Hakkı Başgüney
Paris Komünü
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53
Hakkı Başgüney'in “Paris Komünü” başlıklı yazısı 24 Mart 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
18 Mart 1871 insanlık tarihine de Paris Komünü’nün kuruluşu ile geçer. Fransa ile Prusya arasındaki savaş sırasında uzun bir süre kuşatma altında kalan Paris’i, işbirlikçi Fransa hükümeti, Başbakanı Thiers Prusya’ya teslim eder. Ancak Paris emekçileri içinde bulundukları büyük yoksulluğa ve işgale karşı direnirler ve önce Prusyalıları küçük bir bölgeye sıkıştırıp sonra da Prusyalıları şehirden ayrılmak durumdan bırakırlar. 18 Mart tarihi ise emekçilerin Paris’te ayaklanarak iktidarı ele almalarının, 26 Mart ise yeni bir meclis seçerek şehri yönetmeye başlamalarının tarihidir. Komün kısa sürede aldığı kararlarla eşitlik ve özgürlük alanında hayal olan birçok başarıya imza atarken, emekçiler büyük bir güçle sarıldılar kendi iktidarlarına. Bilindiği gibi Paris Komünü’nde kadınların özgürleşmesi, siyasete aktif katılımı alanında da çok önemli adımlar atılır.
Sonrasında yaşananlar insanlık tarihi ve emekçilerin mücadelesi açısından da çok önemlidir. Fransa hükümeti savaşı kaybettiği Prusya ile işbirliği yaparak 4 Nisan’da Paris’e yönelik vahşi saldırısına başlar. Binlerce askerin katıldığı bu vahşi saldırıda Komün’ün kızıl bayrağı tüm emekçi mahallelerinde büyük bir inatla ayakta tutulur. Emekçiler iktidarlarını sokak sokak kurdukları barikatlarda savunurlar. Şehrin krallığa ve burjuvaziye ait bir çok simgesini de ateşe verir ordu birlikleri ilerledikçe kömünarlar. Fransa burjuvazisi ise eşi benzeri görülmemiş bir emekçi katliamına girişmiştir. Paris sokakları komünarların kanlarının son damlasına kadar mücadelesine tanık olurken, Komün 28 Mayıs itibariyle, Belleville Ramponeau’daki son barikatın düşmesiyle sonlanır. Öldürülen işçilerin yanı sıra birçok komünar da Paris’in dışına sürülür. Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki Yeni Kaledonya adası da sürüldükleri yerlerden biridir. Ancak her şeye rağmen kısa süreli de olsa artık işçi sınıfının bir iktidar deneyimi vardır ve bu deneyimden çıkardığı birçok ders. 142. yılında Paris barikatlarında savaşan emekçiler, işçi sınıfı mücadelesinin önemli değerleridir. İşçi sınıfının bu ilk iktidarı ilk günden itibaren Marx ve Engels tarafından sahiplenilir ve neden kalıcı olamadığı sorgulanır ve buradan yeni işçi iktidarlarına dair dersler çıkarılırken, 1917 Ekim devrimi de Paris Komünü’nü kendi kurmakta olduğu iktidarın en önemli mirası olarak görür.
Günümüzde Paris Komünü ne ifade ediyor ve son yıllarda Fransa’da Paris komüncülerinin itibarının iade edilmesine dair ne tür tartışmalar yaşanıyor? İsterseniz yazıda bu son gelişmelere de yer verelim. Fransız Komünist Partisi Lille Milletvekili Jean Jacques Candelier, Salı günü meclise verdiği soru önergesinde Başbakan’a neden komünarların itibarlarının iade edilmediğini soruyordu. 1880 yılında kabul edilen yasa ile hapishanelerden salıverilmeleri, sürgünden dönme izni verildi ve genel af ilan edildi diyor ancak 142 yıldır gereken adım atılmadı ve komünarların eşitlik, özgürlük ve kardeşlik mücadelesine, insanlığın hak arayışına dair mücadelesine kattığı değerler gözününde tutularak bir iade-i itibar gerçekleştirilmeli diyor ve kimi talepler sıralıyor. Okul ders programlarında Komün’e gereken önemin verilmesi, Komün’ü ulusal anmaların parçası yapmak, Komün seçilmişlerinin isimlerini devletin önemli kurumlarında belirtilmesi, komünarların daha fazla sokağa ismi verilmesi, plakalar ve anıtların sayısının artırılmasına dair bir programı hayat geçirmeyi düşünüyormusunuz diye soruyor. 2012 yılından beri de solun çeşitli bileşenleri, benzer bir kampanyayı başlattılar.
Paris Komünü’nün mirası geçen yüzyılda Fransa’da büyük ölçüde Komünist Parti’nin tekelinde yaşasa da, Sosyalistler de bu mirası tamamen Komünistlere bırakmamak için kimi adımlar attılar. 1936 Halk Cephesi iktidarinda komünistlerin insiyatifi ile de olsa, Léon Blum’un attığı adımlar biliniyor. Bugün de Hollande’dan benzer bir adım gelebilir. FKP’nın sol kanadından komünistler ise 18 Mart günü akşam saatlerinde Paris sokaklarında yaptıkları anma yürüyüşü sırasında Komün’ün devrimci niteliğini vurgularken, verdikleri mesaj Komün’ün Hollande’ın vereceği itibara ihtiyacı olmadığı ve bu geleneğin burjuva demokratlarına bırakılmaması gerektiği şeklindeydi.