Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hakkı Başgüney

Fransa Suriye’de neden bu kadar saldırgan?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:46 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:46

Hakkı Başgüney'in “Fransa Suriye'de neden bu kadar saldırgan?” başlıklı köşe yazısı 16 Aralık 2012 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Fransa Devlet Başkanı François Hollande Sarkozy’nin Libya ile başlayıp Suriye’de de devam eden agresif dış politikasını uygulamaya devam ediyor. Fransa, Sarkozy döneminde Suriye’de geçiş hükümeti kurulmasını ilk önerenlerden biri olmuştu. François Hollande ise yakın zamanda muhalif gruplar tarafından oluşturulan konseyi Suriye halkının tek meşru temsilcisi olarak tanıyan ilk devlet başkanı oldu. Şu anda da Suriye’de muhalefet tarafından kurulan özerk yönetimlerin desteklenmesini ve muhaliflere silah aktarılmasını da en çok seslendiren Fransa hükümeti.

Fransa neden diğer Batı devletlerine nazaran önce Libya, şimdi de Suriye konusunda bu kadar saldırgan ve Hollande hükümeti neden Sarkozy’nin saldırgan politikalarını aynı şekilde hayata geçirmekte bu kadar istekli?

Bunun bir gerekçesi olarak daha önce de 1923 ile 1944 arası Fransa sömürgesi olan Suriye konusunda Fransa devletinin sömürgeci geçmişinden kaynaklanan bir rahatlıkla hareket etmesi gösteriliyor. Sömürgeci geçmişe heveslenmenin yansıra Fransa içinde bulunduğu ekonomik krizin de etkisiyle sömürü mekanizmalarını artırmanın yolunu kendisine çok da yabancı olmayan bu coğrafyalardaki ekonomik, politik ilişkilerde arıyor. Sarkozy döneminde Libya, Tunus, Fas, Katar kökenli işadamları ile yakın ve yozlaşmış ilişkiler de sık sık Fransa medyasının gündemine getirildi. Libya’da yaşandığı gibi rejim değişikliğinin neredeyse doğrudan Fransa’nın ekonomik çıkarlarını artıcı işlevi Suriye söz konusu olduğunda da gündeme geliyor.

Bununla bağlantılı bir iddia ise Fransa’nın “Arap Baharı” olarak adlandırılan dönemde önemli bir rol üstlenen Arap emirlikleri ile kurduğu kirli, karanlık ilişkiler. Fransa Suriye konusundaki saldırgan tavrına paralel olarak Katar ile kurduğu yakın ilişkilerinin meyvelerini topluyor. Son olarak, Katar Yatırım Otoritesinin bir parçası olan Katar Holding tarafından Fransa’daki orta ve küçük işletmelere 300 milyon avroluk bir fon akıttığını öğreniyoruz.

Fransa’da Sosyalist Parti tarihinde de pek çok kez olduğu gibi bir kez daha NATO’cu anlayışı ne kadar tereddütsüz bir şekilde benimsediklerini göstermiş oldu. Bu mantığın doğal bir sonucu olarak NATO’nun, ABD’nin son yıllardaki en sadık yardımcıları olan Arap emirlikleriyle de sıcak, karanlık ilişkileri sürdürmekte tereddüt etmiyorlar.

Ne yazık ki Fransız Komünist Partisi de resmi kanallardan olmasa da günlük gazetesi Humanité aracılığıyla, Libération gazetesi ile ortak bir eyleme imza attı. Paris’ten Strazburg’a “Suriye halkı için özgürlük treni” adıyla yola çıkan kimi aydınlar, siyasetçiler Suriye halkının Esad diktatörlüğünden kurtarılması için hazırlamış oldukları eylem planını Avrupa Parlementosu milletvekillerinin dikkatine sundular. Bu plan içerisinde Suriye’de muhalefetin silahlandırılmasının önündeki engellerin kaldırılması talebi de vardı. Bu girişime benzer bir “ Suriye halkına Özgürlük “ açıklaması da CGT, FSU ve Solidaires sendikalarından geldi.

Ancak Fransa solunun bir çok kesimi, hem Komünist Partinin içinden, hem de dışından bu girişimleri sert bir şekilde kınıyor ve büyük bir skandal olduğu yorumları yapılıyor. Savaş karşıtı bir söylemi yükseltmek ve Suriye konusunda emperyalizmin ve İslamcıların rolünün altını çizmek varken, Suriye meselesine Batılı, emperyalist ülkelerin gözünden, İslamcıların, Katar’ın ve Suudi Arabistan’ın müdahalesini yok sayan bir yerden yaklaşmalarını sert bir dille mahkum ediyor.

Hakkı Başgüney 'ın Son Yazıları