Hakkı Başgüney
Fransa ve Göçmenler
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:53 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:53
Hakkı Başgüney'in "Fransa ve Göçmenler" başlıklı yazısı 31 Mart 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
Bu yazıda bir arkadaşımın dersinde yaptığım bir sunumla gündemime giren Fransa’daki göçmenlere dair kısa bir tarihçeyi ve bugün göçmenlere dair benim çarpıcı bulduğum verileri sizlerle paylaşacağım.
Fransa’da göçün tarihini Fransız Devrimi sonrası dönemle, modern devlet aygıtının oluşumuyla beraber pasaportun yaygınlaşması ile kayıt alına alınan ve tanımlanan yabancıların Fransız toplumlarındaki artan varlığıyla açıklayabiliriz. Tabi olanı kayıt altına almaya çalışan bu süreç, aynı zamanda gerçek manada toplumsal göç hareketlerinin de oluştuğu dönem. Öncesinde yakın kasabaların ötesine ufku pek geçmeyen köylü toplulukları büyük şehirlere artan işgücü ihtiyacını karşılamak için göç ederken, devletlerin sınırlarını da geçmeye ve başka ülkelerin özellikle büyük şehirlerine yerleşmeye başladılar. Fransa’nın sınırlarının belirginleşmesi ile Alpler ya da Pireneler bölgelerinde sınırlarda birbiriyle kültürel ve sosyal etkileşimde bulunan geniş kesimlerin arasındaki ilişki kısmen azalırken, öte yandan büyük şehirlere gelen yabancılar geldikleri ülkenin kültürüne entegre olurken, o ülkelerin kozmopolit doğasını da şekillendirdiler. 19. yüzyılda İtalyanlar ve İspanyollar Fransa’da en büyük göç topluluklarını oluştururken, 20. yüzyıldaki siyasi gelişmeler, Musolini ve Franko’nun iktidara gelişi de başka bir göç motivasyonunun, siyasi mülteciliğin sonucu olarak ülkedeki İspanyol ve İtalyan kökenli toplulukların daha da büyümesini sağladı. Fransa’da uzun yıllardır bir arada yaşamanın sonucu entegrasyonu çok yüksek bu iki topluluk ortak bir Fransız toplumunun oluşumunda da rol oynadılar, siyasi görüşlerini de taşıdılar. Halen de özellikle İspanyol kökenliler Fransa’da sol politik görüşlere en açık topluluklardan biri olmayı sürdürüyor. Öte yandan günümüzde Fransa’da yaşayan İtalyan kökenlilerin 9 milyona yakın olduğu iddiası, Fransız toplumunun şekillenmesinde İtalyanların büyük rolünü anlamamız açısından çok önemli. 1940’lara kadar Fransa’ya göçün önemli kaynaklarından birini de Doğu Avrupa ülkeleri oluşturuyor. Ülkeleri hep Ruslar ve Almanlar arasındaki bir paylaşımın konusu olan Polonyalılar da önemli göç topluluklarından biri. Doğu Avrupa’dan gelen önemli bir göç topluluğu da Fransa’da görece daha rahat koşullara sahip olan Yahudiler.
1931 yılına geldiğimizde Fransa nüfüsunda yabancılar 2 milyon 890 bin olarak belirtiliyor ve yüzde 6’lık bir orana ulaşıyordu. Asıl bundan sonra 20. yüzyılın devamında Fransa’ya göçü artıran unsurların başında kolonilerden dünya savaşları sırasında oluşturulan sömürge birliklerindeki askerlerin bir kısmının Fransa’da kalması, artan iş gücü ihtiyacının Fransızca bilen bu sömürge toplumlarından karşılanması ve Cezayir örneğinde Fransız kökenlilerle beraber FLN’ye karşı savaşanların Fransa’ya gelmesi gibi faktörler not edilebilir. 1945 sonrası Avrupa toplumlarındaki ekonomik büyümeye paralel işgücü ihtiyacı sadece kolonilerden değil, özellikle Portekiz’den ve 1970’lerde sona eren bu büyüme döneminin en sonlarında da Türkiye’den karşılandı. Portekiz kökenliler Fransa’da milyonlarla anılırken, Türkiye kökenlilerin sayısı da 500, 600 bin olarak varsayılıyor.
Evet bu bahsettiğim kolonilerden ve az gelişmiş ülkelerden çeşitli nedenlerle göç, Fransa’yı göçle şekillenen ve son derece kozmopolit bir toplum haline getirmiş durumda. Yukarda verdiğimiz rakamlara ek olarak Tunus, Cezayir ve Fas kökenliler (Magrebenler) 4, 5 milyonluk bir varsayımla Fransa’nın etnik ve dinsel çeşitliliğini artıran en önemli topluluklar. Sahra altı Afrikası Mali, Senegal, Kamerun, Fildişi Sahili gibi ülke kökenlilerin de çok büyük nüfüslar oluşturduğu Fransa’da bir gerçek. Uzakdoğu kökenliler, başta Çin kökenliler 700, 800 bin gibi bir sayıya ulaşırken, Vietnam ve Laos kökenliler de 250, 300 bin olarak tahmin ediliyor. Aynı sayıda Suriye ve Lübnan kökenli de eklenebilir. Bir önemli göç toplumu ise Anadolu kökenli Ermeniler, 1915’den sonra artan bir şekilde Fransa’ya göç eden Ermeni diyasporası da 500, 600 bin kişi olarak tahmin ediliyor. Yüz binin altında sayılarla, İran, Hint, Yunan, Haiti ve Latin Amerika kökenlileri de eklersek güncel Fransız toplumunun ne kadar kozmopolit ve göçlerle şekillenen bir toplum olduğunu anlayabiliriz.