Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

LGS 2025

Ülkemizde her yıl nüfusun artmasına karşın, LGS’ye başvuranlarla sınava girenlerin sayıları son yıllarda azalıyor. Bakanlığın nitelikli eğitime de önem vermediği anlaşılıyor.

Yayın Tarihi: 24.07.2025 , 23:16 Güncelleme Tarihi: 25.07.2025 , 00:05

Bu yıl LGS’ye 1.010.916 kişi başvurmuş, ancak sınava 963.142 kişi (%95,27’si) katılmış. Ülkemizde her yıl nüfusun artmasına karşın, LGS’ye başvuranlarla sınava girenlerin sayıları son yıllarda azalıyor (Çizelge 1). Bu durumu dert etmesi, soruna çözüm araması gereken bakanlık ise hiç umursamıyor; belki de seviniyor!!! 

ro
Çizelge1. LGS’ye başvuran, giren ve girmeyen sayıları 2022-2025

Bakanlığın nitelikli eğitime de önem vermediği anlaşılıyor. Bakanlığın "nitelikli" dediği liselere alacağı öğrenci sayısını bu yıl 9 bin (%5) kadar azalttığı görülüyor (Çizelge 2). Kontenjan sınırlaması imam hatiplerle meslek liselerinde değil de daha çok Anadolu ve Fen liselerinde yapılıyor.  

ro
Çizelge 2. Sınavla öğrenci alacaklLise türleri ve kontenjanları 2022-2025

Bakanlığın aymazlığı öğrenci sayıları ile sınırlı kalmıyor. Bu yıl, bakanlığın gerçekleştirdiği LGS’de görülmemiş bir durum yaşanıyor: İlk kez, tam puan alan öğrenci sayısı 719’a ulaşıyor. Bu sayının büyüklüğü, geçmiş yıllarda tam puan alan öğrenci sayılarıyla karşılaştırıldığında, okullarımızın niteliği ile sınavın güçlük derecesi göz önüne alındığında, insanda kuşku uyandırıyor. Bu sınavda imam hatip ortaokullarının beklenmedik düzeyde başarı göstermeleri ve milletvekili Turan Çömez’in iddiasına göre, LGS’ye giren imam hatip ortaokulu mezunu öğrenciler içinde, Bursa’daki bir okulda 36, Antalya’daki bir okulda 6 ve Trabzon’da bir okulda da 4 öğrenci tam puan almış olması kuşkuları artırıyor. Hele hele AKP iktidarında 2010, 2011 ve "Fetöcü" darbe girişiminden sonra 2016’da meydana çıkan sınav yolsuzluklarını anımsayanlar için, durum kuşkunun da ötesine geçiyor. 

Bakan Yusuf Tekin önce, LGS’de bir yolsuzluk olmadığı hakkında, “Geri zekalıya anlatır gibi tane tane anlatıyoruz. Ama yetinmiyorlar, hâlâ devam ediyorlar” deyip eleştirilere aldırmayıp eleştirenleri geri zekalı yapıyor. Ancak bakıyorsunuz sorun yok diye yırtınan bakan, sonra bakanlığın Bilgi İşlem Genel Müdürü’nü görevden alıyor, ardından da “29 kişi görevden uzaklaştırıldı” açıklamasını yapmak zorunda kalıyor.

Genel müdürün görevden alınması ve soruşturmaların başlatılması, gerçekten LGS’nin bir yolsuzluk yumağına dönüştüğünü gösteriyor. Demokratik ülkelerdeki alışılmış davranışlara (teamüllere) göre, böylesi tüm ülkeyi ilgilendiren konularda bir yolsuzluk olduğunda, en üstteki görevlinin, bu olayda da bakanın, istifa etmesi gerekiyor. Bakan, genel müdürü görevden alarak sorumluluktan kurtulduğunu sanıyor. 

Böylesi sınavlarda ortaya çıkan yolsuzluklar, genelde sınav sorularını hazırlayan, sınav kitapçıklarını basan ya da bu kitapçıkları sınav merkezlerine götürenlerle ilişkili olabiliyor. Beklenmedik sayıda öğrencinin sınavda tam puan alması ise, sınavdan önce öğrencilerin bu sorular üzerinde çalıştırıldıklarını, sınav sırasında birilerinin onlara yardım ettiğini ya da bu öğrencilerin cevap kağıtlarıyla oynandığını akla getiriyor. Bu nedenle genel müdürün böylesi bir eylemde yer alması çok küçük bir olasılık olduğundan onun görevden alınması, bir bakıma olayın üstünü örtme çabası- esas yolsuzluğun ortaya çıkmasını engelleyen- bir girişim oluyor.

Bu bağlamda bir başka çarpıklık ise bir profesörün, görevden alınan genel müdürün bir suçu olup olmadığı ortaya çıkmadan, onun yerine atanmayı içine sindirebilmesi oluyor.

LGS sonuçlarına nasıl bakarsanız bakın, iki konu netlik kazanıyor: İmam hatipler başarılı okullar olarak öne çıkarılarak gericiliğin prim yapması sağlanıyor. LGS’de diğer okullardan daha başarılı olan özel okul sahipleri için de, gelecek yıl okul ücretlerini çok daha büyük oranlarda artırma fırsatı doğuyor, piyasacılık yaygınlaşıyor.

Gericilik ve piyasacılık palazlanırken, kabak yoksulun başında patlıyor: Yoksul ister istemez imam hatibe yöneliyor, açık liseye gidiyor ya da öğrenim yaşamını sonlandırıyor.

Oysa çözüm basit: Zorunlu eğitimde, herkese eşit eğitim fırsatı ve olanağı sunmak için, okul ayrımını kaldırmak ve ilköğretimden ortaöğretime geçişte de sınav yapmamak. İsteyene, zorunlu eğitim sonrasında istediği alanda okuma fırsatı sunmak.

[email protected]

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları