Rıfat Okçabol
Kendini bitiren kurumlardan biri: YÖK (IV)!
Yayın Tarihi: 28.01.2021 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 29.01.2025 , 11:27
Sanayinin geliştirilmesi amacıyla 8 Haziran 2017’de çıkarılan 7033 sayılı yasa ile Yükseköğretim Kalite Kurulu; Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu ve Meslek Yüksekokulları Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur. İlginçtir Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), bu üç kurulda da temsil edilmektedir. Yalnız ilk kurulda (nasıl seçilecekse) bir öğrenci temsilcisi varsa da, bu kurulların hiçbirinde emekçilerin ve akademisyenlerin temsilcisi yoktur. Bu kurullar, TOBB ve öğrenci temsilcileri dışında iktidarın atadığı kişilerden oluşmaktadır; bağımsız kurullar değildir. Ayrıca TOBB’un yandaş bir kuruluş olduğu ve öğrenci temsilcisinin de “Kayyım rektör istemiyoruz” diyen öğrencilerden olmayacağı da bellidir.
Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu, yükseköğretim alanındaki istihdam odaklı politikaların oluşturulması ve geliştirilmesi ile buna bağlı yeni açılacak eğitim programları ve kontenjanlarının planlanmasına yönelik süreçlerde görüş ve öneride bulunacaktır. Bu işi yapacak kurul, YÖK başkanının başkanlığında, Bilim Sanayi ve Teknoloji, Kalkınma, Maliye, Milli Eğitim, Sağlık bakanlıkları ile Strateji Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve TOBB’un gelecek birer üyeden oluşacaktır. Eğitim programları hakkında öneri yapacak bu kurul, ‘eğitime’ değil, iktidarın beklentilerine öncelik verecek şekilde yapılandırılmıştır. Bu danışma kurulunun 3,5 yılda yaptığı hizmet ise bellidir: 1)Yükseköğrenim mezunu gençler arasındaki işsizlik oranı, en az ikiye katlanmıştır; 2) Bu kurul tüm akademisyenlerin tepkisini çeken açıköğretim fakültesinde psikoloji programının açılmasını önermiştir. Meslek yüksekokullarının sanayinin hizmetinde olması yetmezmiş gibi, YÖK de devreye sokulmuştur. Yekta Saraç’ın YÖK’ünden de bir itiraz gelmemiştir.
YÖK, 2019’da 53 sayfalı ‘Türkiye Yükseköğretim Sistemi’
Silahlı kuvvetlerin Suriye’nin İdlip kentine müdahale hazırlığı üzerine ABD Türkiye’ye geliş-gidiş sınırlaması getirmiş (Sözcü, 29 Eylül 2017), 29 Haziran 2018’de de bu durumu güncellemiştir. Y. Saraç bir YÖK heyetini, “Türkiye’nin bölgesindeki kültürel ve bilimsel ortama yaptığı katkıları muhataplarına anlatmak için
Bu YÖK heyeti, Boğaziçi ve Koç üniversitelerinin rektörleri, YÖK üyesi Prof. Dr. Zeliha Koçak Tufan ile ODTÜ’den bir tarih profesöründen oluşmuştur. Haydi, bu heyette AKP’lileşmiş bir kurum olan YÖK üyesinin olmasını anladık desek de, diğer akademisyenlerin bu işi neden kabul ettiğini anlamak mümkün değildir. Bu gezinin anlamsızlığı, ABD’den siyasal istekte bulunulmasından da, ilgisiz kişilere yükseköğretimle ilgili bilgi verilmesinden de bellidir. Bu arada heyet herhalde “Harp okullarıyla birlikte 15 üniversiteyi kapattık, 5 bin akademisyeni meslekten çıkardık, barış bildirisini imzalayan 1.128 akademisyeni doğduğuna pişman ettik, demokratik haklarını kullanıp gösteri yapan her öğrenciyi copladık ve canımızı çok sıkanları da gece yarıları derdest edip tutukladık” açıklamasını yapmışlar mıdır? Hayır! ‘Yeni YÖK’ün, iktidarın her istediğini aynen yerine getiren bir kuruma dönüştüğünü de anlatmamışlardır. Heyet bunları anlatamadıysa, ne anlatmıştır? Bilinmiyor!
YÖK, 2018 vakıf raporundan sonra, ‘Vakıf Yükseköğretim Kurumları 2019 Raporu
Bu vakıf raporları, “Bu raporları yazanların başka işi yok mu?” sorusunu akla getiriyor.
Bu raporlar, bilim ve toplum açısından ‘Yeni YÖK’ün halinin, hiç de iç açıcı olmadığını gösteriyor.