Hakkı Başgüney
Mort pour la France
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51
Hakkı Başgüney'in “Mort pour la France” başlıklı yazısı 24 Şubat 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
“Fransa için öldüler” diye başlıyor Missak Manuşyan ve yoldaşlarının direnişini anlatan Robert Guedijian’ın 2008 yapımı l’Armée du Crime (Suç Ordusu) filmi. Filmde anlatılan Manuşyan ve arkadaşlarının Fransa’da Nazi işgaline karşı başlattığı etkili direniş hareketi, Fransız yurtseverliğinin tarihinin de en değerli sayfalarından biri olmaya devam ediyor. Faşistlerin bugün de olduğu gibi halkına ihanet ettiği bir dönemde 21 Şubat 1944 Fransa’sında Manuşyan’ın liderliğinde savaşan 22 anti-faşist, işbirlikçilerin yardımıyla Alman askerleri tarafından öldürüldü. Bu grubun mücadelesi o zamanki işbirlikçi Fransızların geleneğinin temsilci Front National (Miliiyetçi Cephe)’in güncelliğini koruduğu günümüzde de anımsanmayı hakediyor. Geçtiğimiz hafta Fransa’da, başta Paris’te, bu grup anısına çeşitli anma toplantıları da düzenlendi. Bu toplantılardan birine ev sahipliği yapan Paris’in 20. ilçesinde bulunan Belleville’de, bu grubun lideri Manuşyan ve karısı Mélinée’nin aşkının anısına, bir bina cephesi büyüklüğünde çok güzel bir duvar resmi de bulunuyor.
Adıyaman doğumlu bir Ermeni olan Manuşyan 1934’te Fransa’da Komünist Parti’ye ve Ermenilerin yoğunlukta olduğu çeşitli uluslardan mültecilerden oluşan MOİ grubuna katılır. Parti faaliyetlerine aktif bir şekilde katılan Manuşyan, Fransa’da Alman işgalini takip eden dönemde tutuklanır, sonra serbest bırakılır. Bırakıldıktan sonra direniş hareketine katıldığı gibi, 1943’te 22 erkek ve bir kadından oluşan, uluslararası grubun askeri yönetimi de Manuşyan’ın yetkisindedir. Bu grup Manuşyan’ın liderliğine girmeden 1942’den itibaren bağımsız olarak Paris’te Almanlara karşı eylemler örgütlemeye başlayan militanların bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Gubun üyeleri birçok silahlı eylem gerçekleştirir, sabotaj, bombalama, Nazi askerlerinin öldürülmesi ve trenlerin raydan çıkarılması gibi eylemler yaparlar. En büyük eylemleri de, 28 Eylül 1943’te Fransa’dan sorumlu SS subayı Julius Ritter’in öldürülmesidir. Bu eylemden sonra grup üyeleri 16 Kasım 1943’te yakalanırlar. Manuşyan 21 Şubat 1944’te 21 yoldaşıyla idam edilmiştir. İçlerindeki tek kadın olan Olga Bancic Stuttgart’a gönderilir ve 10 Mayıs 1944’de giyotinle öldürülür.
Aragon’un şiirine ve Leo Ferré’nin şarkısına da ismini veren L’affiche Rouge (Kırmızı Afiş), bu esnada Almanlar tarafından direnişi bastırma politikasının bir ürünü olarak ortaya çıkar. Amaç yabancıları düşman gibi göstermek ve Fransızlara yabancıların onların ülkelerini tehlikeye attıklarını benimsetmektir. Sabotaj, cinayet, bombalamalar oluyorsa, bunların hepsi komünistler ve yabancılar tarafından yapılmaktadır, propagandası yapılmaya çalışılır. Ancak Gestapo tarafından hazırlanan Manuşyan gurubu propaganda afişlerinin üzerine her gece direnişçiler tarafından “Mort pour la France - Fransa için öldüler” yazılır ve Almanlara karşı mücadelenin simgesine dönüşür bu direnişçiler.
Afiş üzerinde grubun en aktif elemanlarından 10 kişi resmedilmiştir. İşgalciye ve faşizme karşı mücadele eden grup üyeleri, şiddet yanlısı yabancılar, Fransa’nın huzurunu bozan teröristler olarak gösterilmeye çalışılır. Gerçi elemanların tümü içerisinde yalnızca 3 Fransız vardır, çünkü Manuşyan grubu, direniş örgütlenmesi içerisinde uluslararası bir gruptur. Grubun üyeleri çoğunlukla Sovyetler Birliği Komünist Partisi çizgisine bağlıydılar. Manuşyan grubu 23 komünist direnişçiden oluşuyordu, bunlardan 20’si “yabancıydı” Franko İspanyası’ndan kaçan ve Pireneler’deki Fransız kamplarına hapsedilen İspanyollar, faşizme karşı direnen İtalyanlar, Ermeniler, 1942 yılında gerçekleşen Fransa’daki en kapsamlı Yahudi toplu tutuklamalarından kurtulmuş Yahudiler... Ve başlarında da Anadolulu bir Ermeni olan Missak Manuşyan… Direniş hareketinin başarıya ulaşmasıyla bu 23 komünist yurtsever, Fransa’da sol geleneğin önemli simgeleri oldular. Bu kahramanlar, bize bugün de yurtseverlik ve direnişin komünistlerin, işbirlikçilik ve ihanetin ise faşistlerin tekelinde olduğunu hatırlatıyor. Komünist hareketin bu kahramanları için, Aragon’un dizeleri ile yazımızı sonlandıralım…
Zafer dolu adımlarımızı izleyecek adalet…
Melinee’m, ey aşkım, ey yetimim benim!
Sana yaşamanı, çocuk doğurmanı söylemek isterdim…
Tüfekler çiçek açtığında yirmi üç kişiydiler
Vaktinden önce canını veren yirmi üç kişi
Yirmi üç yabancı, ama yirmi üç kardeş
Yaşamı uğruna ölecek kadar seven yirmi üç kişi
Düşerken toprağa “FRANSA” diye haykıran
23 kişi…