Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Hakkı Başgüney

Direnişçi Hessel ve günümüz Fransa’sı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:52 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:52

Hakkı Başgüney'in “Direnişçi Hessel ve günümüz Fransa'sı” başlıklı yazısı 03 Mart 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Truffaut’nun ünlü Jules ve Jim filmindeki büyük ve üçlü aşk öyküsüne konu olanların Stéphane Hessel’in ailesi olduğunu duyunca, Hessel’e olan ilgim daha da artmıştı. Bu hafta yaşamını yitiren Hessel ile ilgili soL portalda daha önce yayımlanan pek çok yazıda ve Neslişah Başaran’ın bu haftaki yazısında geniş bilgiye yer verildi. Bunları tekrar etmeyeceğim. Hessel’i kimi çelişkiler de taşıyan saygıdeğer bir sosyalist (Bu köşede Fransa özelinde sosyalist, komünist ayrışmasına sıkça değindim) ve sistem içi çözümler için bile radikal pozisyonlar alınması gerektiğini bilen ve insanlığın geleceği için örgütlü mücadelenin gerekliliğinin altını çizen bir hümanist olarak tanımlıyorum. Peki Hessel, günümüz Fransa’sı ve dünyası için neler ifade ediyor?

İsterseniz, Fransa’yı Avrupa’nın en büyük sorunu olarak gören Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schauble’nin sağ kolu olarak gösterilen ekonomist Ursula Weidenfeld’in, Fransa’nın haftalık dergilerinden Le Point tarafından Çarşamba günü yayımlanan bir söyleşideki görüşlerine yer verelim. Fransa’nın içinde bulunduğu ekonomik krizin Almanya’yı Yunanistan’dan “çok daha fazla kaygılandırdığını” belirten Alman ekonomist Ursula Weidenfeld Fransa’daki işsizlik oranının, ekonomik gerilemenin, Fransız siyasilerin sorunların üstesinden gelme kapasitesinin ve alınacak olası önlemlerin ne derece uygulanacağının, Almanya’yı derinlemesine endişelendirdiğini ifade ediyor. Hessel’in güvendiği ve daha hızlı ve radikal önlemler almasını istediği Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ı ise “sahte vaatlerde bulunarak seçim kampanyası yürütmekle” suçlayan Weidenfeld, emeklilik reformundan vazgeçilmesine kızıyor, Fransa’da sermaye sınıfının çok tepkisini çeken servet vergisini eleştiriyor ve işgücü maliyetinin yüksek olmasından yakınıyor. Bütün bu sert eleştiriler, Fransa sağının da hoşuna gidecek şeyler. Öte yandan Sosyalist Parti iktidarından pek de mennun olmayan halkı temsil etmeye çalışan ve Hessel’in ölümünden sonra Hollande’a “bak! Hessel de senin daha radikal ve cesur olmanı istiyordu, sözünü dinle!” diye seslenen Fransız Komünist Partisi çizgisi içinse, mücadele konusu olan finans sermayesinin bildik söylemleri. Fransa’da radikal sol’un önemli bir kısmı Hessel’in bugün neoliberal ve sağ politikacılar için kabul edilemeyecek sosyal hak ve politikalar talebinin, Sosyalist Parti çizgisini de yetersiz bularak, en büyük takipçisi oluyor.

Fransa, Hessel’in de sık sık belirttiği gibi son on yılda önemli sosyal, insani hak kayıpları yaşanan bir ülke. Ancak buna rağmen Fransa’ya hasta adam tanımlaması, bu kayıpları daha da artırmak isteyen Alman ekonomistten geliyor. Fransa’nın Yunanistan olma olasılığı, Avrupa sermaye sınıfına ve elitlerine korku salıyor. Neden çünkü, sol birikimi ve karşı devrimci partisi (Milliyetçi Cephe) bu kadar güçlü olan başka bir ülke yok. Hessel de bu anlamda, günümüz dünyası için önemli bir ayrışmanın temsilcisi oluyor. Hessel gibi soldan gelen sistem içi çözüm önerileri, sosyal kazanımların korunması isteği bile, günümüz dünyasında kabul edilebilir şeyler değil. Bu önerileri sahiplenen Fransız solu ise, örneğin, Perşembe günü olduğu gibi, Senatonun sendikacılara sosyal af yasasını çıkarması gibi adımlar atıyor. Birçok sendikacı, Sarkozy döneminde etkili direnişlerinin sonucu olarak yargılanıyordu. Komünist senatörlerin önderliğinde sunulan yasa önergesi, Sosyalistlerin ve Yeşillerin de desteğiyle geçti. Yasa oylanırken, Jean Luc Mélenchon bu yasaya evet oyu vermeyen bizden değildir diyordu Sosyalistleri tehdit ederek. Mélenchon’un partisi Sol Parti’nin yasayı destekleyen afişinde de geçen ay Strasbourg’daki metal işçilerinin gösterisinde polisin kullandığı flash ball cismi ile gözü kör olan bir işçi bulunuyor ve asıl korunaksız olan işçiler mesajı veriliyordu. Avrupa’da neoliberalizme karşı olan bu çevreler, devrimci çizgide bulunmasalar bile, neoliberalizmin ve finans sermayesinin kabul edemeyeceği taleplerin toplumun geniş kesimleri nezdinde savunuculuğuna soyunuyor. Fransız Komünist Partisi’nin muhalif fraksiyonlarından Paris merkezli olanı ise Hessel’i sistem içi bir figür ve Avrupa Birliği’nin sadık destekçisi olarak eleştiriyor.

Hakkı Başgüney 'ın Son Yazıları