Hakkı Başgüney
Jean Jaurès ve Paris’in sokaklarında yaşayan tarih
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:00
Geçen hafta, Salı günü Paris’te Jean Jaurès’nin, Fransız sosyalistlerinin efsane liderinin 99’uncu ölüm yıldönümü vesilesiyle kurucusu olduğu Humanité gazetesi tarafından, editörü Patrick le Hyaric’in de katılımıyla bir anma töreni düzenlendi. Jaurès’nin 31 Temmuz 1914 tarihinde aşırı sağcı militan Raoul Villain tarafından Paris’in orta yerinde öldürülüşü Fransa tarihinde de önemli bir dönüm noktasını simgelemektedir. Birinci Dünya savaşına Fransa’nın katılması ve seferberlik illan etmesi de bu suikastin hemen arkasından gerçekleşince iki olayın hafızalarda doğal olarak bir içiçe geçme hali söz konusudur. Hafızalarda bu iki olayın yan yana yer alması tesadüf değil, Sosyalistlerin savaş karşıtı ve enternasyonalist liderinin öldürülmesi savaş karşıtlarının susturulması ve savaşın başlatılması için de gerekli görülmüştür.
Jaurès’nin köşe yazısını yazmadan önce akşam yemeğini yediği kafenin, Café de Croissant’ın önünde düzenlenen anmaya katılan iki yüz kadar çoğunlukla komünist parti üyesi de Robespierre’i kendine örnek alan bu tarihsel kişiliğin bugün Fransa siyasetindeki karşılığını gösteriyor. Ben de Paris’in ana caddelerinden birinde bulunan bu kafenin önünden geçerken “burada Jean Jaurès 31 Temmuz 1914 yılında öldürülmüştür” yazısını görünce Paris sokaklarında sol tarihin izlerini sürmenin mümkün olduğunu düşünmüştüm ve bu tarihsel figüre gösterilen saygı beni duygulandırmıştı.
Paris’in sokaklarında hakkaten de kısmen 19. Yüzyılın, epey de 20. Yüzyılın mücadelerinin ve bu mücadelelerin ön plana çıkan isimlerinin izlerini bulmak mümkündür. Paris’te hâlâ her yil Komünistlerin Stalingrad zaferi kutlaması yaptıkları ve Komünist Parti’nin tarihsel binasının da bulunduğu Stalingrad meydanından, Latin Amerika’nın büyük devrimcisini de saygıyı yansıtan Simon Bolivar metro istasyonuna, sol açısından ve biz Türkiyeliler açısından da değerli bir çok tarihi değerin mezarının bulunduğu Père-Lachaise mezarlığına ve birçok Fransız aydının küllerinin bulunduğu Panthéon müzesine uzanan bir turda sol tarihin izlerini sürmek de mümkün Paris’te gezerken. Örneğin İkinci Dünya savaşının en zor anlarında 1944 yılının Ağustos ayında, bir yandan ABD’liler şehre doğru ilerlerken şehri Alman askerlerinden temizlemek için harekete geçen ve öldürülen direnişçilerin anısına da şehir merkezinde bulunan bir çok duvarlara konulan plakalar da yaşamını yitiren kişilerin tam olarak yaşamını yitirdikleri yerlerde bulunuyor. Kimi sokak, cadde ve lise isminin de Blanqui’den, Robespierre’e Fransız devrimcilerinin ve Voltaire’den, Rousseau’ya Aydınlanma filozoflarının ismini alması şaşırtıcı değil. Ancak şunu da belirtelim ki bu tür sol ve Aydınlanma tarihinin parçası görülen isimlerin sokak, metro istasyonu ve kamu kurumlarında yaşaması da genellikle Komünist Parti’nin sahip olduğu belediyelerin bir sonucu.
Paris’te geçtiğimiz yüzyılın mücadele tarihinin bütün bu izlerini görmek mümkün, en azından dikkatli gözlerden kaçmayan ve bir tarihsel farkındalık yaratan bu duvar yazıları, plakalar günümüzde Paris sokaklarında yaşayan evsizler için çok fazla bir değer taşımıyor. Soğuk ve puslu Paris kışlarında bu yazıların bulunduğu plakaların altında uyuyan Paris’li yoksullar, evsizler de bütün bu sosyal mücadelelerin güncelliğini korduğunun bir göstergesi. Ayrıca okulların duvarlarında bulunan Fransız devrimin sembolleri eşitlik, özgürlük ve kardeşlik yazıları da hemen yanıbaşlarıında bulunan güvenlik kameralarının gölgesinde kalıyor.
Dünya tarihinde büyük mücadelelere sahne olan Paris şu anda dünya turizminin de başkenti. Kimi sol tarihe meraklı turistlerin ilgisini çeken bu yazılar, bigiler, izlere önümüzdeki yıllarda yenileri eklenecek mi, yoksa son yıllarda dinamizmini yitirdiği düşünülen Fransız toplumunun ve solunun şimdiye kadar yarattığı varolan değerler soğuk, cansız duvarlarda mı yaşamaya devam edecek ? Ya da bütün bir Akdeniz coğrafyasındaki artan toplumsal mücadeleler, ayaklanmalar, direnişler gibi Fransız toplumu da tarihsel belleğine yeni, taze ve canlı deneyimler mi katacak?