Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Sınırsız sömürü: Neoliberalizmden vahşetizme…

Liberal, bireyci, rekabetçi, çıkarcı yeni sömürü düzeni insanı, doğayı, kültürel değerleri sömürü makinesinin içinde öğüterek, bilimi ve teknolojiyi kendi çıkarına kullanarak, gericilikle uyumlaştırarak, otoriterlikle yöneterek, hukuk dediği yanılsamayla uzlaştırarak, "her şey sermayenin" diyerek sürdürme yoluna gidiyor yaşamını. Neoliberalizmden sonra gelinen yer burası: Vahşetizm…

Yayın Tarihi: 11.03.2026 , 23:24 Güncelleme Tarihi: 12.03.2026 , 00:00

Her üretim biçimi, her siyaset ve ideoloji kendine özgü hukuksal ve yönetsel kurumlarını yaratıyor.  Sömürü düzeninin becerisi kendi ilişkilerinin ürünü olan hukuku kendi çıkarlarına göre sürekli biçimlendirmesi ve dahası kendi hukukunu ikiyüzlü olarak uygulaması ya da uygulamamasıdır.

Klasik ve yaygın anlatımla, toplumsal koşullara uymayan hukukun, basit kağıt parçalarına dönüşmesi gerekirken, kapitalist/emperyalist düzen hem kendi hukukunu hem de o hukuk içinde savaşımlarla kazanılmış hak ve özgürlük hukukunu basit kağıt parçasına dönüştürüyor.

Özeti şu: Yağma ve talan için, işgaller ve soykırımlar için, kapitalist/emperyalist çıkarlar için, sınırsız sömürü için, gericilik ve vahşilik dönemi hiç şaşırtıcı değil.

Liberal, bireyci, rekabetçi, çıkarcı yeni sömürü düzeni insanı, doğayı, kültürel değerleri sömürü makinesinin içinde öğüterek, bilimi ve teknolojiyi kendi çıkarına kullanarak, gericilikle uyumlaştırarak, otoriterlikle yöneterek, hukuk dediği yanılsamayla uzlaştırarak, "her şey sermayenin" diyerek sürdürme yoluna gidiyor yaşamını. Neoliberalizmden sonra gelinen yer burası: Vahşetizm…

Ne Birleşmiş Milletler ve uluslararası sözleşmeler ne anayasalar ve savaş hukuku ne kurallar ve kurumlar… Zaten vekalet savaşçıları, terör örgütleri, mafya, her türlü kaçakçılık, otorite uygulamada. Şimdi doğrudan vahşetizm devrede, İsrail-ABD sahnede.

Burjuvazinin dünya anlayışı olarak sunulan hukuk -hala bir umut gibi gösterilmesine karşın- ihanet içine doğduğunu kanıtlarcasına devre dışı.

Sömürenlere, ezenlere karşı hak savaşımlarıyla, sınıfsallıkla yazılırken, tarihe dışarıdan dayatılmış bir araç olarak değil maddi gerçeğin, toplumsal ekonomik, siyasal ve ideolojik ilişkilerin ürünü olan hukuk, egemen sermaye sınıfının ve iktidarının sömürü ve yönetim, baskı ve denetim aracı durumunda. Ama kendi hukukları artık yetmiyor sömürücülere… Hem doymuyorlar hem yönetemiyorlar hem çürütüyorlar hem çürüyorlar. Çözümü “her şey bizim, her şey bizim için” de ve hukuksuzlukta arıyorlar. 

Bu bataklıktan ve vahşilikten, kana susamışlıktan sömürücüleri hukuka çağırmakla kurtulmak olanaklı mı? Ya da daha genel soruyla, sömürücü düzenin hukukunu eksiksiz uygulamakla sömürüden kurtulmak olanaklı mı?

Kendisini bile koruyamayan piyasa odaklı bir hukuk, uyması gereken hukuka uymayan bir yargı, önemsizleştirilen ve işlevsizleştirilen bir meclis, sömürücü ve gerici düzene teslim olmuş bir devlet, dünyanın açıklanmasında, analizinde temel amaç olarak kullanılabilir mi?

Burjuva devrimlerinin birikimi yadsınamaz ama aydınlanmanın, demokrasinin, hukukun ihanet içine doğması gerçeği de yadsınamaz. Vahşetizm dönemi, tıpkı adaletsizlik gibi, bu ihanetin sonucudur.

Düzenlerini kendi ürünleri olan hukuksal/kurumsal yollarla sürdüremeyenlerin, yönetemeyenlerin, ulus devletlere ve hukukuna katlanamayanların, uydu devlet kurma heveslilerinin yeni yöntemidir vahşetizm.

Sermaye sınıfının, kendi çıkarları ve güvenceleri için, emek gücünü denetim altında tutmak için kurallaştırma ve kurumlaştırma istemesine karşın hukuksuzluğa ve vahşete gözlerini kapatması, hukuka karşın dinsel davranış kurallarına ve ümmetçiliğe ses çıkarmaması, liberalizmi sevmesi durumun açık ve net göstergelerinden biri.     

Dünyayı savaşlarla, çatışmalarla kördüğüm edebileceklerini, emekçilerin bu kördüğümü çözemeyeceğini sanıyorlar. Sömürü düzeninin ve sınıfsal egemenliklerinin seçeneğinin olmadığını sanıyorlar. Haydutlukla, kan dökerek, insanı dinsele teslim edip düşünme gücünü zayıflatarak, emek gücünü meta yapıp piyasa içinde çürüterek, uzlaştırıp uyumlaştırarak sömürünün yeniden üretimini sürdüreceklerini sanıyorlar.

Ulusal/uluslararası fark etmez, kendi hukuklarını yok sayarak insanlara, doğaya, halklara, devletlere saldırı, hukuk tanımazlıktan öte politik ve ideolojiktir. Bu düzene karşı olmadan, hukukla yanıt vererek ya da hukuka çağrı yaparak savaşım verilemez.   

Vahşeti durdurmak yetmez; kökenini, sömürücü düzeni kurutup sömürüsüz düzen koşullarını yaratmadıkça yeniden canlanır.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları