MESS Genel Sekreteri kabineye mi atandı?

26/12/2019 Perşembe
MESS Genel Sekreteri kabineye mi atandı?

Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi grev aşamasına doğru gidiyor. Bugün arabulucu takvimi de sona erdi. Önümüzdeki birkaç hafta içinde grev uygulaması için 60 günlük süre başlayacak. 

Sözleşme metal sanayicilerinin örgütü MESS’e bağlı 195 işyerinde Birleşik Metal, Türk Metal ve Çelik-İş üyesi yaklaşık 130 bin işçiyi kapsıyor. Sözleşme, bugün açıklanacak asgari ücretle birlikte Türkiye’de işçi ücretlerinin genel düzeyini belirleyecek olması açısından da önem taşıyor.

Birleşik Metal-İş üyesi işçiler bir süredir her yerde “Geçinemiyoruz” başlıklı bildiriler dağıtıyor. Ücret zammı için sendikaların yüzde 24-36 arasında değişen zam talebinin altında bu argüman var. Bir önceki sözleşme döneminde ilk altı ay için alınan ve yüzde 25’e yaklaşan zam ile sözleşmenin üç yıldan iki yıla çevrilmesi işçiler için önemli bir kazanım olmuştu. Ancak aradan geçen iki yıl içinde sürekli artan hayat pahalılığı ve kriz işçilerin ücretleri eritti. 

Slogan işçilerin mutfağından yükseliyor. Sözleşmenin gerçeği tam olarak bu. İşçiler geçinemiyor, nokta. Bu gerçek şu an çok güçlüdür ve işçilerin gündeme getirdiği her türlü talep için yüzde yüz meşruiyet kaynağıdır.

Bu meşruiyet güçlendikçe ve sözleşme kritik aşamaya doğru ilerlerken MESS karşı propagandaya başladı. Hafta başı televizyon kanalarından birine “konuk” olan MESS Genel Sekreteri Özgür Barut, programda işçilerin ekonomik gerçeklikten ne kadar uzak taleplerde bulunduğunu anlattı!

Ona göre enflasyon rakamı belli. Zaten MESS de masada tüm dönemler için “bu oranı veririm” dedi. Birinci altı ay için yüzde 6 ediyor. MESS genel sekreteri bu zam oranını savunurken kamu işçilerine yapılan yüzde 4, memurlara yapılan yüzde 3’lük zammı hatırlatıyor ve “dönem enflasyon zammı dönemidir” diyor. TÜİK’in enflasyon rakamı oyunlarının sadece Damat Bakan marifeti olmadığı da anlaşılmış oluyor.

Sadece bu değil. MESS, “ekonomik gerçeklik” çağrısı yaptığı işçilerden çeşitli taleplerde de bulunuyor. İki yıllık sözleşmeyi üç yıla çıkarmak istiyor. Genel Sekreter, yasa izin verse beş-altı yıllık sözleşmeler yapmayı doğru buluyor. Tüm dönem zamlarını enflasyon oranına bağlayıp uzun dönemli sözleşmeyle işçiyi zam talebi olmadan yıllarca çalıştır! Temiz iş…

Esnek çalışma istiyor. Özellikle genç işsizliğin yüksek olduğu dönemde esnekliğin istihdam arttıracağını ileri sürüyor. Patronlar fabrikalarını, kapıda bekleyen yirmili yaşlı işsizlerden oluşan, gel deyince gelen, git deyince giden, gelirken de giderken de herhangi bir hakka sahip olmayan güvencesiz işgücü ile doldurmak istiyor.

İkramiyeden kurtulmak istiyor. “Kaldıralım” demeyi henüz erken bulduklarından olsa gerek, ikramiyeleri çalışılan güne göre verelim diyor. Yetmiyor, işe devamsızlığı olanın ikramiyesini devamlılığı yüksek işçiye dağıtmak istiyor. Yarın ücretler için aynı şeyi gündeme getirmek için yol olacak bu taleple aynı zamanda işçiyi işçiye düşürmeyi amaçlıyor.

Bunların tamamını sıradışı bir dönemde ekonomik gerçekliğe uygun olmamakla eleştirdiği işçilerden istiyor. 

Sıradışı bir ekonomik gerçeklik yaşandığı doğru. Öyle ki bu sözleşme dönemi 2018-2019’u kapsıyor. Bu dönemin ilk yılında İSO-1000 içinde metal sektörlerinde faaliyet gösteren işletmelerden kâr/zarar durumu açıklayan firmaların yüzde 92,4’ü kâr elde ediyor. Bu firmaların toplam kârı 26 milyar, ortalama kârı ise 249 milyon lirayı buluyor. 2019 için ise henüz İSO verileri açıklanmadı ama BİST verilerine göre 2019 yılının ikinci çeyreği önceki yılın aynı dönemine göre metal sektörlerinde net kâr ortalama yüzde 8,2 düşüyor. Ve fakat üretim ve satışlarda yaşanan kısmi düşüşe rağmen sektörlerde kârlılık devam ediyor. Üstelik kiminde yükselerek.

Buna karşın bir önceki sözleşme döneminin başlangıcı olan 1 Eylül 2018 tarihinden 1 Ekim 2019’a kadar elektrik fiyatındaki artış yüzde 80 olarak gerçekleşiyor. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenebilmek için yapması gereken asgari harcama asgari ücret seviyesine, buna barınma, ısınma, giyim, eğitim, ulaşım gibi temel ihtiyaçlar eklendiğinde rakam 7 bin liraya yaklaşıyor. Bu rakam MESS üyesi işletmelerde çalışan işçilerin ücretlerinin iki katı oluyor.

Gerçekten sıradışı bir ekonomik gerçekliğe sahibiz! Yukarıda bazı verilerini paylaştığım bu sıradışılık, önümüzdeki günlerde Birleşik Metal-İş’in yayınlayacağı “metal işçisinin gerçeği” raporunda çok daha ayrıntılı olarak gözler önüne serilecek.

MESS Genel Sekreteri’nin yaptığı ekonomik gerçekleri çarpıtmak. Zaten ağzındaki baklayı da “süreç nasıl devam edecek” sorusuna verdiği yanıtla çıkarıyor. “Anlaşma olmayacak, sendikalar grev kararı alacak, milli güvenliği etkilemesi nedeniyle grev yasaklanacak, yasaklanan grev nedeniyle sözleşmeye Yüksek Hakem Kurulu karar verecek, YHK’nın karar verdiği sözleşmede ise ya enflasyon oranında ya onun altında zam olacak…”

MESS genel sekreteri metalde olası grevin milli güvenliği tehdit edeceği gerekçesiyle kabine tarafından yasaklanacağını söylüyor.

Kabine kararlarını MESS mi belirliyor? Yoksa Cumhurbaşkanı MESS Genel Sekreterini kabineye atamıştır da atama kararnamesini yayınlamayı mı unutmuştur? 

Televizyonda bu rahatlıkta konuşan patron temsilcisinin aynı açık sözlülükle bu sorulara da yanıt vermesini bekliyoruz.