Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Denetim: Söz ve karar sahipliği

Kuruluş ve kurtuluş Cumhuriyetinin bugünkü duruma gelmesinin nedenlerinin başında egemen sermaye sınıfı ile karşı cumhuriyetçilerin söz ve karar sahipliğinde işbirliği var.

Yayın Tarihi: 03.12.2025 , 23:41 Güncelleme Tarihi: 04.12.2025 , 13:21

Bir düzen; eşitsiz, adaletsiz, yağmacı, piyasacı, rekabetçi, gerici, emperyalizmle işbirlikçi, sömürücü… Bu düzen içinde politikanın, devletin, iktidarın, hukukun, hak ve özgürlüklerin tanımlanması ve sınırlandırılması anayasal düzenlemelerle belirleniyor. Bir yandan egemenlik tanımlaması yapılıyor, diğer yandan bu egemenliğin anayasal yetkili organlarca paylaşılması ve kullanılması öngörülüyor.

Ve bu düzen içinde çeşitli denetim düzenekleri getiriliyor. Halka da bu denetim yollarıyla düzenin ve bireylerin güvence altında olduğu anlatılıyor. “Hak arama özgürlüğü” adı altında (kimi durumlarda “tahkim” gibi istisnalarla, kimi durumlarda “arabuluculuk” gibi dava koşullarıyla, kimi durumlarda zamanaşımı gibi sürelerle el atılsa da) ekonomik olanaklar ve koşullar elverdiği oranda “adil yargılanma” olanakları sağlanıyor.  Yargıya bağımsız ve tarafsız, siyasallaştırılmıyor denilse de gerçekler denilenlere uymuyor. Ayrıca unutturulan bir durum var: Yargının da içinde olduğu devletin ve hukukun toplumsal, siyasal, ekonomik ilişkilerin ürünü olması… Ki bu ilişkiler devleti ve hukuku zamana, isteğe, çıkara göre biçimlendiriyor, değiştiriyor.

Gerektiğinde yeni anayasa yazarak devleti ve denetim kurumlarını biçimlendirmenin en keskin örneklerinden birini 12 Eylül 1980 darbesinden sonrası süreçte ve bu sürecin yansıması olan 1982 Anayasasında gördük. Ardından mevcut kurumlarla oynamanın en tipik örneklerinden birini de TBMM adına devletin sözleşmelerini, gelir, gider ve mallarını denetlemekle görevli ve yetkili organ olan Sayıştay’da yaşadık.

AKP tarafından yüksek yargıda uygulanan “sayı” ile ele geçirme operasyonu, 1985 yılında ANAP döneminde Sayıştay’da gerçekleştirildi. Yasa değişikliği yapılarak hem üye sayısı artırıldı hem de yeni ve boş üyeliklerin bir defaya mahsus olmak üzere doğrudan TBMM’ce seçilmesi öngörüldü. Seçim maddesinin oylanması sırasında, daha önceki görüşmelerde Genel Kurul salonunda olmayan Özal’ın, arkasında milletvekilleriyle, iki eli havada, alkışlarla salona girmesi unutulmayan sahnelerden biridir.

Yasasıyla, kadrosuyla, dokusuyla oynanan, Dünya Bankası projesiyle el atılan, birçok kurum ve kuruluşun denetiminden uzaklaştırılan Sayıştay -kimi rapor konuları haberlere konu edilse de- bugün denetimli denetimsizliğin adıdır.

Kapitalizmin ekonomi politiği kurallara, kurumlara ve denetime el attığı gibi en etkin denetim organı olan yargıya da el atmaktan kaçınmaz. Yargı hem baskı ve onay aracı hem de susturma, uzlaştırma ve uyumlaştırma aracı olarak kullanılır; gerektiğinde de kararları tanınmaz.

İdeoloji ve siyasetin söz ve karar sahipliğini kalıcı kılmanın, gücünü artırıp yaygınlaştırmanın etkili araçlarından biri hukuk, diğeri de yargı. Yargı yoluyla denetim, seçim ve meclis yoluyla denetimden daha etkin oluyor artık. Zaten Meclis de işlevsizleştirildi, önemsizleştirildi.

Egemenliğin yasama, yürütme ve yargıdan oluşan anayasal organlarca paylaşılması ve bunların birbirleri ve toplum üzerindeki denetimleri, burjuvazinin kendi devletinin “kuvvetler ayrılığı” adı altında “iyi bir şey” olduğuna ilişkin halk avcılığından başka bir şey değil. Gerçek amaçsa emekçi halkın denetim altında tutulmasıyla sömürücü düzenin egemenliğinin sürdürülmesi.  

Sermaye sınıfı söz ve karar sahipliğinde devlet ve hukukla birlikte din ve milliyetçiliği, çeşitli  hukuksal örgütlenmeleri, medyayı, uluslararası örgütleri de araç olarak kullanıyor. Liberalleşme her alanda… Herkesin olduğu söylenen hak ve özgürlükler de egemen sermaye sınıfının, siyasal iktidar ve yandaşlarının, gerici ortakların hak ve özgürlüklerinin dayandığı yerde bitiriliyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin sınırlandırılması ya da engellenmesi, adı var kendi yok grev hakkı, propaganda ya da eleştirilerin hakarete sokulması, RTÜK denetimi, siyasal iddianameler, kayyım atamaları, gözaltı ve tutuklamalar gibi birçok örnek halkı susturma aracı olarak kullanılıyor. 

Kuruluş ve kurtuluş Cumhuriyetinin bugünkü duruma gelmesinin nedenlerinin başında egemen sermaye sınıfı ile karşı cumhuriyetçilerin söz ve karar sahipliğinde işbirliği var.

Denetim, sorunları saptamakla kalmayıp toplum yönünden eşitleştirici yapıcılığa yönelen dinamikliği ve ilerlemeyi sağladığı sürece anlamlı olur, amacına ulaşır. Burjuva düzeninde denetim, halkın düzenin kurallarına uymasının, aynı zamanda da halk üzerinde baskı kurulmasının aracı, sömürünün aracı olarak kullanılıyor.  

Emekçilerin Cumhuriyetinde yaşama geçecek planlı ekonomi ve halk yönetiminde piyasanın, rekabetin, sömürünün, eşitsizliğin yerini toplumcu politikalar alır. Toplumcu politikalar sömürmeyen ve sömürülmeyen halkı yönetime katacağından denetim de bu ideoloji ve politikaları korumaya yönelik oluşur.

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları