Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Rıfat Okçabol

Rıfat Okçabol

Gerici tonlar (IV): Osmanlı/padişahlık özlemi

Kişinin kendi iradesini kullanma özgürlüğünden vazgeçip padişahlığı özlemesini, yurttaşlık yerine tebaa olmayı istemesini anlamak mümkün değildir. Devleti yönetecek kişileri seçme hakkından vazgeçip geçerliliğini yitirmiş uygulamalar istenmesi gericiliktir.

Yayın Tarihi: 07.05.2026 , 23:37 Güncelleme Tarihi: 08.05.2026 , 00:03

Bilindiği gibi ülkemizde insanı şaşırtan durumlar hiç de az değildir. Böylesi durumlardan biri de 100 yıllık cumhuriyet sistemine karşın, hâlâ cumhuriyet karşıtı olup Osmanlı'yı/padişahlığı özleyenlerin bulunmasıdır.

Osmanlı ve padişahlık, olumlu ve olumsuz uygulamalarıyla bizim geçmişimizdir; ancak günümüzün değerleri bağlamında Osmanlı'nın ve padişahlığın özlenecek bir yanı da yoktur. Osmanlı, Anadolu beyliklerinin çoğunu, tüm Arap dünyasını ve de Viyana’ya kadar olan Balkanları savaşarak ele geçirmiştir. Bu savaşlarda öldürülenlerin çoğu doğuda Türkler dahil Müslüman halklardır; Batı'da ise Hıristiyanlardır. Savaş, işgal, ganimet uygulamaları o yılların geçerli uygulamaları olsa da, İsrail’in Gazze, İran ve Lübnan’a, ABD’nin de İran’a saldırılarında görüldüğü gibi, günümüzde bu tür uygulamaların övünülecek bir yanı yoktur. Ayrıca Osmanlı'nın,

  • Karamanoğulları ve Memlukler Türkçeye önem verirken, anadili yerine Arapça ve Farsçaya önem verip Osmanlıca gibi yapay bir dil kullanması;
  • Savaşlarda Hıristiyan çocukları devşirmesi,
  • Matbaa kullanımını Müslümanlara yüzyıllarca yasaklaması;
  • Hıristiyanlara gösterdiği hoşgörüyü Alevilerden esirgemesi;
  • Toplumun eğitimine önem vermemesi;
  • Amerikalılara, Fransızlara, İtalyanlara, … kendi okullarını açma izni vermesi ve bu okulların yıllarca misyonerlik faaliyetlerini yürütmesi;
  • 1839’a kadar kızlara sıbyan mektebi sonrasında okuma hakkı vermemesi;
  • Erkeklere dört kadınla evlenme ve çocuk yaştakilere evlenme izni verilmesi;
  • Müzik dışında güzel sanatlara pek önem vermemesi;
  • “Avrupa’nın hasta adamı” haline gelmesi;
  • Borç batağına saplanması ve borcunu ödemek için yabancıların denetiminde olacak Düyun-ı Umumiye’yi kurması;
  • Ancak 1914’te kızlara üniversiteye gitme hakkı tanıması;
  • Selanik ve Kavala gibi şehirleri, neredeyse tek kurşun atmadan terk etmesi;
  • I. Dünya Savaşı’na girmesi, …

hiç de övünülecek ya da özlenecek konular değildir.

Padişahlık da, günümüzde hayranlık uyandıracak bir unvan ya da yönetim şekli değildir. Padişahların,

  • Hiçbir yeteneği olmasa da hanedanın erkek çocuklarından seçilmesi;
  • Astığı astık kestiği kestik olması, istediği kişiyi istediği makama getirmesi ya da azletmesi, öldürtmesi; hiçbir kişi ya da kurum tarafından denetlenememesi;
  • 5-10 eşe ve de 15-20 cariyeye sahip olması; 
  • Padişahlığını korumak için erkek kardeşlerini, oğlunu, torununu bile öldürmesi;
  • Halk sefalet içinde yaşarken şaşaalı bir yaşam sürmesi;
  • Osmanlı'nın son yıllarında Avrupa’nın oyuncağı haline gelmesi, 
  • Ülkeyi düşman işgalinden kurtarmak için harekete geçen Mustafa Kemal ve arkadaşları için idam fermanını imzalaması;
  • İngilizlerin 16 Mart 1920’de, ülkenin sınırlarını da içeren barış koşullarını belirleyen Misak-ı Milli’yi kabul eden son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nı basıp bazı milletvekillerini tutuklaması;
  • Bu meclisin 11 Nisan 1920’de tamamen kapatılması;

hiç de övünülecek ya da özlenecek durumlar değildir. Üstelik son padişah Vahdettin de, ülke düşman işgalinden kurtarılınca işgalcilerin zırhlısıyla yurt dışına kaçmıştır.

Osmanlı'da ve padişahlıkta halk, tebaadır ve padişahın iradesine bağımlıdır. Türkiye gibi, halk egemenliğine dayalı cumhuriyetlerde ise, halk tebaa değil özgür yurttaştır. Yurttaşlar kendi iradesiyle, devleti yönetecek kişileri seçmekte, beğenmediğinde de seçtiği kişileri değiştirebilmektedir. Cumhuriyet rejiminin bu niteliği nedeniyle, örneğin Bursalı Celal Bayar,  Ispartalı S. Demirel, Malatyalı Turgut Özal, Kayserili Abdullah Gül ve Rizeli R. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı, Tansu Çiller başbakan ve onlarca kadın da bakan olabilmişlerdir. Yarınlarda da bir kadın cumhurbaşkanımız olabilir. Osmanlı, padişahın fermanıyla savaşa girerken, cumhuriyet rejiminde savaş kararını halkın seçtiği meclis verebilmektedir. Osmanlı'da kadılar padişah adına karar verirken, cumhuriyet rejiminde mahkemeler halk adına ve mecliste kabul edilen yasalar çerçevesinde karar vermektedir.

Tüm bu gerçekler düşünüldüğünde, kişinin kendi iradesini kullanma özgürlüğünden vazgeçip padişahlığı özlemesini, yurttaşlık yerine tebaa olmayı istemesini anlamak mümkün değildir.

Kişinin elde ettiği haklara sırtını dönüp bu tür geçerliliğini ve değerini yitirmiş isteklerde bulunması, Osmanlı hanedanının bir üyesi değilse, ancak gerçek dışı söylemlerle koşullandırılmış olmasıyla mümkündür. Bu bağlamda kişilerin devleti yönetecek kişileri seçme hakkından vazgeçip geçerliliğini yitirmiş uygulamaları istemesi gericiliktir. Kimilerini gerçek olmayan söylemlerle bu yönde koşullandırmak ise daha da tehlikeli nitelikte olan gericiliktir.

Bu bağlamda, cumhuriyet rejiminde devleti yönetenlerin bu tür gerçek dışı öğretilere göz yummasını anlamak da mümkün değildir.      

[email protected]

Rıfat Okçabol 'ın Son Yazıları