Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Cumhuriyeti ayağa kaldırmak için!

Gelecek, sömürücülerin iyileştirme yalanlarıyla değil, bir daha kimsenin yıkamayacağı dirençte, emekçilerin devrim savaşımıyla örülecek. 

Yayın Tarihi: 02.10.2025 , 00:05 Güncelleme Tarihi: 02.10.2025 , 14:08

Türk Sosyal Bilimler Derneği tarafından düzenlenen 18. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi 24-26 Eylül 2025 günlerinde ODTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde yapıldı. Katılımcıların, Dernek Yönetimi ve Düzenleme Kurulunun emeklerine sağlık. Katılımcıların da dile getirdiği bir gözlemi aktarmak gerekirse, ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezindeki ilişki ve iletişim sıcaklığının özlendiğini üniversite yönetimine anımsatmanın haber niteliği taşıdığını belirtelim.      

Öğreti ve uygulamanın sosyal bilimcilerin toplumsal sorumluluğu gözetilerek buluşturulduğu Kongrede “Açılış”la birlikte 123 oturum gerçekleşti. Kongrelerin geleneksel hale gelen "Genç Sosyal Bilimciler" Ödülleri töreni, aşağıdaki fotoğrafta görüleceği gibi bu yıla da renk kattı. 2011’de başlayan "Behice Boran" Ödülü, kendisini sosyalizme adayan bilim insanının yürüyüşünün bitirilemeyeceğini bir kez daha kanıtladı.

g

“Cumhuriyeti Ayağa Kaldırmak İçin…” başlıklı 24. Oturumda Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi'nin (THTM) eşgüdümü ve kurucu üyelerinden (sunum sırasına göre) Ali Rıza Aydın, Aydemir Güler, Burçak Özoğlu ve Erhan Nalçacı’nın katılımıyla “Cumhuriyet ve Kurumlar”, “Cumhuriyet ve Kürt Sorunu”, “Cumhuriyetin Çalışma Rejimleri ve Emekçiler”, “Cumhuriyet ve Emperyalizm” konulu bildiriler sunuldu, tartışıldı. Oturum, Cumhuriyetin tasfiyesinin çeşitli düzlemlerde derinleşmesine karşın, toplumda kayda değer bir çoğunluğun bu değişimi benimsemediğini, tersine karşısında konumlandığını bir kez daha ortaya koydu.

Cumhuriyeti ve ondan vazgeçmeyen toplumun yararını ve geleceğini etkili ve güvenilir biçimde anlatma yeteneği, Cumhuriyete sahip çıkan on milyonlarca yurttaşın siyasette temsiliyeti, kapitalizm ve emperyalizmin, dinsel ve etnik gericiliğin örgütsüz halkın direncini kırmasının önlenmesi, Cumhuriyetin ayağa kaldırılması THTM’nin genel kurullarının önemli ve vazgeçilmez başlıklarından. Cumhuriyetçilerin birliği kapsamında farklı il ve ilçelerde onlarca toplantı yapıldı, 24-25 Mayıs 2025’de Ankara’da Cumhuriyetçiler Kurultayı toplandı. Kurultay bildirileri kitap haline getirildi (Yazılama Yayınevi, 2025). Cumhuriyetle ilgili çalışma grupları oluşturuldu. Raporlar hazırlanıyor, toplantı ve etkinlikler düzenleniyor.

Ekim fırtınası, 1917 Büyük Ekim Devrimi ve 1920’den başlayan 1923 Cumhuriyetiyle taçlanırken 2025’de; ABD ziyareti ve kapitülasyonları, Anayasa ve hukuk tanımazlığı, bir türlü çözüm getirmeyen yargı paketlerinin 11. sini, siyasi faaliyet hakkı engellerini, seçme ve seçilme hakkı tanımazlığını, yargı garabetini, işlevsizleştirilen meclisi, yaygınlaştırılan gericiliği, yasak olduğu halde her alanda at koşturan tarikat ve cemaatleri, anti-laikliği, bir dinin bir mezhebine bağlanan zorunlu din derslerini, piyasayı, özelleştirmeleri, kara para aklamaları, büyüyen Varlık Fonu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuyla piyasalaştırılan devleti konuşuyoruz. Halk hemen her alandaki eşitsizlik ve adaletsizlikle, gericilikle, derinleştirilen sömürü ve yoksullukla boğuşuyor. Emekçi halkın elinden genel oy ve demokrasi yanılsamasıyla alınıp sömürücülere ve siyasal iktidarına teslim edilen egemenliğin altında yaşamaya zorlanıyoruz.

Açık ve net… Adının “cumhuriyet” olması, niteliklerinin ve kurumlarının anayasalarda yazılı olması gerçek bir cumhuriyetin olmazsa olmaz ilkeleriyle dinamik olarak yaşama geçmesine yetmiyor.

Siyasetin temsil ve yönetiminin kurumlaşma tarzı, devlet biçimi, egemenliğin kullanım biçimi olarak cumhuriyete kurumlarıyla değil toplumsal ve ekonomik ilişkilerle bakmak gerekiyor. Cumhuriyet kurumlarının ilkelerinden uzaklaştırılıp bozulmasına, çürütülmesine yalnızca düzen içi iyileştirmelerle yaklaşmak halkın egemenliğinin ve iktidarının yaşama geçeceği bir cumhuriyeti getirmeye yetmiyor.    

Türkiye’nin geçmişi övünç duyulan bir devrime sahip. Ancak Cumhuriyet devriminden günümüze sömürünün ve gericiliğin ürünü olan bataklık her gün büyüyor ve emekçileri yutmaya devam ediyor.

Nasıl asalak burjuvaziden kurtulmak burjuvaziden kurtulmak anlamına gelmiyorsa, kendi egemenliğini ve ilkelerini kaybeden, eşitsiz gelişmeyi yönetmeye yönelen “halksız” bir cumhuriyetin de sömürüden kurtulması beklenemez.

Kurtuluş ve kuruluştan oluşan gelenek ile Cumhuriyetin kazanımlarını, gerisine düşülmeyecek bir çizgi olarak kabul eden sosyalist/komünist hareketin buluşması bu batağa karşı etkin bir güç.

Gelecek, sömürücülerin iyileştirme yalanlarıyla değil, bir daha kimsenin yıkamayacağı dirençte, emekçilerin devrim savaşımıyla örülecek. 

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları