Atilla Özsever
Diktatörlükle hesaplaşma: Arjantin sineması
Yayın Tarihi: 08.11.2026 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.11.2026 , 00:02
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Kadıköy’deki Sinematek’te Kasım ve Aralık aylarında Arjantin filmleri gösterimi yapılıyor. Özellikle Resmi Tarih ve Olimpo Garajı isimli filmler, Arjantin’deki askeri diktatörlük dönemini (1976-1983) sorgulayan filmler olarak dikkati çekiyor.
Yabancı dilde en iyi film Oscar’ını kazanan ve Cannes Film Festivali başta olmak üzere sayısız festivalden ödüller ile dönen Resmî Tarih isimli film, Arjantin’de demokrasiye geçişin ardından çekilen filmlerin başında geliyor.
Bu film, askeri diktatörlüğün suçlarını doğrudan beyaz perdeye aktaran ve Arjantin’in yakın geçmişiyle yüzleşmesini temsil eden ilk filmlerden biri olma özelliğini taşıyor. Çarpıcı bir seyirlik vadeden Resmi Tarih, vizyona girdiği dönemde tüm dünyada övgüyle karşılanmış ve dikkatleri tekrar Arjantin sinemasının üzerine çekmişti.
Videla diktatörlüğü
Yine Cannes Film Festivali’nde derece alan Olimpo Garajı isimli film de, Arjantin’de Videla diktatörlüğündeki cunta dönemini mercek altına alıyor.
Filmde, hükümet karşıtı bir örgüt ile bağının olması şüphesiyle tutuklanan Maria’nın gizli bir gözaltı merkezinde sorgulanması konu ediliyor. Bu merkezdeki şiddet, grafik olarak gösterilmek yerine ses ve mekân tasarımı aracılığıyla seyirciye hissettirilmeye çalışılıyor.
Son sahnesinin uzun yıllar insan zihninde asılı kalacağı Olimpo Garajı, askerî diktatörlüğün ve devlet şiddetinin gündelik hayatı ne derece etkileyebileceğini sarsıcı bir sinema deneyimi olarak sunuyor.
Arjantin’de ‘Kirli Savaş’
Arjantin'de Videla liderliğindeki askeri diktatörlük dönemi (1976–1983), ülke tarihinin en kanlı ve en karanlık dönemi olarak kabul edilir. Tarihe "Kirli Savaş" olarak geçen bu süreç, devlet eliyle yürütülen sistematik bir terör ve baskı dönemidir.
Arjantin’de 24 Mart 1976'da ABD destekli Condor Operasyonu kapsamında Isabel Perón hükümetine karşı bir askeri darbe yapıldı. Korgeneral Jorge Rafael Videla, Amiral Emilio Eduardo Massera ve Tuğgeneral Orlando Ramón Agosti'den oluşan askeri cunta, yönetimi ele geçirdi. Videla, rejimin başkanı ilan edildi.
Cunta yönetimi ilk icraat olarak Ulusal Kongreyi feshetti, sendikaları yasakladı, basına sıkı bir sansür uyguladı ve eyalet yönetimleri askeri kontrol altına alındı.
Devlet terörü
Askeri cunta yönetimi, başta Montoneros ve Halk Devrimci Ordusu (ERP) gibi solcu gerillalar olmak üzere komünistler, sosyalistler, sendikacılar, öğrenciler, gazeteciler, sanatçılar ve rejim karşıtı olduğundan şüphelenilen herkesi hedefine aldı.
Bu askeri diktatörlük döneminde, insan hakları örgütlerinin tespitlerine göre 30 bine yakın insan öldürüldü veya zorla "kaybedildi". Uyuşturulan muhaliflerin uçaklardan Atlas Okyanusu'na veya Rio de la Plata nehrine canlı canlı atıldığı vahşi bir infaz yöntemi uygulandı.
Gözaltında doğum yapan veya öldürülen kadınların bebeklerine askerler tarafından el konuldu ve bu çocukların kimlikleri değiştirilerek askeri ailelere evlatlık verildi. Yaklaşık 500 bebekten 130'dan fazlası Plaza Mayo Anneleri tarafından yıllar sonra bulundu.
Direniş ve rejimin çöküşü
Çocuklarının akıbetini sormak için Buenos Aires'in merkez meydanında her hafta toplanan Plaza Mayo Anneleri, diktatörlüğün insan hakları ihlallerini dünyaya duyuran en büyük sivil güç oldu.
Öte yandan askeri rejimin 1982 yılında İngiltere'ye karşı giriştiği Falkland Savaşı'nı kaybetmesi, cuntanın meşruiyetini tamamen yitirmesine sebebiyet verdi ve çöküşünü hızlandırdı.
1983 yılında ülkede yeniden demokratik seçimler yapıldı.1985 yılında kurulan mahkemelerle cunta liderleri yargılandı. Videla ömür boyu hapse mahkum edildi ancak 1990'da Devlet Başkanı Carlos Menem tarafından çıkarılan af yasasıyla serbest kaldı.
2000'li yıllarda ise, daha önce çıkarılmış olan af yasaları Yüksek Mahkeme tarafından iptal edildi ve davalar yeniden açıldı. Tekrar yargılanan diktatör Videla, insanlığa karşı işlediği suçlar ve bebek hırsızlığı gibi cürümlerden ötürü yeniden ömür boyu hapse mahkum edildi. 17 Mayıs 2013'te 87 yaşındayken hücresinde öldü.
Yılmaz Güney filmi
Kadıköy Sinematek’te Arjantin filmlerinin yanı sıra ünlü yönetmen Lütfü Akad’ın filmleri de gösteriliyor. Akad’ın toplumsal gerçekleri yalın bir biçimde sinema diliyle anlatan Hudutların Kanunu isimli filmi, Urfa’nın Suriye sınırında geçimlerini kaçakçılıkla sağlayan köylülerin çaresizliğini konu ediyor.
Yılmaz Güney’in başrolünü oynadığı filmde, ağalık düzeni, yoksulluk, yobazlık ve insanları suça sürükleyen eşitsiz yapı sorgulanıyor. Üç kez sansüre takılan bu film, bugün ulusal sinemanın önde gelen yapıtlarından biri kabul ediliyor.
1967 yılındaki Altın Portakal Film Festivali’nde Yılmaz Güney’e En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran film, World Cinema Project tarafından restore edilerek 2011 Cannes Film Festivali’nde yeniden izleyiciyle buluşmuştu.
Sinematek’te Lütfü Akad’ın çektiği ve Türkan Şoray ile İzzet Günay’ın başrolü oynadığı Vesikalı Yarim filmi de gösterimde bulunuyor. Bu Türk ve Arjantin filmlerini izlemeniz dileğiyle…