Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Ali Rıza Aydın

Ali Rıza Aydın

Bir yıl sonu yazısı daha

Emekçiler yıl sonu analizini sınıfsallıkla ve aydınlanmayla yaparak yeni yıla umutla bakar. Umut mücadeleci ve devrimci örgütlülükle gelir, “kararmasın yeter ki sol memenin altındaki cevahir”!

Yayın Tarihi: 29.12.2021 , 23:45 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Okur mu bekler, yazar mı kendisini baskı altında tutar, bir türlü çözebilmiş değilim şu özel gün yazılarını. Sözcükler kimi günlerde isterler sıralanıp satırlara dökülmeyi, kimi günlerde de nazlanıp dururlar, hatta direnirler. Yazanların birincileri sevmeleri gerekir ama ikincileri, onların içinde de nazlananları değil, direnenleri seviyorum. Onlar yaşamdaki eşitsizliğe, adaletsizliğe, sömürüye direnir.

2020’nin son günü Ostrovski’nin “Ve Çeliğe Su Verildi” eserine gönderme yaparak yazdığım gibi (https://haber.sol.org.tr/yazar/saat-zamani-adimliyor-22784) saat mühür basarcasına adımlıyor zamanı. 2021’in saatiyse mühür olmaktan çıktı zamanı adımlarken, pres makinası oldu emekçi halk üzerinde. Neredeyse her dakikası eşitsizlik, adaletsizlik, yoksulluk, baskı, şiddet yarattı. Artarak süren işçi ve kadın cinayetleri, çocuk istismarları yarattı.

Devleti, hukuku, milliyetçiliği, dinselliği, demokrasisi, siyaseti, ekonomisiyle, krizleriyle düzen aynı düzen…

Uzlaşmaz çelişkiler var olduğu sürece sermaye sınıfının hak ve özgürlükleri, kurumsallaşmayı, hukuku, devlet organlarını ve içindeki etkin denetim gücü olan yasama ve yargıyı yanına alarak esnetmesi, budaması, çiğnemesi, keyfileştirmesi hiç de yabancı olduğumuz bir konu değil. “Siyasal iktidarın devleti ve hukuku”, daha da daraltılarak “tek adamın devleti ve hukuku” diye anlatılanlar sömürücü sınıftan ayrı bir şey değil ki…

Düzenin “demokrasi, hukuk devleti” söylemiyle emekçi halkın başına ördüğü çorabı, laikliğin adım adım yok edilmesini görmezden gelenler, “işçi sınıfı mı kaldı” diyerek sınıfsallığı unutanlar/unutturmak isteyenler krizler yumağından kurtulmanın yolunu seçime bağlarken aslında aynı pres makinasının başındalar.

Bir yandan seçim diye diye birbirlerine pas atıyorlar, diğer yandan 19 yıldır genel ve yerel seçimleriyle, halkoylamalarıyla bir türlü alt edemedikleri siyasetin seçimle gelen milletvekillerine, belediye başkanlarına, belediye meclis üyelerine yüklenmesini; seçme ve seçilme hakkının yok edilmesini hukuksal/siyasal mütevazilikle seyrediyorlar. Anayasa ve hukuk ihlalleri “hukuk devleti” gelsin, genel oy çalınmaları “demokrasi” gelsin, krizli sömürü düzeni “iktidar nöbeti değişsin” diye diye seyrediliyor.

Evet bir yıl sonu yazısı daha…

Bir yanda öğrenci yurdu basıp “siyasi görüşünü değiştir” baskısı yapan milliyetçiler, diğer yanda laikliği dinsel özgürlük sınırına hapsederek her alanda at oynatan tarikat ve cemaatler.

Bir yanda kaşını kaldırana “terörist” damgası vuranlar, diğer yanda düzenle iç içeliği saklanamayan mafya.

Bir yanda barınamayanlar, diğer yanda halkın olanı parsel parsel paylaşıp zenginleşenler.

Bir yanda borçla yaşayan; borcunu ödeyemediği için elektriği, doğalgazı kesilen, kredi taksitini ödeyemediği için yasal işlem başlatılan dar ve sabit gelirliler, diğer yanda milyonlarca lira kredi borcunu ödemeyerek zenginliğine zenginlik katanlar.

Bir yanda kırıntılarıyla dövize bağlanan, kur oynamalarıyla kaybedenler, diğer yanda finansal kârlarını kat kat katlayanlar.

Çok örnek var. Camide dolarları çalınan, çalındığında kuru tavanda olan, dört gün sonra bulunduğunda kur düşüklüğü nedeniyle zararda olan yurttaşın kur farkından doğan zararını hırsızlardan istemesi ise durumu çok yönlü anlatıyor.

Bir yanda virüsün ve pahalılığın altında sürekli yoksullaşan halk, diğer yanda patronlar. Barınmadan beslenmeye, ısınmadan aydınlanmaya, eğitimden sağlığa, sömürü derinleştikçe sermaye palazlanıyor, yoksulluk genişleyip derinleşiyor.

Evet bir yıl sonu yazısı daha…

2020’nin sonundan 2021’in sonuna aynı tas aynı hamam bile değil. Çok şey içinde işsizlik tanımı da değişti, milyonlarca işsize artık nankör deniliyor. Daha çok hukuksuzluk, daha çok gericilik, daha çok sömürü, daha çok yoksulluk…

Umut seçime yatırılıyor; milliyetçisiyle, dincisiyle, kapitalistiyle, emperyalistiyle kol kola olan seçime. Düzen siyaseti, dinsellik, milliyetçilik, her türlü gericilik ve kriz, devlet, hukuk, adalet, demokrasi, ekonomi… Kazımaya gerek yok üflense altından kapitalizm çıkar, ekonomi politiği olan sömürü çıkar.

Umut hep sömürücü düzenin temsilcilerine havale ediliyor. Mücadele de diyalektikten uzaklaştırılarak, ilkesiz siyaset olan siyasetsizlikle, ilkesiz örgütsüzlükle düzen içinde tutulmaya çalışılıyor.

Kapitalizmin virüsü hep mutasyona uğruyor. Sermayenin sınırsız tahakkümü ile sınırlı tahakkümü arasında demokrasi yanılsamasıyla, “Türkiye ittifakı” uyumuyla yaşamaya zorlanıyor halk. Emekçilerin sınıf düşmanı açık seçik ortadayken, sınıf uzlaşmacılığıyla muhalefet yapanlar da mutasyona ortak. Bu durumlarıyla hesap soramayacakları da açık. Eylemsizliği seçerek helalleşme istemelerinin, eylemlere provokasyon demelerinin nedeni bu.

2020’nin Aralık ayı ortasında 100’e yaklaşan siyasi parti sayısı, arada kurulan 4 siyasi partiyle 2020 sonunda 100’ü geçti. 2020’de 27 siyasi parti kurulmuştu, 2021’de bunlara 21 siyasi parti daha eklendi. Siyasi parti sayısının 124’ü bulmasının en kestirme açıklaması siyasetsizlik ve de siyasetsizliğin görülmesinin perdelenmesi olsa gerek. Bu partilerin çoğu düzen içinde ve düzenin adaletsiz seçim sistemi içinde ne yapacağını bilmezken, siyasal iktidar kendince daha adaletsiz seçim sistemine hazırlanıyor. Seçme ve seçilme hakkının seçimden sonra yok edilmesi, ekonomi analizi yapanlara soruşturma açılması, eleştirilerin hakaret sayılması, eylemlere baskı kılıç gibi tepede tutuluyor. Ama umut hala sermayenin denetimindeki seçime yatırılıyor.

Emekçi halkın sınıf bilinciyle toplum yararı için örgütlenmesi olmadan bu oyun devam eder, sömürücü düzen de devam eder. Örgütlenme, sömürü düzeninin uzlaşma kılıfıyla değil, insanın insanı sömürmesine kaşı çıkacak sınıfsal mücadele buluşmasıyla anlam kazanır.

Emekçiler yıl sonu analizini sınıfsallıkla ve aydınlanmayla yaparak yeni yıla umutla bakar.

Umut mücadeleci ve devrimci örgütlülükle gelir, “kararmasın yeter ki sol memenin altındaki cevahir”!

Ali Rıza Aydın 'ın Son Yazıları