Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Meclis’in halleri

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:09

Devlet, hukuk, devlet içinde özellikle de yürütme ve yargı artık o derece tartışılır hale geldi ki, halk deyişiyle “ayağa düştü”. Çıkmaza düşenlerin başında da burjuva demokrasisi kurum ve kurallarına, ne olursa olsun, kayıtsız koşulsuz inananlar geliyor. Bir yandan AKP düzenine ve yaptıklarına karşı çıkılıyor, diğer yandan demokrasinin olmazsa olmazı görülen seçime ve sonuçlarına toz kondurulmuyor.

Bu, “demokrasiden başına ne gelirse gelsin razı olunan” kabullenmişlik, yasama organını olayların dışında göstermeye çalıştığı gibi, karşı çıkılan AKP’nin direncini de artırmaya yarıyor. Siyaset de tam anlamıyla çıkmaza giriyor.

Meclis, anayasal denetim yollarını kullanamaz hale getirilmiş iken yasama faaliyetine olanca gücüyle devam ediyor. Anayasa tanımayan AKP’nin hukukunun dayanağı olan yasaları çıkarmaya devam ediyor.

Meclis haberlerinde, liderlerin haftalık grup konuşmaları dışında, tekme, yumruk, kavga var partilerden istifalar var… Kazanıldığı takdirde 30 Mart itibarıyla milletvekilliğinin sona ereceği belediye başkanlık adaylıkları var… Niceliksel olarak az da olsa, bu yaşananlar kafası karışık ve geleceğe güvenmeyen milletvekillerini işaret ediyor, “siyasal belirsizliği” işaret ediyor. Ancak, aynı Meclis AKP’nin istediği yasaları çıkarmaya devam ediyor.
Küresel sermayenin istekleri doğrultusunda ana kulvardan çıkmayan Meclis, önceki birçok yasada olduğu gibi, AKP’nin günlük hatta anlık kapris ve çıkarlarına hizmette yol alıyor. Son internette denetim ve yaptırım yasası ve sözde demokratikleşme yasa tasarısı aynı çıkar yasaları arasında… Sırada yargı düzeni bekliyor yasa, olmazsa anayasa değişikliği…

AKP yönünden toplum düzeni, öncelikli olarak kendi çıkarı ile özdeşleşmiştir. Bu çıkar savunulurken de “toplumsal yarar”ın düşünüldüğü öne sürülmüştür. Egemen sınıfın çıkarı ile çatışmaya girmeyen bu çıkar, uzun süre cemaat ortaklığı ile de çakışmıştır. Meclis, kuralsal birtakım geciktirme ve yönlendirmeler dışında AKP yasalarını engelleyememiştir.

Yasalar, ne kadar yenilenirse yenilensin, AKP ile yaratılan toplumsal ilişkilerin ve hukuk gerçeğinin “yanıltıcı bir görüntüsü” olmaktan öteye geçememektedir.

Yasalar, ne kadar anayasal yasama sürecinin usulüne uygun çıkarılırsa çıkarılasın, her seferinde hak ve özgürlükleri daha çok budamakta, olanları da geri almaktadır.

Her seferinde, vitrine bir çiçek konulur gibi yapılmakta, özünde sömürü, baskı ve AKP otoritesi devam ettirilmektedir.

Yasama organının gücü, AKP’ye ve onun meşruiyet ihlallerine yetmemektedir. Meclisin, “milletin seçimle gelen temsilcisi” olması, çürümüşlüğü, paslanmayı ve yozlaşmayı çözmeye yetmemektedir. Muhalefet liderlerinin alkışlarla desteklenen eleştirel konuşmaları, AKP’nin direncini ve liderinin hırçınlığını kıramamaktadır.

“Yürütme” ayağı tam teslim alınmış, en önemli denetim aracı olan “yargı” ayağı yürütme tarafından kırılmış olan bir devlet, “yasama” ayağı ile tutunmaya çalışır gözükürken, aslında teslim alana destek verilmekte, halk da yanıltılmaktadır.

Kural koyuculuk görevini, seçimle gelme meşruiyetine dayandıran güç, içinde ne kadar iyiniyet unsurları barındırırsa barındırsın, “egemenlere ve onların ortaklarına teslimiyet” görevini reddedememekte ya da reddetmek istememektedir.

Siyasetin ve devletin krizini, ortaklar arası çıkar ilişkilerinde ve AKP içi ortaklık patlamasında arayanlar da gerçekleri gözleri kapalı izlemektedir. Emperyalizmin istasyonları arasında gidip gelen işbirlikçi geminin, yine onların bir parmak dürtmesi ile batacağını sananlar gözleriyle birlikte kulaklarını ve ağızlarını da kapatmaktadır.

Tüm olumsuzluklarına ve yıkımlarına karşın iktidarına devam eden AKP, düzenin kurumlarından böylesine beslendikçe, kendi içinde ne kadar patlama olursa olsun, ne kadar “gitmeli” denilirse denilsin gitmez, direnir. Egemen düzen ise bir yandan gözlemler, diğer yandan kendisini koruma altına alacak yolları, destekçileri ve siyasi temsilcileri bulur. Bulamazsa olanı imar eder.

“Sol”u, usundan atanlar, elleriyle itenler ya da farklı düşünceler içinde eritmeye kalkanlar ise yalnızca yakınma ve seyirle zaman geçirerek örtülü desteklerine ve düzenin korunmasına devam ederler.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları