'Ölümümü bildirirken siz daha çok korkuyorsunuz'

27/08/2014 Çarşamba
'Ölümümü bildirirken siz daha çok korkuyorsunuz'

Engizisyon hakimi “Savunduğun tüm düşüncelerini geri alman halinde seni bağışlarız,” der.

Giardano Bruno, “sizden korkmuyorum,” diye cevap verir. “Hiçbir düşüncemi de geri almıyorum.”

Bir başka Engizisyon hakimi, “İnatlaşman halinde seni ölüme mahkum etmek zorundayız. Yüce Tanrıdan ve onun temsilcisi İsa’dan affını dile,” diye ısrar eder.

“Neden,” diye bağırır Bruno. “Evrenin sonsuz olduğunu söylediğim için mi af dileyeceğim? Eğer evren sonsuz değilse, neyin içindedir bunu düşündünüz mü hiç? Nereye bir sınır koyarsak koyalım, onun arkasında yine uzay denen bir şey var, bu mudur anlamakta zorlandığınız? Sizin Tanrı dediğiniz, ancak bu sonsuzluk içinde kendine bir yer bulur. Tanrı, kendini ancak sonsuz olan bir evren içinde gerçekleştirebilir. Bu evren içinde sonsuz sayıda dünyalar vardır ve her dünya kendi etrafında ve kendine yakın güneşi etrafında döner. Neden bunu kabul etmiyorsunuz da, hala dünyanın düz ve evrenin Tanrının iki kulacı arasında görüyorsunuz?”

“Hala günah işlediğinizin farkında mısınız bay Bruno,” diye sorar başka bir Engizisyon hakimi.

“Ben,” diye devam eder Bruno, “günah falan işlemiyorum. Size doğruyu söylüyorum, ama anlamak istemiyorsunuz. Uzay dediğimiz bu dev boşluk hareketsizdir, çünkü kendi dışında hareket edebileceği bir mekan yoktur. Bu yüzden de yer değiştiremez. Bütün hareketleri görelidir. Ne merkezi vardır, ne aşağısı ne de yukarısı. Bütün bunlar gözleyenin duruş ve bakış noktasına göre değişir. Bu nedenle uzayda herhangi bir nokta aynı zamanda merkezdir.”

“Bu kabul edilemez!”

“Edin ya da etmeyin, bu aynen anlattığım gibidir.”

“Bu durumda sizi yakılarak ölüme mahkum ediyorum.”

“Beni ölüme mahkum ederken siz benden daha çok korkuyorsunuz, farkında mısınız?”

“Son bir şans size,” diye Engizisyon baş hakimi araya girer. “Tanrının sonsuz bir güç olduğunu, her şeye hakim olduğunu ve onun tanımlanamayacağını itiraf etmeniz halinde cezanızı hücre hapsine çevireceğim. Yani yaşamaya devam edeceksiniz. Yakılarak öldürülmek bir insan için acıların en büyüğüdür Bay Bruno. Bir kez daha düşünün ve nedamet getirin.”

“Tanrıdan söz edecek son kişiler sizlersiniz. Tanrı evrenin kendisidir. Sonsuzluktur. Her yerdedir. Sizler de birer Tanrı parçasısınız. Evrenin özü duran, hareketsiz, donmuş bir şey değildir ve sürekli yaratıcı halindedir. Yaratmanın amacı, uzayın kendisinden başka bir şey değildir. Bu halde sonsuz uzay Tanrının kendisidir. Evrende bulunan tüm cisimler Tanrının bir parçasıdır ve Tanrı bunların birleşmesinden oluşur.”

“Yani?”

“Yani Tanrı sizin kavrayamayacağınız kadar büyük ve sonsuzdur. Her şey ve hiçbir şeydir.”

“Bize yapacak bir şey bırakmadınız Bay Bruno. Yakılarak ölüme mahkum edildiniz.”

Günümüzden 414 yıl önce, 17 Şubat 1600’de Roma’nın Campo de’Fiori meydanında Giordano Bruno yakılarak öldürüldü. Ölümünden önce de büyük işkenceler görmüştü. Deniz kıyısında bir hücrede yıllarca hapis tutulmuş, insanlarla teması engellenmiş ve dalgaların her çarpışında insanı çıldırtan sesler çıkaran kurşun levhalarla kaplı bir hapishanenin içinde çıldırmaya bırakılmıştır.

Düşünceleri günümüzde Türkiye’nin yarısına yakın kısmı tarafından bile kabul edilemeyecek düşüncelerdir. Bugün bile Tanrının sonsuzlukla eş olduğunu ve herkesin ve her şeyin Tanrı olduğunu kabul edecek Müslüman kesim bulamazsınız. Üstelik bu korkusuz adam, din eğitimi alarak büyümüş ve Kopernikus ile tanışıncaya kadar da tüm dogmaları kabul etmiştir. Bilimin ilerlemesi karşısında kendini zayıf gören Kilise, Galileo, Kopernikus, Tycho Brahe, Kepler gibi bilim adamlarına amansız bir savaş açtı. Kimisini sindirdi, Bruno gibi kimisini de katletti. Ama bilimin gelişmesini durduramayacağını anlayınca, bir adım da olsa geri attı. Tanrının tartışılmasına sınırlı da olsa izin verdi. Günümüzde ise yine tüm gücünü korumakla birlikte, insanların düşüncelerine “zincir” vurmayı sadece misyoner çalışmalarına bırakan Kilise, taraftarlarının beyinlerine girmek yerine onların ruhlarını teslim alarak Tanrı ile buluşturma yolunu seçiyor.

Higgs bozonunun (Tanrı parçacığı) bulunması Kilise’nin gücüne vurulmuş en ağır darbelerden biri olarak tarihte yerini aldı, ama Kilise bunu da kullanmayı bildi. Kilise için de, bilim dünyası için de Tanrı parçacığının varlığının kanıtlanmış olması, atom altı dünyasının sonsuza uzanan bir çizgi üzerinde oturduğu gerçeğinin kabul edilmesi anlamına geliyordu ki, bu bilim için yeni bir kapının açılması, Kilise için ise Tanrı’ya bu yolla ulaşılamayacağının kanıtıydı.

Hala Kilise ile bilim dünyası arasındaki amansız savaş gizli gizli sürüyor.

Bizim de içinde bulunduğumuz Ortadoğu coğrafyasında ise nereden bakarsanız bakın Giordano Bruno dönemine bile ulaşamadık henüz. Bugün bu topraklarda yaşıyor olsaydı Bruno, Engizisyon’un da üzerinde bir hışımla yok edilirdi. Zira, nasıl inandırırsınız IŞİD başta olmak üzere radikal İslamcılara “Tanrı uzayı değil, uzay Tanrıyı yaratmıştır” düşüncesini?