Ali Rıza Aydın
Emperyalizme karşı toplumsal görev ve sorumluluk
Yayın Tarihi: 25.09.2024 , 22:22 Güncelleme Tarihi: 26.09.2024 , 10:48
Cumhurbaşkanı ve AKP ABD’de NATO güzellemesi yaparken, NATO’ya karşı olmayan TBMM’nin ikinci, yerel seçimlerin birinci partisi CHP ABD’de boy gösterirken Türkiye Halk Temsilciler Meclisi (THTM) emperyalizme ve onun militarist örgütüne karşı yürüyor.
Yürüyüş dün Ulukışla’daydı. Ulukışla İç Anadolunun güneyinde Kuvayı Milliyenin önemli merkezlerinden biri. Ulukışla gibi birçok merkezde halk kenetlenerek emperyalizme ve saltanat düzenine karşı, hilafete ve gericiliğe karşı kurtuluş savaşı verilirken, halkın yerel merkezlerden kongrelere, kongrelerden merkeze toplanması 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla sağlandı. Ve kurtuluştan kuruluşa bu Meclisle geçildi. Kuruluş Meclis hükümetiyle gerçekleştirildi.
Ne acıdır ki emperyalist örgütlerin, IMF’nin, DB’nin 1940’ların ikinci yarısında, NATO’nun 1952’de Türkiye’ye girişi de Türkiye’nin Büyük Millet Meclisinin uygun bulmasıyla gerçekleşti. 1924 Anayasasındaki, Türk milletini temsil eden ve millet adına egemenlik hakkını kullanan o Meclis tarafından kurtuluş ve kuruluşu gerçekleştiren halka karşı ülke emperyalizme teslim edildi.
Yakın tarihlerde 2023’de Finlandiya’nın, 2024’de İsveç’in NATO üyeliklerinin onaylanmasının uygun bulunmasına ilişkin yasalar TBMM’de kabul edildi.
Meclisteki siyasi partiler NATO Parlamenterler Asamblesindeyken THTM NATO’ya karşı yürüyor. NATO işbirliği düzen siyaseti ve sömürücü sınıf tarafından tam gaz devam ederken, NATO kaynaklı ve destekli savaşlar devam edip çocuklarıyla, kadınlarıyla halklar ölüme ve yoksulluğa bırakılırken THTM geçtiği yollar ve yerleşimlerdeki halkın katılımıyla, büyüyerek NATO’ya karşı yürüyor.
NATO Yugoslavya, Afganistan, Irak, Suriye, Libya saldırılarını unutturmaya çalışarak Ukrayna’da… NATO dünyanın en büyük katliamlarından birini gerçekleştiren İsrail’de… “Günlük yașamlarımızda güvenlik sağlamak huzurumuz için kilit noktadır. NATO'nun amacı politik ve askeri vasıtalarla üye ülkelerin özgürlüǧünü ve güvenliǧini temin etmektir.” politikasını savunan NATO, üye olup olmadığına bakılmaksızın her yerde silahlı saldırgan, işgalci.
Kendi anlatımlarıyla: “NATO, üye olmayan pek çok ülke ile çeşitli politik ve güvenlikle alakalı sorun hakkında işbirliği yapar. Bu ülkeler İttifak ile diyalog ve uygulamalı ișbirliǧi sürdürmektedir ve birçoǧu NATO liderliğinde düzenlenen operasyonlara ve görevlere katılmaktadır. NATO aynı zamanda çok çeşitli uluslararası kuruluş ile işbirliǧi halinde.”
Erdoğan NATO’nun ABD’de bir yandan Gazze savunması yaparken aynı anda Türkiye’nin “NATO’nun en güçlü müttefiklerinden biri” olduğunu söylüyor, NATO’yu övüyor.
Türkiye’nin emperyalizmle barışık ve bağımlı olmasında düzen meclisleri hem siyasal hem de hukuksal eylem ve işlemleriyle ortak. “Genel ve eşit oy” diye diye halkın “oy”unu çalarken Türkiye’nin bağımsızlığının önünde engel teşkil eden emperyalist NATO’yu tartışmaya bile yanaşmıyor, tersine NATO’nun genişlemesine katkıda bulunuyorlar.
1949’da 12 üyeyle başlayan NATO bugün 32 üyeye ulaştı.
NATO’nun, 1949’daki kuruluş anlaşmasından sonra sürekli ek gerekçe üretmesi, genişlemesini ve savaş suçlarıyla dolu saldırganlıklarını bu gerekçelere dayandırması, kapitalist/emperyalist dünyanın istek ve gereksinmeleriyle özdeş.
İsrail üye mi değil mi diye sormanın anlamı yok. İsrail, emperyalizmin hemen tüm örgütleri içinde. Doğrudan NATO üyesi gözükmese de hem Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ülkelerinden biri hem de NATO Akdeniz Diyaloğu üyesi. AB'yle de “Avrupa-Akdeniz Ortaklığı” çerçevesinde Ortaklık Anlaşması var.
AGİT Avrupa Birliği (AB) üyelerini, AB ve/veya NATO üyeliği perspektifi bulunan Balkan ülkelerini, ABD, Kanada, Doğu Avrupa, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerini bünyesinde toplayan en büyük bölgesel güvenlik forumlarından. Siyasal, askersel, ekonomik, çevresel ve insansal boyutları içeren kapsamlı güvenlik anlayışı, erken uyarı, çatışmaların önlenmesi, kriz yönetimi ile çatışma sonrası rehabilitasyon alanlarındaki deneyimiyle bu örgüt aslında uluslararası tekellerin, sermaye sınıfının militarist örgütü NATO’nun dünyaya yayılmasının etkin ortaklarından biri.
Türkiye’nin bağımsızlığı ve egemenliği doğrultusunda faaliyet yürüten Türkiye Halk Temsilciler Meclisinin, bağımlılığı ve emperyalist işbirliğini siyasal ve ekonomik olarak bütünsel görmesi, sömürünün olmadığı bağımsız bir düzeni hedeflemesine dayanıyor.
NATO’ya karşı yürüyüş, emperyalizme ve kapitalizme karşı duruşun olmazsa olmazı. Emperyalizmin bölgemizde yürüttüğü politikaların örtülü ya da açıktan parçası olan, bu politikaların yürütülmesinde önemli roller üstlenen bir Türkiye’nin sömürenlerin yanında olması emekçi halkı yoksulluğa, yoksunluğa, güvencesizliğe esir ediyor. Dur demek de emekçi halkın görev ve sorumluluğu.
NATO yürüyüşüne katılımın yaygınlığı ve canlılığı, ABD ve NATO’nun kirli yüzlerinin halkımız tarafından iyi tanınıyor ve onlardan gelecek herhangi bir faydaya inanç beslenmiyor olmasına dayanıyor. Halk, sermaye sınıfına, düzen içi siyasete, gericilere, onların kutsal saydıklarına kanmayacağını gösteriyor.
Türkiye’nin NATO üyeliğinin derhal sonlandırılması, hep vurguladığımız gibi, Türkiye’nin NATO’dan çıkmasından öte NATO’nun emekçilerin yaşamından çıkması hareketidir; emperyalizmle işbirliği devam ederken sömürücü düzene karşı yurtseverliği, cumhuriyetçiliği, bağımsızlığı, laikliği, aydınlığı, eşitliği, refahı ve emek gücünü savunanların hareketidir.
Yürüyüş aynı zamanda Türkiye’nin egemenliğini, bağımsızlığını, laikliği, emekçi halkı koruyamayan, Anayasanın rafa kaldırılmasına, Cumhuriyetin yıkılmasına sesini çıkaramayan TBMM’ye çağrı hareketidir.
28 Eylül’de Adana/İncirlik’te, 3 Kasım’da İstanbul’da THTM ile yurtsever halkın buluşmaları devam edecek. Müziğin diliyle “bağımsız bir ülkeyi kuracak Halk Meclisi”.1
Bu memleket ne NATO’ya ne de sömürücülere bırakılacak. Emekçilerin Cumhuriyetinde emperyalizmin ekonomik, siyasal ve militarist örgütlerinin üyesi olunmayacak, işbirliği yapılmayacak.
- 1“Yürüyor Halk Meclisi”, Manifesto Müzik Grubu, söz: Cansın Aktan Sertesen, müzik: İltan Bilge, vokal düzenleme: Haluk Polat, kamera-kurgu: Etkin Kolbaşı,