Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Lozan Andlaşması ve Cumhuriyet

Artık anayasaya yazarak ya da anayasa değişiklikleri yaparak, kutlamalarda buluşup bayrak sallayarak cumhuriyeti savunmak yetmiyor. Buralardan nasıl bir cumhuriyet ve cumhuriyet nasıl yaşama geçecek sorularına halk adına çözüm çıkmıyor.

Yayın Tarihi: 23.07.2025 , 23:33 Güncelleme Tarihi: 24.07.2025 , 00:02

Sevgili yazarımız ve tarihçimiz, Sevgili Mesut Odman’ın tanımlamasıyla “Komünist ve Çerkes” Mehmet Bozkurt’un anlatımıyla başlarsak Lozan’a:

“Türk delegasyonu başlarında Osmanlı fesi ile değil, Kurtuluş Savaşında Kuvvacıların sembolü olan kalpaklarıyla indi Lozan garına. Bavullarında siyah iskarpin, smokin, silindir şapka…”

“İsmet Paşa salonda kendilerine ayrılan yerin Birinci Dünya Savaşının mağlupları olan Bulgaristan, Romanya, Sırbistan’ın yanı olduğunu görünce oturma düzenine itiraz etti. Konferansın ilk tartışma başlığı bu olmuştur. İsmet Paşa, Birinci Dünya Savaşının mağlubu Sevr’i imzalayan Osmanlının değil, sonrasında savaşı sürdürüp kazanan, Sevr’i yırtıp işgalcileri kovalayan Kalpaklıların temsilcisi olarak Lozan’da bulunduğunu hatırlattı ve ilave etti: Barış için buradayım…”

“Tartıştılar. Direndi İsmet Paşa. Oturma düzenini değiştirmek zorunda kaldılar: İskarpin, smokin, silindir şapka İngiliz, Fransız, İtalyan heyetinin bulunduğu yana geçti. Eşitlendik…”

Taraf devletlerin “bağımsızlık ve egemenliğine saygı ilkesine” dayandırılan 24 Temmuz 1923 Lozan Barış Andlaşması 1908’in devrimci atılımları, 1909 Kanun-u Esasi değişiklikleri, 19 Mayıs 1919 ve devamındaki kongreler, aynı dönemin kongre iktidarları ve meclisler, 23 Nisan 1920’deki Büyük Millet Meclisi (BMM) ve Hükümeti, 1921 Teşkilat-ı Esasiye’deki BMM tarafından idare olunan ve hükümeti “BMM Hükümeti” ünvanını taşıyan Türkiye Devletiyle birlikte 29 Ekim 1923’de ilan edilen Cumhuriyet’in kaynakları arasında son temel belgedir. 

Lozan Andlaşması’nın birçok özelliği arasında önemlilerinden biri ulusal bağımsızlık ve egemenlik temeline dayalı Cumhuriyet yolundaki kararlılıktır. Ankara’da kurulacak hükümetin niteliği Mustafa Kemal tarafından “Nutuk’ta vurgulandığı gibi “ulusal egemenlik temeline dayalı halk hükümeti” yani “cumhuriyet”tir. Burada tarihsel olarak burjuva cumhuriyetlerinin nitelikleri göze çarparken, yakın dostluk ve ilişki kurulan 1917 Büyük Devriminin cumhuriyet biçiminin, “Rusya Sosyalist Federatif Sovyet Cumhuriyeti”nin etkisini daha ağırlıklı görmek olası. Ki bu etki Anadolu’nun ve Trakya’nın dört bir yanına dağılan kongre iktidarlarında ve meclislerde de görülür. Yine Nutuk’ta dile getirildiği gibi “böyle bir hükümetin kuruluşunda ilke, kuvvetler birliği kuramıdır”.

Lozan Konferansındaki kararlılık yönetim biçimindeki kararlılıkla özdeştir. Lozan’da Türkiye’yi, İstanbul Hükümetiyle birlikte değil, yalnızca Ankara BMM Hükümetinin temsilinde direnilmesi hem Saltanatın kaldırılmasında hem Cumhuriyetin kurulmasında etkili adımlardandır.

Lozan Andlaşması yüzyıllık hesapların görülmesine, kapitülasyonlara tutsaklığa, yabancı devletlere bağımlılığa, genel devletler hukukunun dışında bırakılmaya, güdüm ve kısıtlama altına girmeye set çekerek, ümmetçilik ve saltanatı yıkarak, bağımsızlık ve egemenliği yurttaşlık bilincine sahip ulusa teslimin belgesidir.

Mustafa Kemal Lozan Andlaşmasını “Türk Ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Andlaşması ile tamamlandığı sanılmış büyük yok etme eyleminin kırılıp önlenişini bildirir bir belge”, “bir siyasal utku anıtı” olarak tanımlar.   

Andlaşma Osmanlı İmparatorluğunun yıkılıp egemenliğin ulusta olduğu, şekli cumhuriyet olan yeni bir Türkiye Devletinin doğması, bu ulusun varlığı, bağımsızlığı ve egemenliği için savaşımın ve kararlılığın, dayatmaları kabul etmemenin ürünüdür. Nutuk’taki anlatımla, bu savaşımdaki en büyük güç “ulusal egemenliğin elde edilip, onu eylemli olarak halkın eline vermiş ve halkın elinde tutabileceğimizi yine eylemli olarak kanıtlamış olma”dır.

O günlerden bugünlere aydınlanmacı, ilerici, yurttaşlık bilincine sahip, bağımsızlık ve egemenlik tutkunu, bireyselliğe teslim olmamış, “dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşit” damarların adım adım kurutulduğu; cumhuriyetin niteliklerinden, demokratik, laik hukuk devletinden uzaklaşıldığı, gericiliğin ve sömürünün keskinleştiği bir gerileme ve dağılma içine itilmek isteniyor halk.

Karşı devrim hem kuruluş cumhuriyetine saldırıyla hem cumhuriyetin niteliklerinin yok sayılmasıyla hem karşıtlıklara baskı ve şiddetle hem de yerine getirilecek olanın pazarlıklarıyla sürdürülüyor. Cumhuriyet ve demokrasi yanılsamasıyla uyumlaştırarak meşrulaştırmak istedikleri sömürü düzenlerine, NATO yandaşlıklarına, emperyalist ilişkilerine, gericiliklerine yandaş bulma, “sıcak gelişmeler”lerle “yaşam gerçekleri”ni bastırıp unutturma, siyaseti daraltma, savaşımı kırma çabasındalar.

Artık anayasaya yazarak ya da anayasa değişiklikleri yaparak, kutlamalarda buluşup bayrak sallayarak cumhuriyeti savunmak yetmiyor. Buralardan nasıl bir cumhuriyet ve cumhuriyet nasıl yaşama geçecek sorularına halk adına çözüm çıkmıyor. Burjuvazi içinde geriye dönüş rota arayışları ve tartışmaları da gerçekçi olmuyor.  Eylemli ve gerçekçi cumhuriyet için cumhuriyetçilerin, emekçi halkın ilkeli ve programlı birliğine gereksinim var.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi ve Cumhuriyetçiler Kurultayı bu gereksinim için yoluna devam ediyor.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları