Bağımsızlık tek başına yetmiyor

22/01/2014 Çarşamba
Bağımsızlık tek başına yetmiyor

26 Şubat 1949...

Paraguay’ın başkenti Asunsion’da ülkenin en zengin tüccarlarından Molas Lopez, kendisine ait köşkünde muhteşem bir ziyafet veriyordu. Ziyafetin şeref konuğu Cumhurbaşkanı General Raimundo Rolon’du. Rolon katıldığı için bütün hükümet üyeleri de ziyafette hazır bulunuyordu. Molas Lopez, ziyafet için hiçbir masraftan kaçınmamıştı. İçkilerin ve yiyeceklerin en pahalısı masaları süslüyordu. Herkes çılgınlar gibi eğleniyordu.

Davetin neredeyse sonuna gelinmişti. Herkes halinden memnun, çakırkeyf vaziyette son içkilerini yudumluyordu. Davetin sahibi Molas Lopez saatine bir göz attıktan sonra aniden ayağa kalkarak, “Kadehimi Cumhurbaşkanımız General Raimundo Rolon Villasanti şerefine kaldırıyorum,” diye bağırdı ve ardından ekledi: “Size aynı zamanda iyi yolculuklar diliyorum Ekselansları!”

Bir şakayla karşı karşıya olduğunu düşünen Rolon, “Yanılıyorsunuz sevgili dostum,” dedi. “Önümüzdeki günlerde planlanmış bir seyahatim yok.”

Molas Lopez bu sözlere gülümseyerek, “Ekselansları, size kabalık etmek istemem, ama şunu da bildirmek zorundayım: Çok yakında bir seyahate çıkacaksınız.”

Cumhurbaşkanı bir şey anlamamıştı. Etrafındaki hükümet üyelerine baktı. Gördüğü kadarıyla kimse bir şey anlamamıştı.

İşte tam bu sırada dışarıdan kan ve barut kokan bir şarkı yükselmeye başladı:

Serenos, alegres,

Valiantes i asados!

Herkes Molas Lopez’in gizem dolu sözlerini unutup bu büyülü ama tehdit edici uğultuya kulak vermişti. Ziyafetin verildiği salona bakan camlar büyük bir gürültüyle parçalandı ve camsız pencerede ellerinde makineli tüfekleriyle gerillalar belirdi.

Molas Lopez’in sesi bir kez daha duyuldu: “Beyler! Eğlencemiz burada sona eriyor. Lütfen hiçbir zorluk çıkarmadan ellerinizi kaldırın ve teslim olun. Beni arzu etmediğim hareketlere mecbur bırakmayın. Akıllı davranarak, sizi ilerideki havaalanında bekleyen uçaklara ailenizle birlikte binin ve Paraguay’ı bir daha dönmemek üzere terkedin. Sakın karşı koymaya kalkmayın, yapacağınız kahramanlık gösterilelerinin hiçbir işe yaramayacağı konusunda sizi temin ederim!”
Davet salonu birden ana baba gününe dönmüştü. Rolon ve hükümet üyeleri telaşla salonu terkettiklerinde arkalarından hâlâ uğultu halinde tüyler ürperten şarkı sesi geliyordu: Serenos, alegres/Valiantes i asados!

Güney Amerika’nın denize kıyısı olmayan ülkesi Paraguay, tüm Güney Amerika topraklarının yetiştirdiği en büyük devrimci sayılan Simon Bolivar’ın başlattığı devrim hareketiyle 1811 yılında bağımsızlığına kavuşmuş bir ülkeydi, ama askeri darbelerden başını alamadığı için Bolivar’ın hayal ettiği ülkeye asla dönüşemedi. Ülke Brezilya, Arjantin, Uruguay koalisyonuyla girdiği kanlı savaştan harabeye dönmüş bir halde çıktı. Öyle ki, ülkedeki erkek nüfus sayısı otuz binleri bile bulmuyordu.

Simon Bolivar tipi örgütlenmeyi, yani yerelden merkeze uzanan örgütlenme tipini terkeden Paraguay kısa süre içinde zincirin halkalarının tek tek koptuğunu gördü. Kendisini diktatörlere karşı koruyacak en önemli silahtan, halk desteğinden mahrum kalmıştı. Ülkede yaratılan yapay kaoslar, şakaya yer bırakmayacak biçimde ölümlere ve katliamlara neden oluyordu. Dikta rejimi gerek kendi halkıyla gerekse komşularıyla tam bir kavga içindeydi. Diktanın hakkından bir başka diktanın gelmesi bekleniyodu, nitekim öyle de oldu. Bu yüzyılın başlarına kadar Güney Amerika sürekli diktatörler tarafından yönetildi. General Rolon’dan yaka silken halk, bağımsızlığını kendisine armağan eden Simon Bolivar’a ihanet edercesine bir başka diktatörü ayakta alkışlıyor, Molas Lopez’in demir ökçelerine kendini teslim ediyordu.

Şu sıralarda merkez sağ görüşlü Colorado partisinin başındaki Horacio Cartes, Paraguay’ın devlet başkanı. Devrim rüzgarlarının ardı ardına estiği Güney Amerika’nın neredeyse ayda bir yaşadığı darbe dönemleri kapanmış gözüküyor. Merkez sağ partilerin bile sosyalizmden beslendiği kocaman kıta artık başta ABD olmak üzere dünyanın kapitalist sistemi için büyük tehlike oluşturuyor.

Güney Amerika ülkeleri bu günlere kolay gelmedi elbette. Ama şimdi artık bütün dikkatleri üzerinde toplayacak, toplumsal hareketlerin öncülük ettiği dev bir savaş alanına dönüştü. Paraguay’ın “sağcı” sayılacak kadar sermayeye bağımlı devlet başkanı Horacio Cartes bile Güney Amerika’nın faşist tarihinden sıyrılmaya çalıştığı son yıllarda bir yıldız gibi parlayabiliyor.

Güney Amerika ülkelerine dikkat! Devrim oralarda filiz vermeye başladı son yıllarda.