Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Orhan Gökdemir

Orhan Gökdemir

Devletlu hırsız!

Hırsızlar iktidar olunca devlet de mafyalaşır. Cumhuriyeti silik ve demokrasisi düşük kapitalist düzen bir hırsızlar iktidarı ve bir mafya devletinden ibarettir. Bakmayın devletlu hırsızların afra tafralarına; zamanlarının ve düzenlerinin sonuna yaklaşıyoruz.

Yayın Tarihi: 15.08.2025 , 18:57 Güncelleme Tarihi: 16.08.2025 , 12:51

Cumhuriyet silinmişse ve sermaye düzeninde demokrasinin bir ham hayal olduğu ortaya çıkmışsa düzenden geriye kalana ve elindeki baskı aygıtına ne ad vereceğiz?

Pek çok öneri var. Ahbap-çavuş kapitalizmi, yandaş kapitalizmi ya da eş dost kapitalizmi bunlardan biri. Bir “kapitalist girişimin” başarısının sermayedarla hükûmet arasındaki yakın ilişkilere bağlı olduğu, sermayedarın işlerini, siyasal iktidar ve bürokratlarla olan ilişkilerine dayanarak yürüttüğü sistemi işaret ediyor. Demek ki piyasa, artık tek başına kapitalist bir girişim için düzenleyici bir mekanizma olmaktan çıkmıştır. Devlete yaslanmayan kapitalist girişim artık mümkün değildir. Tanıdık bir düzenektir.

“Kleptokrasi”, Yunanca “kleptes”, hırsız, kökeninden geliyor. “Hırsızlar iktidarı” demek. Hırsızlar iktidar olunca doğal olarak bir yağma düzeni ortaya çıkıyor. Ülkede iktidarı ele geçiren bir aile veya bir gurup, ülkenin kaynaklarını sistemli olarak çalıyor. Muktedir hırsızlar kendilerini hukukun dışında tutup, devlet olanaklarından yararlandıkları yandaşlarından aldıkları komisyonlar, rüşvetler ve özel ayrıcalıklar yoluyla, devlet fonlarını kendilerine ve ortaklarına yönlendirerek zenginleşiyor. Bu da tanıdık bir düzenektir.

Bunun Plütokrasi ve Oligarşi gibi incelmiş şekilleri var. Hepsi birlikte bir hırsızlar çetesinin, mafyalaşmış bir devlete yasalanarak kurduğu bir düzene delalettir. Hırsızların egemen olduğu her ülkede iç pazar büyük sermaye gruplarına açılır. Devlet kuralsızlaştırılır, ücretler baskılanır, rüşvetsiz iş yapmayan bir bürokrasi ortaya çıkar. Hırsızlığın sürmesi için etnik milliyetçiliği, ırkçılığı ya da dini kullanarak geniş kitleleri yönlendirmeleri gerekir. Dinci ve ırkçı partilerin yükselişi bu yozlaşmanın getirisidir. Tanık oluyorsunuz. 

Bu şartlarda bir “mafya devleti” kaçınılmazdır. Hükumet yetkililerinin, polisin ve ordunun organize suçun bir parçası haline geldiği, idare aygıtının organize suçla bağlantılı olduğu bir devlet sistemine işaret ediyor bu da. Demek ki hırsızlar iktidar olunca devlet de mafyalaşır. Cumhuriyeti silik ve demokrasisi düşük kapitalist düzen hırsızlar iktidarı ve mafya devletinden ibarettir. Tekelci aşamada burjuva toplumunun özetidir.

***

Mafya nedir peki? O da bir devlet modelidir. Tıpkı devlet gibi büyük paralara hükmeder, silahlıdır, içine girip çıkmak kurallara bağlıdır, hiyerarşiktir, istediğini yaptırmak için zora başvurabilir, kendi hukukunu yaratmaya meyillidir. Demek mafya deyince basit bir suç organizasyonunda söz etmiyoruz, devlete yakın bir sosyal organizmaya atıf yapıyoruz. 

Söyleniyor, mafya, devletin boşluğunda doğar. Başlangıçta böyle olmuştu. Devletin kolunun uzanamadığı yerde silahlı yeni bir kol ortaya çıkmıştı. Ancak artık devlet koca bir boşluktan ibaret. Çünkü anayasa ile, hukuk ile bağı kopmuştur. Haliyle, boşlukta, devlet ile mafya arasındaki sınır ortadan kalkıyor. Devlet mafyalaşıyor veya mafya devletleşiyor. 

Dünyanın her yerinde, soğuk savaşa göre konumlanmış ülkelerde ortaya çıkan belirgin bir çürümenin işaretleri bunlar. Hukuku bir soğuk savaş aygıtı haline getiren düzenler, devletleri sürecin sonunda birer çete devlete dönüştürüyor, çürütüyor. 

Yalnız burada bir sapmadan söz etmiyoruz. Devletin bir boşluğa dönüşmesi, kontrolünde olduğu sınıfın bilinçli tercihidir. Sermaye sınıfının artık anayasaya, hukuka, meclise, denetime tahammülü yoktur. O elinde tutacağı ve iktidarını tehdit eden herkese sallayacağı bir sopa istemektedir. Denildiği gibi, kapitalizmin savunulması artık her yerde bir karşıdevrim örgütlenmesini zorunlu kılar. Devletin yeni hali bu ihtiyacın getirisidir. Demek ki düzenin ve devletin birlikte bir dönüşümüne bakıyoruz. Sermaye sınıfı da devleti gibi artık bir boşluktan ibarettir. Kontrolsüz semirmiş, şişmiş, hareket edemeyecek hale gelmiştir. Üretici güçlerin gelişmesinin önünde bir engeldir. İnsanlığın önünde bir engeldir. Anlatacak bir hikayesi kalmamıştır. Düzeni yıkılmaya yazgılıdır. 

***

Bu durumda mafyayı artık devletin dışında veya karşısında bir kuvvet olarak düşünemeyiz. E-devlet sistemine sahte diploma yükleyebilen, sahte kimlik, sahte ehliyet sahte pasaport üretebilen bu organizasyon artık bizzat devlettir. Uzantıları devlet içindedir. Söz konusu olan bir kopyalama yahut sistem hatası değil, organize bir suç ortaklığıdır çünkü. İstediği kişiyi istediği mevkiye atayan, ücreti karşılığı vatandaşlık dağıtan bu organize suç şebekesi bir paralel devlettir. Devletin kullandığı sistemlere hâkim olmuş, sahte belgelerle ve sahte unvanlarla makamlara yerleşip bir gölge ordu yaratmıştır. Devletin elektronik altyapısı kontrollerindedir. MİT, İçişleri, Dışişleri Bakanlığı ve Emniyet İstihbaratı bu büyük skandal karşısında sağır dilsizdir. Kaldı ki Ankara’da açılan bir dava MİT personeline ait bilgilerin de çete tarafından ele geçirildiğini ortaya çıkarmıştır. Devlet artık koca bir boşluktur. Boşluğun yurttaşı yoktur. Boşluk kendisini de yurttaşını da koruyamaz. 

Bu organizasyonun seçimlere de müdahale ettikleri konuşuluyor ki, bunu da iktidardan ve onu elinde tutan güçten ayrı düşünemeyiz. Kurumsal devlet yıkılmış yerine parti devleti inşa edilmiştir. Yeni rejimin kurduğu yeni devlet budur. Hırsızlar, böylece, sadece iktidarı değil devleti de çalmıştır!  

***

Devletin ve onun silahlı güçlerinin halkla ilişkilendirilmesi Büyük Fransız Devriminin getirisiydi. Halk, devrimiyle, iktidara ve devlete el koymuş, sarayın devleti olmaktan çıkarıp halkın kontrolüne geçirmişti. Sonra burjuvazi ona kendi rengini verdi. Halk için devlet, sermaye sınıfı için devlete dönüştü. Fransız Devrimi’nde kısa bir süre parlayan “halkın devleti” çok uzun bir zamandır bir hayalden ibaret haliyle. Çünkü devrim enerjisini kaybetti. Tarihte devrimle bağı kopmuş her devlet bir çeteye, bir mafyaya dönüşmüştür. Somut halleri ile yüzleşiyoruz. Sadece ülkemizde değil paralı askerleriyle düşürdükleri Suriye’de, Irak’ta, ite kaka kurdukları Barzanistan’da ortaya çıkan şey tartışmasız bir mafya düzenidir. İsrail büyük bir mafya organizasyonudur. Avrupa’nın “demokratik” devletleri artık birer mafya aparatıdır. Trump bir devlet başkanından çok bir mafya babasına benzemektedir. Putin’e bakın, bir mafya babası göreceksiniz. Çürüyen kapitalizmin siyasi karşılığı bunlardır. 

Bugün dünyanın ezilen ve sömürülen yoksul halkları Fransız Devriminin devrimci devleti ile değil, onun “modern” haliyle karşı karşıya. O halin biricik görevi karşıdevrimci bir sınıfın varlığının sürdürülmesi ve korunması. Haliyle mafya ve kirli işleri devlet için zararlı bir faaliyet olmaktan çoktan çıktı. 

Polisi devletin silahlarını ve mermilerine satmak için dükkân açmış. Nüfus memuru parayla kimlik dağıtıyor.  Ücretini verip edindiği yabancı ülke pasaportlarıyla istediği üniversiteye yazılanlar var. Depremde ölenleri soymuşlar elbirliğiyle, kimliklerini, kredi kartlarını yağmalamışlar. Yaşayanları da soymuşlar, kimliğinizle birkaç kişi ortalıkta boy gösteriyor olabilir…

Liyakati ortadan kaldırdın mı devleti tartışmalı hale getirirsin. Çabaya, çalışmaya gerek kalmaz, makama-paraya en kısa yoldan ulaşmak meşru hale gelir. Vatandaşının bilgisini koruyamayan devlet olur mu? Bu durumda iki ihtimal ortaya çıkar. Ya liyakatsiz, işinin ehli olmayan kişilerce yönetiliyoruzdur ya da bu bilgileri bizzat devleti yönetenler pazarlıyordur. Hangisi daha kötü siz karar verin.

AKP’nin katkısı devletle mafyayı birbirinden ayıran sınırı bütünüyle ortadan kaldırmak oldu. Dönüyoruz başa; Mafya bir güç düzenidir. Gücün ifadesini, gücün eğretilemesini, gücün patolojisini içinde taşır. Mafya, devletin trajik bir şekilde yeteriz kaldığı topraklarda, devletin yerine geçer. Artık AKP’den ayrı bir mafya yoktur!

***

Ortak çıkarlar yaratan devrim korkusu karşıdevrimin çeşitli aşama ve biçimlerini birbirine bağlar. Bütün bunlar parlamenter demokrasiden polis devleti yoluyla açık diktatörlüğe giden yolu açar. Kapitalizm bütün tarihsel devrimler içinde en radikal olanın tehdidine karşı yeniden örgütlenmektedir.” Soğuk savaşta emperyalist orduya nefer yazılan Herbert Marcuse’den aktardım. Sadece teorik bir öngörü değil bir saha gözlemi olduğunu artık biliyoruz. 

Bu düzenin ayakta kalabilmek için bir karşı devrimi her gün yeniden örgütlemeye ihtiyacı var. Kontrgerilla ile başlamışlardı, ümmetçilikle, Osmanlıcılıkla, tarikatlarla, her türlü ölçüsüzlükle, yasasızlık ve hukuksuzlukla devam ediyorlar. İnsanlığın bütün tarihsel, siyasal birikimlerini silerek ilerliyorlar. Kırk hikayeleri var kırkı da insanın aklını kirletmek üzerine. Holdingleriyle, iktidarıyla, devletiyle, İslamcısıyla, milliyetçisiyle bir düzen çatırdıyor.

Hırsızlar iktidar olunca devlet de mafyalaşır. Cumhuriyeti silik ve demokrasisi düşük kapitalist düzen bir hırsızlar iktidarı ve bir mafya devletinden ibarettir. Bakmayın devletlu hırsızların afra tafralarına; zamanlarının ve düzenlerinin sonuna yaklaşıyoruz.

Yazarın Son Yazıları