Aydemir Güler
Cumhuriyetçiler Kurultayının ardından
Yayın Tarihi: 12.06.2026 , 21:10 Güncelleme Tarihi: 13.06.2026 , 00:00
Sol okurlarının hatırı sayılır bir bölümü, 7 Haziran Cumhuriyetçiler Kurultayını sosyal medya paylaşımlarından, en azından soL’un haberinden ve sonuç bildirisinden izlemiş olmalı. Başarılı bir toplantı olduğunu söyleyerek başlayayım…
İlk olarak Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi 2025’e girerken cumhuriyetçilerin birliğini gündem yapmıştı. Sonrasında, her zaman sıkışık ve sürprizli yaşamaya alışık olduğumuz ülke siyasetinin, yeni başlıklara alan bırakmayan fırtınalara sahne olduğu olağanüstü bir zaman dilimi geçti. Cumhuriyetçiler Kurultayı 19 Mart tarihiyle anılan o hara gürenin içinde iğneyle kuyu kazarak hazırlandı. 24 Mayıs’ta çeşitli kurumların temsilcilerinin yaptığı açış konuşmalarından oluşan bir oturum ve ertesi gün Kurultay...
Bu kez 7 Haziran’dan bir önceki gün, Kurultay’ı hazırlayan Danışma Kurulundan kişiler ile THTM üyelerinden oluşan bir heyet, Birinci Meclis’in bugün müze olan binasının önünde buluştular. Aşağı yukarı bir yıl geçmişti.
Bu süre ilkiyle yarışabilecek şiddette sürprizlerle dolu yaşanırken 2026 toplantısının hazırlıkları, bu kez “Cumhuriyetçiler Kurultayı” Danışma ve Koordinasyon kurulları tarafından yürütüldü. Cumhuriyetçilerin birliğinin mutlaka gerektiği görüşünün, siyasi iktidarın oluşturduğu merkezden açılmaya başlar başlamaz sıradanlaşacak ölçüde yaygın kabul gördüğünü söylemeye gerek bile yok. Ancak bu birliğin ideolojik ve politik bir ortak paydaya sahip olmaması halinde yaşanan fiyaskoları saymaya da gerek yok! Bunlar çoğunlukla, bugünlerde ihanet kısaltması ile damgalanan Kılıçdaroğlu CHP’sinin deneyimleri.
Konumuz onlar değil. Bizi ilkesiz, derinliksiz, programsız hareket tarzının yalnızca karşı cepheye katkı sunması ilgilendiriyor.
Birinci kurultay emperyalizme, gericiliğe ve sömürüye karşı, yurtseverliğin, laikliğin ve emekçilerin bayraklarını yükseltmek gereğini vurgulayarak bunları cumhuriyetçilerin birliği için zorunlu ilkeler olarak tanımlamıştı. Ancak ilkeden programa giden yol kısa değildir…
Kurultay’ın organları çetrefil başlıklardan yola çıkıp ülkenin temel başlıklarının büyük çoğunluğunu kapsayan bir dizi çalışmayı örgütlediler. Aradan geçen bir yıl esasen böyle değerlendirildi. Elimizde onlarca başlıkta yüzlerce aydın ve emekçinin elbirliğiyle oluşturulmuş, kitle toplantılarında paylaşılıp tartışılmış programatik belgeler var. 2026 Kurultayının zeminini bu çalışma ve ürünleri oluşturdu.
Çok güzel. Ve henüz yolun başı!
Cumhuriyetçilerin birliği programsız olduğunda ilk kavşakta duvara çarpılması, kanıtlanmış bir siyaset yasasıdır. Ancak icat edilmiş en gelişkin programın bile cumhuriyetçileri birleştirmeye yeteceğini varsaymak da görülmemiş bir saflık olur!
Programın işe değil söze takılıp kalmak olduğunu, hatta birleştirmeye değil ayrıştırmaya neden olacağını düşünenler kuşkusuz vardır. Oysa birincisi, söz iş içindir. İkinci olarak ayrışmaksızın ileri atılmak mümkün değildir. Son olarak da, tıkanıklığı aşmak için ihtiyaç duyulan, yönsüz, rotasız bir kalabalığın gelişigüzel yığılması değildir. Somut konuşalım, yurtseverliği NATO’ya karşı mücadeleye taşımak, laiklik savunusunu amalardan fakatlardan kurtarmak, bunları emekçilere mal etmeyi temel görev bellemek, hedeflenen birliğe güç katacak ayrışma başlıklarıdır. Ayrışırsınız ve çoğalırsınız.
2026 Kurultayı 2025’in tekrarı veya daha iyisi olarak tasarlanmadı ve öyle olmadı. İlkinin bir tür paneller dizisi, diğerinin delege kürsüsü olarak kurgulanması, özü yansıtan bir biçimdir. Bir programa yakınız. Bu demektir ki, sözü cebimize koyup iş yapmaya başlayabiliriz. Cumhuriyetçilerin birliği ancak siyaset üreterek, bir siyasal merkez kurarak gerçekleştirilebilir. Özetin özeti, asıl şimdi başlama çizgisine gelmiş bulunduğumuzu söyleyebiliriz.
Cumhuriyetçilerin birliğine doğru, başlangıç noktası…
Birlik siyasi bir iştir. Cumhuriyetçiler kurultayı önümüzdeki süreçte siyasette sözünü söyleyerek, pozisyon alarak Cumhuriyetçilerin birliğine dönüşmelidir, dönüşecektir.
Birlik kitlesel bir iştir. Siyasetin dar alanlarda, kapalı kapıların ardında veya alçak sesle konuşulan kulislerde yapılmasına alışılan bir çağdayız. Cumhuriyetçilerin birliğinin başarıya ulaşması değil, varlık kazanması için bile siyasetin yeniden kitlelerle buluşturulması gerekmektedir.
Başta söylendiği gibi birlik ilkelerin, programın işidir. Ama önümüzdeki süreçte programla ilgili her adım, her toplantı cumhuriyetçilerin toplam güçlerinin yükseldiği bir eylem niteliği kazanmalıdır.