kurtulmuş olsa da, yükseköğretimin bırakın yönetimini yasal hali bile insana umut vermiyor. 

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları