Ne için 1 Mayıs, neden 1 Mayıs

29/04/2016 Cuma
Ne için 1 Mayıs, neden 1 Mayıs

1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günüdür. Sermayenin ve onun temsilcilerinin saldırılarına yanıt üretilebildiği ölçüde 1 Mayıslar, birlik, mücadele ve dayanışma günü tanımı hak eder. Bu yoksa 1 Mayıs, bazen “bayram havasında kutlanan” bir gösteridir, bazen polisle köşe kapmaca.

Sermayeyle hesaplaşıp, siyasi iktidarı hedefe koymak! Asıl olan budur. Birlik, mücadele ve dayanışma, bu durumda anlamına kavuşur.

Bayram, hak edildikten sonra ancak bayram olur. Bunun sonuna kadar hak edildiği Küba’da bile 1 Mayıslar, aynı zamanda emperyalizme ve uluslararası tekellere karşı Küba halkının mücadele kararlılığını sergilediği gündür. Sermayenin sadece emeğe değil, tüm insanlığın değerlerine pervasızca saldırdığı bu dönemde 1 Mayısın özü mücadeledir.

Ne bayram, ne de köşe kapmaca. 1 Mayıs AKP’yle, onun üzerinde oturduğu siyasi rejimle, o rejimin diktatörü ile hesaplaşma günü olmalıdır. Bu hesaplaşmada emekçilerin sözünün ve ağırlığının hissedilmeye başlaması için 1 Mayısın bir fırsat olarak değerlendirilmesi, daha doğru ifadeyle öyle örgütlenmesi gerekli.

Bizim çağırımız bu yönde.

Bu ülkede işçiler var derken de, işçi sınıfı yeniden kurulmalı derken de işaret ettiğimiz bu ağırlık koyma çabasıdır.

Ağırlık konmadığı sürece Meclis başkanı daha çok anayasal şeriat önerecek, daha çok kez TÜSİAD mecburiyetten “endişeliyiz” açıklaması yapacak. Sermaye sınıfı AKP rejiminin mimarıdır. Sınıf ağırlık koymadıkça bu sahneler yaşanacaktır.

Sendikal sefaletin de nedeni işçi sınıfının ağırlık koymaktan uzak kalmasıdır. Türk-İş’in günü Çanakkale Şehitliği gezisiyle savuşturacak olması, diğer iki yandaş konfederasyondan Memur-Sen’in Kahramanmaraş’ta terör, Hak-İş’in Sakarya’da yeni Anayasa konusunda AKP’ye destek mitingi tertiplemesi zaten başka bir durumda mümkün değildir. Bunlar işçi sınıfının değil, sermayenin örgütleridir. Bu nedenle başka durum hasıl olduğunda, yani işçi sınıfı ağırlık koymaya başladığı anda “1 Mayısın komünist bayramı olarak lanetlenmesi” olarak özetlenen eski pozisyonlarına derhal dönüverecekleri kesindir.

Ağırlık yitiminin ne boyutta olduğu sadece buraya bakılarak da anlaşılabilir.

Sendikal sefalet, yalnızca yandaşlar için söz konusu değil. Hatta yandaşların durumunu sefalet olarak değil, sefahat olarak nitelemek daha doğrudur. Sermayenin sefahatıdır onların sendikal pozisyonu. Sefalet, sol soslu olanlarda. Artık “dörtlü” diye anılan DİSK-KESK-TTB-TMMOB’de.

1 Mayısların içeriğinin boşaltılması ve kitlesizleştirilmeye çalışılmasında sermaye cephesinin ve AKP’nin yürüttüğü sistematik saldırı tek başına her şeyi açıklamaya yetmiyor. Ayrıca bu insanoğlunun hafızasıyla dalga geçmekle eşdeğer. 2004’de Saraçhane’deki 1 Mayıs’ın nasıl kotarıldığını dönemin sendikacıları çok iyi hatırlar. Hatırlar, ama kutlamanın alana partisiyle birlikte doluveren işçilerin sayesinde yapılabildiğini pek azı söyler. 2005 ve 2006’nın Kadıköy’deki AB’ci kürsüleri, 2007 yılından itibaren DİSK’in kendini sadece Taksim Meydanı üzerinden var etmeye çalışması, 2010’da meydanın açılmasıyla birlikte tam üç yıl yüzbinlerin siyasetsiz ve dolayısıyla içeriksiz 1 Mayıs kutlamasına hapsedilmesi… İşi, Gezi Direnişi’nin önünü açan gelişmenin DİSK’in verdiği Taksim mücadelesi olduğunu ileri sürmeye kadar vardırabilen bir körlüktür söz konusu olan. Bu körlük milyonlar sokaktayken işyerlerinde kıpırdayamamayı, hiç olmamış saymayı başarabiliyor.

Geçelim.

2016 1 Mayısı’nın da içeriksizleştirilmesinde böyle bir arka plan var. Asıl mesele İstanbul için Bakırköy’de ya da Gebze’de kutlama değil. DİSK içindeki ayrışmanın “Taksim kutsamasına” varacak kadar yüzeysel hale gelmesi de değil sorun. Bunların bugünün sınıflar mücadelesinde zerre değeri bulunmuyor. Mesele işçilerin AKP ile hesaplaşmaya dahil edilebilmesinde. Yani ağırlık koymaya başlamasında.

İşçi sınıfının bir sınıf olarak varlığını sadece sermaye sınıfı değil, onları temsil ettiğini ileri süren sendikal yapılar da hissetmiyor. Ağırlık yitiminin maliyeti çok büyük boyutlardadır.

O zaman ağırlık yeniden oluşturulacak. Bu bugün sendikaların işi hiç değildir. Konu siyaset, özne partidir.

 

ÖNCEKİ YAZILARI

Asker cenazesi 13/02/2020 Perşembe
Damadın enflasyon taklaları 06/02/2020 Perşembe
İki miting 23/01/2020 Perşembe
Tekstil işçisi neden ölür? 16/01/2020 Perşembe
Geçinemeyenler 09/01/2020 Perşembe
Domuz gibidir burjuvalar!* 12/12/2019 Perşembe