Mesut Odman
Yalanın büyüğü
Yayın Tarihi: 30.10.2025 , 22:36 Güncelleme Tarihi: 31.10.2025 , 16:39
Yalanların cirit attığı yerde, hele o yer koskoca bir ülkeyse, yalanlar arasından büyüklerini ayırt etmek, mümkünse, en büyüğünü seçmek önem kazanır. Seçince ne olacak denirse, ufak tefek yalanlarla uğraşmaktan kurtulmak az şey sayılmaz. Yoksa, işi gücü bırakıp yalanlarla haşır neşir olmaktan başka çare kalmaz ki, evlerden ırak.
Gerçi yazı böyle başladı ama, yalanın büyüğü nasıl anlaşılır sorusu ile devam etmeyecek. Bu tür bir sorunun en geçerli yanıtı, “duruma göre” olabilir. O da doğru bir yanıt olmakla birlikte, kaçamak sanılması mümkündür. Oysa, gerçekten, büyük, hele en büyük yalanı belirlemek, yalanı söyleyene, işitene, işitip de önlemini almak zorunda olana göre değişir. Standart bir yol, yöntem aramak boşunadır.
Alman faşizminin geçmişi ile az çok ilgilenmiş olanlar, sözün Hitler ile onun sadık adamlarından Goebbels’e geleceğini tahmin etmişlerdir. Aslında bu “büyük yalan” deyişinin, Hitler’in propaganda bakanı, ölmeden hemen önce bir günlüğüne başbakanı, Dr. Paul Joseph Goebbels’in buluşu olduğu çok yaygın bir inanış olsa da, bunun o kadar da güvenilir bir bilgi sayılamayacağına ilişkin itirazlar var. Hele bunun bir terim olarak ilk kullanılışının onuru mu onursuzluğu mu, daha ne onursuzlukları bulunduğuna göre, ikisi de söylenebilir, Hitler’in kendisinden başka kimsede aranmamalı. Kavgam adlı kitabında, 1925’de, Almanya’nın ilk dünya savaşındaki yenilgisini Nazi yanlısı general Ludendorff’a yıkmak isteyen Yahudilere karşı silah arkadaşını savunmak için yazmıştı Hitler. İkisinin silah arkadaşlığının ise 1923’te Münih’teki başarısız Birahane Darbesi’nden geldiğini, daha sonraki yıllarda da değişik biçimlerde sürdüğünü ekleyebiliriz.
Yine de, yaygın olarak Goebbels'e yakıştırılan Büyük Yalan tekniği ile ilgili ünlü cümleleri aktaralım:
“Yeterince büyük bir yalan söyler ve onu tekrar etmeye devam ederseniz, insanlar sonunda ona inanmaya başlayacaklardır. Yalan, ancak Devletin halkı yalanın siyasi, ekonomik ve / veya askeri sonuçlarından koruyabileceği süre boyunca var olabilir. Dolayısıyla, Devletin muhalefeti bastırmak için tüm yetkilerini kullanması hayati önem taşır, çünkü gerçek, yalanın ölümcül düşmanıdır ve dolayısıyla gerçek, Devletin en büyük düşmanıdır.”
Öte yandan, Goebbels, 1941 yılının başlarında yazdığı “Churchill’in Yalan Fabrikası” başlıklı makalesinde büyük yalan tekniğini İngilizlerin kullanmakta usta olduğunu söylemiştir:
“Kural olarak hiç kimse, sırlarını ifşa etmemelidir, çünkü o sırlara tekrar ihtiyaç olup olmayacağını ve ne zaman ihtiyaç duyulacağını kimse bilemez. Temel İngiliz liderlik sırrı, belirli bir zekaya bağlı değildir. Aksine, oldukça aptalca bir kalın kafalılığa bağlıdır. İngilizler, yalan söylediğinde büyük yalan söyleme ve ona bağlı kalma ilkesini izler. Gülünç görünme riskine rağmen yalanlarını sürdürüyorlar.”
İkinci büyük savaş sürerken, 1943 yılında, CIA’in öncüsü sayılabilecek bazı kişilerin ve kurumların talebi üzerine Harvard’lı tanınmış bir psikolog Hitler’in psikolojik profilini ortaya koyabilecek bir çalışma yapıyor. İlgili uzman bir araştırma ekibi oluşturarak beş altı aylık çok kısa bir sürede çalışmayı tamamlıyor. Raporda Hitler’den şöyle söz ediliyor:
“...Başlıca kuralları şunlardı: halkın sakinleşmesine asla izin vermeyin; bir hatayı veya yanlışı asla kabul etmeyin; düşmanınızda bir miktar iyilik olabileceğini asla kabul etmeyin; alternatifler için asla yer bırakmayın; asla suçu kabul etmeyin; her seferinde bir düşmana yoğunlaşın ve yanlış giden her şey için onu suçlayın; insanlar büyük bir yalana küçük olandan daha çabuk inanacaklar; ve yeterince sık tekrarlarsanız, insanlar er ya da geç buna inanacaktır...”
Çözümleme yapılan kişiliğe ilişkin buna benzer saptamalar aynı yılın sonuna doğru yazılan bir başka raporda da görülüyordu:
“…Asla bir hata veya yanlışı kabul etmemek; suçu asla kabul etmemek, her seferinde bir düşmana konsantre olmak; ters giden her şey için o düşmanı suçlamak; siyasi bir kasırga yaratmak için her fırsattan yararlanmak…”
Hitler 30 Nisan 1945’de Goebbels’i şansölye olarak atadı ve öğleden sonra henüz evlendiği karısı ile birlikte intihar etti. Goebbels ise 1 Mayıs günü altı çocuğunun kendi adamlarınca öldürülüşüne nezaret ettikten sonra karısı ile birlikte, 1 günlük başbakanlığın ardından, aynı işlemi gerçekleştirdi.
Büyüğüyle küçüğüyle yalanlar onları kurtaramadı.