2016’dan 2017’ye

30/12/2016 Cuma
2016’dan 2017’ye

2016 yılına, Şarkışla’daki Alevi köylerinde yurttaşlara, ‘’Köyde cami neden yok, niye namaz kılmıyorsunuz’’ soruları yönelten sarıklı/cüppeli kişilerle girmiştik. 2016’da, dinsel yaşamı dayatan ve aşağıda örneklenen olayları yaşadık.

Ocak ayına, İstanbul’da kireşe giden 5 yaşındaki çocuğun, kısa kollu giyinen annesine, ‘Anne çıplaksın git üzerine bir şey giyin, böyle günah’ demesiyle başladık. Adalet bakanlığı sözlü sınavında, “Bir kirpinin yaklaşık kaç tane iğnesi vardır? Necip Fazıl Kısakürek’in hocası kimdir?” gibi sorular soruldu. Cumhurbaşkanı, “Bu suça ortak olmayacağız” diyen akademisyenlere,  "Ey aydın müsveddeleri, sizler karanlık ve cahilsiniz" dedi. TÜRGEV,  'bütün okulları İmam Hatip'e çevirme toplantıları' başlattı.

Şubatta, yurtlarda öğrencilere, imamlarla “manevi rehberlik hizmeti” verileceği açıklandı. İstanbulda bir ilçe eğitim müdürü, okullara gönderdiği yazı ile öğrencileri anasınıfı yerine Kuran kurslarına yönlendirdi. Star gazetesi yazarı, köşesinden "hilafet" çağrısında bulundu.

Martta, Diyanet, medreselerin yeniden açılmasını istedi. Karaman Ensar’daki kitlesel tecavüz olayı, bir kadın bakana göre, “münferit bir hadise” oldu. İlahiyat profesörü rektör olarak atandı. Bir ilahiyat dekanının, cinsel ilişkiye giren bir kişinin, ilişki sırasında "hocasını, şeyhini hatırlaması durumunda, doğacak çocuğun bereketli ve güzel ahlaklı doğacağını” yazdığı ortaya çıktı.

Nisanda, bir kan merkezine, “Bayanlardan kan alınmamaktadır”duyurusu asıldı. Bir lisede öğrencilere, "Biz ümmetiz, aşk beş vakittir' kokartları taktırıldı. TBMM başkanı, Laikliğin anayasada olmamasını istedi. Enerji Bakanı, bekarlığın nükleerden daha riskli olduğunu açıkladı. Mersin'de müftülük görevlileri, anaokullarında ölümü anlatıp "cenneti" övdüler. Yabancı dil öğretmen adayına sözlü sınavda, “Çocuklara hiç ilahi ögrettin mi? Şarap ve kilise kelimelerini nasıl öğretiyorsun” gibi sorular soruldu. Bir ilçe eğitim müdürü, resmi yazıyla, kız öğrencilerin, kadınların neden türban takması gerektiğini anlatan Emine Şenlikoğlu'nun konferansına götürülmesini istedi. Üniversitedeki öncü şahsiyetler dersinde, Mısır’da idama mahkum olan Müslüman Kardeşlerin lideri Mursi anlatıldı. Bakanlığın hazırladığı 11. sınıf tarih dersi taslak programında, vahiy, hikmet, cihat ve İslam’da varoluş gibi konulara yer verildi.

Mayısta, Mardin'de, kaymakam ve Cumhuriyet Başsavcısının da izlediği bir kreşin dönem sonu töreninde, çocuklara dinsel ritüellerden oluşan gösteriler ve temsili Kabe tavafı yaptırıldı. Bir Üniversitede, "Hz. Peygamberin İzinde Bir Gençlik" konferansı yapıldı. TÜBİTAK’ın “Dua ve tatlı sözlerle yetiştirilen bitkinin daha hızlı geliştiğini iddia eden Tatlı Kelam; Cuma namazının sosyalleşmeye ve toplumsallaşmaya etkisi; Tebessüm ve selamın temiz dünyalara etkisinin araştırılması” gibi projelere önem verdiği anlaşıldı.

Haziranda, bir lisesnin mezuniyet törenine, ilçe müftüsü konuşmacı olarak davet edildi. Bir ilkokul müdürü, “İftar Programı” daveti yaptı. Bir başka müdür, "Ramazan'da bu okulda yemek yiyemezsiniz. Ermeniler bile sizden saygılı" dedi. Öğretmen sendikasının bir şubesi, kentteki çatışmalardan olumsuz etkilenen çocukların "Kuran kurslarına” gitmesini, bir başka şubesi de, “Karma eğitim dayatmasına son verilmelmesini” istedi. Başsavcılık, hâkim, savcı ve yargıçları davet ettiği Kuranıkerim tilavinde Çağlayan koridorlarını halılarla kaplattı. Ataşehir’de yargıç ve savcıların yaşadığı Batı Adliye Lojmanlarına asılan bir ilanla merdiven altı kuran kursunun açıldığı duyuruldu. Bir ilçe milli eğitim müdürü, iftar yemeğine katılmayan aday ve danışman öğretmenlere soruşturma açtı. Bir imam hatip lisesinin tanıtım videosunda, "İmam hatipli olmak iffetli olmaktır" dendi. 28 Haziran 2016 tarih ve 6721 sayılı Türkiye Maarif Vakfı Kanunu Kabul edilerek, milli eğitime alternatif bir yapı oluşturuldu; Anayasaya göre değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek olan 430 sayılı Öğretim Birliği Kanunu resmen delindi.

Temmuzda, TBMM başkanı, "Müslümanın laik düzende din ve kültürünü koruması zor. En uygun düzen şeriata dayalı düzendir" dedi. Bakanlık çalıştayında, dini öğretimin 2 yaşında başlaması, Kuran dersinin zorunlu olması ve imamlar ile öğrencilerin daha sık buluşturulması istendi. Diyanet, anaokulu açmaya karar verdi. 15 Temmuzda, Cumhurbaşkanı’nın “Allahın lutfu” olarak karşıladığı bir darbe girişimi oldu. Darbeciler, AKP iktidarıan son verip kendi din devletini kuracaklardı. Darbe girişimi sonrasında, 2015 Haziran genel seçilerinden bu yana ülkenin yaşadığı olağanüstü durum, resmen OHAL oldu. OHAL, AKP’nin kalıcılığını sağlamaya ve din devletini yapılandırımaya dönüştü.

Eylülde, adli yıl açılışı, Cumhurbaşkanlığı mekanında yapıldı ve hakim ve savcılar Cumhurbaşkanı’nı ayakta alkışla karşıladı. Bir özel lise öğretim yılına Kuran okuyarak başladı. TBMM başkanlığı, II. Abdülhamid anması yapma kararı aldı. Okullar, “15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri Anma” etkinlikleriyle açıldı. Sözleşmeli öğretmenlik için başvuru yapan adaylara, “Köyünüzde cami var mı? Hangi sendikaya üye olmayı düşünüyorsunuz? Charles Darwin’e inanır mısın?” gibi sorular soruldu.

Ekimde, hükümet sözcüsü Kurtulmuş, “Dergah ve medreseleri yeniden inşa edelim” dedi. Hazırlanan ders kitabına göre öğrencilerin, "Allah'ı seviyorum, İslam benim dinimdir, İslam uğruna" gibi konuları işleyerek Arapça öğrenecekleri anlaşıldı. İstanbul Müftüsü, "Camiler Haftası"nda bir üniversitede konuşup "Kuran merkezli eğitimi" önerdi. Bir ilahiyatçı, kadın öğrencilerine, "Derslere başı açık girdiğimizde 'sizin yüzünüzden melekler derse gelmiyor'” dedi. Bir lisenin "Değerler Eğitimi" panosuna, "Nasuh Tövbesi" başlığıyla bir metin asıldı. Bazı cumhuriyet başsavcılarının, “FETÖ mensuplarının örgüte girerken ettikleri yeminin geçersiz olup olmayacağını” Diyanete sordukları ortaya çıktı. Talim ve Terbiye Kurulu başkalığına bir ilahiyatçı atandı. Bir çocuk parkına, "Namaz kılmazsanız yanarsınız" mesajı içeren afişler asıldı.

Aralıkta, bir ilde imamların öğretmenlere eğitim vermesi protokole bağlandı. Bazı hastanelerin bahçe ve koridorlarında Said Nursi imzalı "Hastalık bir definedir; Hastalık güzel bir şey olmasaydı Hâlık-ı Rahim hastalıkları vermezdi" gibi ifadeler içeren bir broşür dağıtıldı. İstanbul’da cin hastanesi açıldı. Dua ederek zayıflamayı vaat eden bir kitap yayınlandı.

2017’ye ise, Diyanetin fal bakmayı yasaklayan fetvasıyla, Cumhurbaşkanı’nı, yürütmeyi yürütecek, yasama ve yargı mensuplarını atayacak başkana dönüştürme çabalarıyla ve milli eğitim müdürlerinden peş peşe gelen, “yılbaşı hediyeleşmesi, çam süslemesi gibi yeni yıl etkinliklerinin yapılmaması” istekleri ve yasaklarıyla giriyoruz.

Ancak yine de yeni yıla umutla gireceğiz. Çünkü Haziran mezuniyet törenlerinde ya da tören sonrasında tüm Türkiye’de, “Yandaş Değil, Çağdaş İdare” isteklerini dile getiren liseli gençler var; laik, bilimsel ve barşçıl bir ülke isteyen insanımız çok. Bu nedenle biliyoruz ki, bu devran böyle gitmeyecek akıl kazanacak, insanlık ve barış kazanacak.

[email protected]

ÖNCEKİ YAZILARI