Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Atilla Özsever

Atilla Özsever

Avrupa’da Kasım grevleri!

Fransa’da beş büyük işçi sendikası Macron hükümetinin kemer sıkma politikalarına karşı 5 Kasım’da genel greve çıkıyor. İspanya’da da konut krizine karşı 11 Kasım’da genel grev var. İtalya’da da hayat pahalılığını protesto etmek amacıyla 20 Kasım’da ulusal grev kararı alındı.

Yayın Tarihi: 22.10.2026 , 00:00

Avrupa’nın birçok ülkesinde Kasım 2026 ayı içerisinde gerçekleştirilecek genel grev ve protesto eylemleri, özellikle artan hayat pahalılığı, bütçedeki sosyal kesintiler ve barınma krizlerine karşı sendikaların ve halkın topyekûn bir yanıtı niteliğini taşıyor.

Fransa’da 5 Kasım’da (2026), İspanya’da 11 Kasım’da ve İtalya’da da 20 Kasım’da genel grev eylemleri yapılacak. Portekiz’de de, İspanya grevi ile eşgüdümlü olarak 11 Kasım’da bir genel grev yapılması gündemde bulunuyor.

Şimdi tek tek bu ülkelerdeki genel grev kararlarının ardındaki sosyal sorunlara değinmeye çalışalım.

Fransa’da sınıfsal ittifak

Fransa’da liseli öğrencilerin öğretmen eksikliği ve eğitim bütçelerindeki kesintiler nedeniyle başlattığı eylemlere hayat pahalılığını protesto eden Sarı Yeleklilerin ve nihayetinde işçi sınıfının da katılmasıyla gösteriler bir isyana dönüştü.

2018’den bu yana ilk kez gençlik, Sarı Yelekliler ve örgütlü işçi sınıfı ortak bir eylemde buluşuyordu. Sarı Yelekliler hareketi, Kasım 2018’de yüksek akaryakıt fiyatlarını protesto amacıyla ortaya çıkmış ve kırsal kesimin de katılım sağladığı bu eylemlerde sembol olarak “sarı yelek” giyilmişti.

Öte yandan öğrenciler, 17 Ekim 2026 eylemlerinde Mayıs 1968’e gönderme yaparak “İşçi sınıfı gençliğin yanında uyanmazsa kazanamayız” mesajını veriyordu. Eylemlere katılım, polis kayıtlarına göre 550 bin, sendikaların tespitlerine göre ise 800 bin kişiydi. 17 Ekim eylemleri, Macron hükümetini oldukça zora soktu.

Bu eylemlerde yaklaşık 2 bin 500 kişi gözaltına alınırken, 1000'i aşkın polis, jandarma eri ve itfaiyeci yaralanmıştı. Üç bine yakın iş yeri de hasar görmüştü. Macron Hükümeti de olası eylemleri önlemek için Paris, Lille, Lyon, Nice ve Marsilya şehirleri başta olmak üzere bazı bölgelerde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulama kararı almıştı.

5 Kasım grevi

Fransız hükümetinin borçları azaltmak adına hazırladığı ve yaklaşık 54 milyar avroluk tasarruf öngören 2027 kemer sıkma bütçesi de, genel grev kararının ana tetikçisi oldu.

Sendikalar, yakıt, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışa karşın kamu çalışanı maaşlarının dondurulmasına, sosyal yardımların askıya alınmasına ve eğitim/sağlık gibi kamu hizmetlerindeki kesintilere karşı çıkıyorlar.

5 Kasım’da yapılacak genel greve Fransa'nın en büyük beş işçi sendikası olan CFDT, CGT, FO, Unsa ve FSU katılıyor. Genelde bu beş sendikanın ortak bir koalisyon kurarak grev kararı almasının nadir görülen bir durum olduğu belirtiliyor.

Örgütlü işçi sınıfı ile gençlerin isyanının buluşması, Nisan 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle Le Pen’in faşist partisinin iktidar adayı olması durumuna da önemli bir uyarı potansiyeli taşıyor.

İspanya’da konut krizine karşı

İspanya’da kiraların aşırı yüksekliği ve ciddi bir konut krizinin varlığı, genel grev kararının alınmasında önemli bir etken oldu. Madrid'de 87 yaşındaki bir kadının bir yatırım fonunun kirayı yüzde 230 oranında arttırması sonrası evinden tahliye edilmesi ve ardından hayatını kaybetmesi toplumsal infiale yol açmıştı.

Gençlerin maaşlarının neredeyse yüzde 98,7'sini kiraya vermek zorunda kalması, enflasyonun yüzde 4,9'a dayanması ve asgari ücretlerin yetersizliği nedeniyle İspanyollar sokaklara çıktılar. Kiracılar Sendikası’nın çağrısıyla İspanya’nın büyük sendikaları UGT, CCOO ve CGT 11 Kasım’daki genel greve destek vereceklerini açıkladı.

Sosyal demokrat eğilimli İspanya Sosyalist İşçi Partisi’nin lideri ve Başbakan Pedro Sánchez'in kiracıları korumaya yönelik olarak sunduğu konut yasaları, parlamentodaki liberal sağ ve aşırı sağcı partilerce reddedilmişti. Bu tıkanıklık üzerine Sánchez, 29 Kasım 2026 için erken genel seçim kararı almıştı.

Genel grevin erken seçimlerden sadece iki buçuk hafta önce gerçekleşecek olması mevcut hükümeti zora sokmaktan ziyade parlamentoda sol çoğunluğu artırmak amacına dönük olduğu şeklinde değerlendiriliyor. Ancak işveren örgütü (CEOE) grevin yasal olmadığını savunarak mahkemeye başvuracağını açıkladı.

İtalya’da hayat pahalılığına tepki

İtalya’da 20 Kasım’da yapılacak genel grevin temel nedeninin yüksek enflasyon, satın alma gücünün erimesi, düşük ücretler ve Meloni hükümetinin bütçedeki sosyal kısıntılarına dönük olduğu belirtiliyor.

Sendikalar, ücretleri gerileten yüksek vergi dilimlerinin düşürülmesini, sağlık ve eğitime daha çok bütçe ayrılmasını ve net varlığı 2 milyon avronun üzerinde olanlara yüzde 1'lik bir servet vergisi getirilmesini talep ediyor.

İtalya'nın en büyük işçi sendikası olan CGIL (İtalyan Genel İş Konfederasyonu) grevin ana yürütücüsü konumunda bulunuyor. Ayrıca 20 Kasım'daki Avrupa genel öğrenci grevi ile de birleşeceği için öğrenci sendikaları da bu greve aktif olarak katılacaklarını açıkladı.

Bu genel grevin iktidardaki faşist eğilimli Meloni hükümetinin bütçe tasarısını parlamentodan geçirmesini ciddi biçimde zora sokacağı ifade ediliyor. Muhalefetin de güçlü bir tavır koymasıyla hükümetin bütçede sendikalara taviz vermek zorunda kalabileceği bekleniyor.

'İberya Genel Grevi'

Öte yandan Portekiz’in başkenti Lizbon ile Porto kentinde çadır kurarak barınma krizini protesto eden kitle örgütleri, İspanya’nın 11 Kasım’daki genel grev kararına katılma yönünde harekete geçti. Portekiz’de konut fiyatları 2017’den bu yana iki katından fazla artarken yeni kira sözleşmelerindeki kiralar da neredeyse iki katına çıktı.

Kiracı dernekleri ve barınma krizini protesto eden örgütler, İspanya ile aynı gün tüm İber Yarımadası'nı tamamen durduracak ortak bir "İberya Genel Grevi" yapılması yönünde sendikalara resmi çağrıda bulundu. Sendikaların da onay vermesi halinde Portekiz'in de bu tarihte greve katılabileceği öngörülüyor.

Sadece Fransa, İspanya, Portekiz ve İtalya’da değil geçen hafta sonu Belçika, Almanya ve Arnavutluk’ta da çeşitli taleplerle kitlesel eylemler yapıldı. Belçika’da gençler, hükümetin eğitim politikasını sokaklarda gösteri düzenleyerek protesto etti.

Almanya’nın başkenti Berlin’de de öğrenciler, Fransa’da daha iyi eğitim koşulları talebiyle gösteriler yapan öğrencilerle dayanışma için yürüyüş düzenledi. Öğrenciler ayrıca Almanya’da eğitim alanındaki kesintilere dikkat çekti ve zorunlu askerliği protesto etti.

Arnavutluk’un başkenti Tiran’da da yine üniversite öğrencileri, eğitim koşullarının iyileştirilmesi talebiyle gösteri düzenledi.

Peki ya Türkiye?

Avrupa’da işçi sınıfı ve öğrencilerin ayağa kalkmasındaki önemli faktör, yoksullaşmaya ve hayat pahalılığına yol açan neoliberal politikalara tepkiydi. Avrupa’da 2027 yılının da sınıf mücadelelerinin daha şiddetleneceği bir yıl olabileceği tahmin edilebilir.

Kuşkusuz burada önemli olan bir nokta da, bu mücadele sürecinin kapitalist düzeni değiştirmeye dönük olup olmamasıdır. Bakılım süreç nasıl gelişecek? Diğer yandan faşist partilerin Avrupa’da önemli politik kazanımlar elde etmesi de düşündürücüdür.

Türkiye’ye gelince; ülkemizdeki derin yoksullaşmaya ve baskı düzenine karşı ciddi bir tepki söz konusudur. Gazetecilerin yazmadıkları haberlerden bile tutuklanması, basın ve ifade özgürlüğünün son derece kısıtlanması çok önemli sorunlardır.

Ülke çapında düşük ücretler, işten çıkarmalar, sendikalaşma, hak edilen maaşların dahi ödenmemesi gibi konularda belli bir mücadele verilmektedir. Derin yoksulluk yaşayan emekliler de kendi çapında bir mücadele sürdürüyor.

Ancak işçi sınıfının örgütlü düzeyde topyekün bir mücadele verdiği söylenemez. Zaten mevcut sendikal yönetimlerin büyük bir bölümü hükümet “yandaşı” konumundadır. Bağımsız sendikalar ile DİSK’e bağlı bazı sendikaların verdiği mücadelede de yeterince etkin olamıyor, geniş bir mücadele hattına dönüşemiyor.

Bakalım, Avrupa’daki mücadele örnekleri Türkiye’de de ne kadar dikkate alınacak, sendikalar, meslek kuruluşları, sol siyasal örgütlenmeler önümüzdeki süreçte nasıl bir yol izleyecekler, gözlemlemeye çalışacağız…

Yazarın Son Yazıları