Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Aydemir Güler

Aydemir Güler

Sovyetler’in sahibi var, kapitalizm aklayıcılarının yatacak yeri yok

O hainler kazandı diye, kimse 20. yüzyılın büyük sosyalizm pratiğini sahipsiz zannetmesin. Doğrusuyla yanlışıyla, eksiğiyle fazlasıyla Sovyetler Birliği’nin sahibi var! Ama bunların yatacak yeri yok…

Yayın Tarihi: 06.02.2026 , 21:01 Güncelleme Tarihi: 07.02.2026 , 00:00

Dünya kapitalizminin tam kalbinden yükselen dayanılmaz kokuya, bir de, “aklayıcı” kalabalığı eşlik ediyor. Onların çıkardığı koku da az buz değil doğrusu!

Çok uzun olmayan bir süre önce, yani henüz son paket açılmamışken, Epstein dosyalarının “abartılmasının yanlış olabileceğini” söyleyenlere rast gelmiştim mesela. Bir haber programında konuşan Türk kadın siyaset bilimciye bakılırsa, olay zaten ABD’de de “fazla ciddiye alınmıyordu.” İddialar Demokrat Partili muhalif odakların “köpürtmesi” olabilirdi. Ne de olsa ABD’de yaşıyordu uzmanımız… Neyse ki, hanımefendi sözlerini kapatırken akıl etti de, apar topar, kadın ve çocuk tacizinden kendisinin de iğrendiğini vurguladı: O kadar ki, bu tür pasajları “okumaya bile” dayanamıyordu!

Son paket, bu tür girişimlerin sonunu getirir sanmıştım. Ne de olsa, kapitalistlerin azami kâr ve emperyalistlerin mutlak hegemonya arayışı, çocuklara tecavüz edilen odalarda vücut buluyordu ve bu bayağı çıplak bir gerçekti! Yine de bazı aklama denemeleri yapıldı. Örneğin rezillik ile sömürünün bağını karartmanın yolunu yamyamlık gibi fantastik şiddet öykülerinde arandı… Ama bunun da ters teptiği görülebiliyordu. Vahşet, mekanizmasının kapitalizme özgü özünü örtmek yerine, sistemle daha da özdeşleşiyordu… 

Böyle düşünmüştüm. Yanılmışım, beterin beteri varmış! 

3 Şubat’ta düzenin misyoner ruhlu gazetecisi Yıldıray Oğur “Çok iyi bir Epstein dünyası analizi” yorumuyla X’te bir değerlendirme aktardı. Ne de olsa kapitalizm aklayıcılığı, Türkiye’ye özgü bir meslek değildi. 

Jeffrey Epstein meselesi pedofiliyle ilgili bir skandal değil; Rusça bir kelime olan ‘blat’ ile ilgili. Blat, Sovyet dönemine ait bir kavram ve ‘kıt bulunan mal ve hizmetlere kişisel ilişkiler yoluyla ulaşmak, resmî prosedürleri dolanmak’ anlamına geliyor. Yani bu hikâye, bir yönetim biçimi hakkında. Sovyet döneminde, fabrikalarının resmî devlet tedarik sistemi dışında ihtiyaçlarını karşılamasını sağlayan çok sayıda blatnik vardı. Epstein de benzer biçimde, neoliberal devlet için çarkları yağlayan bir figürdü. Onun işi yönetişimdi. Bu ne anlama geliyor? Şu çok açık: Epstein, birden fazla kamusal ve özel bürokrasi arasında dolaşan girişimci bir aracıydı. Hukuk, iş dünyası, istihbarat ve siyaset elitleri arasında ‘masa altı’ anlaşmaların örgütlenmesine yardımcı oldu; böylece bu kesimler hukukun üstünlüğünden ve geleneksel çıkar çatışması sınırlamalarından kaçabildi. Bu, bir üst sınıfın formel kurallardan sistematik biçimde kaçabilmesini sağlayan bir devlet zanaatıydı.” 

Matthew Stoller imzalı bu “çok iyi” analiz, kokunun kaynağını kapitalizmin ötesine yayarak sistemi aklamayı deniyor. Mademki, rezillik her yerde, çürümenin kaynağı kapitalizm olamazdı (!) Bu iddiaya, mekanizmanın aslında sosyalizme içkin olduğu karalaması eşlik etmektedir. Ama bu teze, Oğur gibilerinin bile sahip çıkabilmesi için bir şey daha gerekmektedir: Dosyadaki pedofili skandalının “esası oluşturmadığının” kabulü... Devamını kestirmek de zor değil: Bir adım sonra, denecek ki, “sosyalizm ‘blatnik’ üretir; oysa kapitalizm, eğer kurumlar çalışırsa arızayı giderebilir.” 

Yazar bu son halkayı eklemeyi düşünmüş, ama pek değerli kurumların tepesi çamurdan görünmez olmuşken, zamansız bulmuş olmalıdır!

Her neyse, analizci bu şekilde kendi ahlaksızlık devresini tamamlamaktadır. Analizi beğenip aktaran daha az ahlaksız değildir! 

Bir kere pedofili, insan kaçakçılığı, cinayet ve yamyamlığı neden tali görecekmişiz? Sadece medyatik bir skandal, ikinci sayfa haberi değil ki bunlar. Epstein dosyaları bir ilan içeriyor: 21. yüzyılda, insanların eşit olduğunun varsayıldığı ve eşitlik mücadelesinin bir erdem olarak yüceltildiği tarihsel dönem kapanmış bulunmaktadır. 

Kapitalizm “zaten böyleydi” denemez; doğru olmaz. Kâr arayışının ahlak tanımazlığını, burjuvazinin kurumları değil, ama emekçilerin mücadelesi ve sosyalist ülkelerin somutladığı değerler baskılıyordu. Bir kez bu frenler ortadan kalkınca egemenlerin muktedirliğinin sınırları hızla genişledi. İnsana ait her şeye tecavüz edecek kadar “özgür”leştiler!

Hikâyede sosyalizmin yeri, ahlaksız bir sınıfa uyguladığımız baskıdan ibarettir. 

Epstein’in ağabeyleri, sosyalizmin çözülüşü sırasında, malum dosyaları kıyısından köşesinden çağrıştıran tek bir vakaya rastlasalardı, emin olun dünyanın burnundan getirirlerdi. Katlettikleri Çavuşeskuların “hazinesinin” izini bile bulamadılar! Sosyalist ülkelerde kuralların ve kurumların etrafından dolanmaya bakanlar ise, kapitalizme dönüşün başını çeken sosyalizm hainleridir.  

O hainler kazandı diye, kimse 20. yüzyılın büyük sosyalizm pratiğini sahipsiz zannetmesin. Doğrusuyla yanlışıyla, eksiğiyle fazlasıyla Sovyetler Birliği’nin sahibi var! Ama bunların yatacak yeri yok…

Not: Bundan iki yıl önce 4 Şubat 2024’te TKP üyesi Mehmet Altan’ı kaybetmiştik. Bugünkü köşe yazısında ondan, Mehmet’ten söz etmek geçiyordu aklımdan. Bilgisayarından çıkan notlara, politik yaşamını anlattığı kayıtlara göz atmıştım… Haftaya kaldı. Biliyorum, “sağlık olsun, takma kafana” derdi…

Aydemir Güler 'ın Son Yazıları