Türkiye'de Amerikancılık, Cumhuriyet Düşmanlığı, Antikomünizm, Ergenekon, Direniş, 1 Mayıs, ODTÜ, İsrail
Aytunç Erkin: 'Türkiye’de Amerikancılık bir kez daha kazanamaz'
Söyleşi: Sunay Gedik
Yayın Tarihi: 13.04.2026 , 09:28
"0
dakikalık okuma süresi"
“1 Mart 2003 tezkeresinde ABD’ye verdiği destekten iki yıl sonra Fetullah Gülen, Aktüel’e verdiği röportajında önlerinde daha geniş, kapsamlı ve kompleks bir süreç olduğunu anlatarak ‘Ölseler bir araya gelemeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Her açıdan manipülatif bir organizasyon. Bunlar aşılacaktır’ demişti. Aşılan ise ‘ulusalcı dalga’ değildi.”
Gazeteci Aytunç Erkin ile 1 Mart tezkeresi sürecinden Ergenekon kumpaslarına uzanan çizgide, Türkiye’de Amerikancılığın nasıl şekillendiğini konuştuk. Erkin, ABD’nin antikomünizm stratejisi doğrultusunda Türkiye’de kurulan gizli ve yarı resmi yapılanmalar içinde Fetullah Gülen hareketinin önemli bir rolü olduğuna, bu ideolojik hattın devlet içinde güç kazanmasına zemin hazırlandığına dikkat çekti.
Sunay Gedik: Dünyada ve ülkemizin içinde bulunduğu coğrafyada sarsıcı gelişmeler oluyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından tesis edilen dünya düzeninde, önce Sovyetler Birliği ve diğer sosyalist ülkelerin çözülüşünden sonra değişim sancıları görülmüştü. Bugün ise ABD’nin hegemonyasını korumak için “haydutluk”ta sınır tanımadığı yeni bir dönem açıldı. Dünyada neredeyse tüm fay hatları harekete geçmişken ve ABD oraya buraya saldırırken Amerikancılığın hâlâ güçlü kalabildiğine tanık oluyoruz... Açık ve örtük Amerikancılığın, Trump eleştirileri ve ABD içindeki İsrail lobisi suçlanarak yapılabildiğini görüyoruz. Bunun nedeni ABD’nin merkezinde olduğu Batı dünyasına ve -ne demekse- değerlerine biat edilmiş olması mıdır? Türkiye’de, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesine dahi destek çıkanların olmasına ne diyorsunuz?
Aytunç Erkin: SSCB’nin çözülmesinin ardından “tek kutuplu dünya” fikri yayıldı, kabul ettirilmeye çalışıldı. 1990’ların başında Francis Fukuyama, Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla liberal demokrasinin ideolojik mücadelesini kazandığını ve insanlığın nihai yönetim şekline ulaştığını yazmıştı. Onlara göre bu ideolojik zafer, ABD’yi askeri, ekonomik ve kültürel açıdan tek kutup yaptı.
Ne zamana kadar? Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 10 Şubat 2007’de 43. Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmasında ABD ve NATO’yu eleştirmiş, “Günümüz dünyasında, tek kutuplu dünyanın kabul edilemez olmasının yanı sıra, aynı zamanda imkânsız olduğu kanaatindeyim” demişti. Putin, uluslararası hukukun temel ilkelerinin her geçen gün daha fazla küçümsendiğinin görüldüğüne işaret ederek şu görüşleri savunmuştu: “Ve aslına bakılacak olursa, bağımsız yasal normlar, giderek bir devletin hukuk sistemine benzemektedir. Bu tek devlet, en önemlisi ve en başta ABD, her yönden ulusal sınırlarının ötesine geçmiştir. Diğer uluslara dayattığı ekonomik, siyasi, kültürel ve eğitimsel politikalar bunun kanıtıdır. Peki, bundan kim hoşnut?”
Putin’in konuşmasının tam metni Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde de yer almıştı. O dönem Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’tı. Peki, çok kutupluluğu savunan, ABD ve NATO’yu eleştiren Putin’in konuşma metnini yayımlayan Genelkurmay’ın, yüzünü Atlantik cephesinden Asya’ya/Ortadoğu’ya çevirmesinden kimler hoşnut olmamıştı? 15 Şubat 2007’den sadece dört ay sonra Ümraniye’de bir gecekonduda Ergenekon sürecini başlatanlar...
“Faili meçhuller” üzerinden adım adım TSK ve Kemalist Devrim’le hesaplaşmaya varan operasyonları izledik. O dönem “çok kutuplu dünya”ya karşı çıkanların yarattığı karanlık yıllardı. Diğer taraftan tartışılsa da kendine özgü sosyalist modeliyle Çin’in ayağa kalktığını gördük, bu da “hegemonyanın” sonunun geldiğinin işaretlerinden biriydi. Bugün yaşadığımız Amerikancılık, Türkiye özelinde halkın kabul ettiği ya da benimsediği bir çizgi değil. Devletin derin labirentlerinde süren çizgi kavgalarının Venezuela’da ya da İran konusunda zaman zaman somutlaştığını görüyoruz.
Sonuçta bildiğimiz; Türkiye’de iktidarın “Demokrat-Cumhuriyetçi” ayrımında Trump’ın Cumhuriyetçi tarafında durduğu. Bu da Gazze katliamında ya da İran saldırılarında okların sadece İsrail’e çevrilmesine neden oluyor.
1950’ler Türkiye’de Amerikancılığın palazlandığı yıllar. Binlerce Mehmetçik Kore’de ABD’nin çıkarları için cepheye sürülmüşken sağcı cenah buradan milliyetçilik öyküleri yazıyordu. Aynı yıllarda ABD’de tıp ve antikomünizm eğitimi alan Fethi Tevetoğlu (üst fotoğrafta en solda) Türkiye’ye döndüğünde Komünizmle Mücadele Dernekleri’nin kuruculuğunu yaptı.
ABD’nin gerçek yüzü biliniyor
Yine bildiğimiz Gazze’de de İran’da da ana kuvvet ABD. Ortadoğu’daki gücü İsrail ve Körfez ülkeleri üzerinden bölgeyi kana bulayan da ABD. Bu nedenle her ne kadar iktidar İsrail dese de halk Amerika’nın gerçek yüzünün farkında. Bundan dolayı da sorunuzdaki “açık-örtük Amerikancılık” yapanların iktidar ve muhalefet içindeki bazı kuvvetler olduğunun altını çizmek isterim. Sadece Venezuela’ya yapılan operasyona destek verilmedi, İran’ın bombalanmasından bile mutlu olan tarikatçı-cemaatçi bir kesimin mezhepçi çığırtkanlığını da gördük. Bunlar da “Batı’nın değerlerine biat” edenler değil. Bugün gelinen noktada kendilerine milliyetçi, muhafazakâr ya da Kemalist/Cumhuriyetçi diyenlerin önemli bir bölümünün de ABD-İsrail saldırganlığının karşısında olduğunu unutmayalım.
Ülkemizde NATO’ya üyelik ve Soğuk Savaş döneminden itibaren Amerikancılık siyasal ve toplumsal olarak yerleşiklik kazandı. 1950’li yıllardan itibaren birçok hükümet Amerikancı bir angajmana sahip oldu ancak ABD çıkarları için bunun yetmediği durumda darbeler tezgâhlandı. Devlette kadrolaşma da bir başka araç olarak değerlendirilebilir. Gülen ve Fetullahçıları bu açıdan değerlendirebilir misiniz?
Fetullah Gülen, 1950’lerden sonra ABD’nin izlediği ve müttefikleri üzerinden yürüttüğü anti-Sovyet kamplaşmadaki aktörlerden biriydi. 1952’de ABD’nin teklifiyle Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde gizlice kurulan Seferberlik Tetkik Kurulu, 1965’te yaygınlaşan Komünizmle Mücadele Dernekleri, 1967’de Tuğgeneral Cihat Akyol tarafından kurulan Özel Harp Dairesi’nin (Seferberlik Tetkik Kurulu’nun adı değişti) sacayaklarından biri Fetullahçı Gladio’ydu.
Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin ABD Büyükelçisi Robert Pearson
Gülen’in 1962’de, doğum yeri Erzurum’da açmaya teşebbüs ettiği ve bir CIA yapılanması olan Komünizmle Mücadele Derneği için Küçük Dünyam kitabında ne dediğini hatırlayalım:
“Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’ni açma teşebbüsümüz oldu. O güne kadar sadece İzmir’de vardı. İkincisi de Erzurum’da bizim gayretlerimizle açılacaktı. İsmi Ali’ydi, bir arkadaşı İzmir’e gönderip, tüzük getirttik. Derneği kuracaktık. Ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençlerle Caferiye Camii’nin önünde toplandık. Gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti. Dernek ve cemiyet işlerinden ayrılan bir akrabam vardı. O gelip uyardı, bize yol gösterdi. Tabii, o gün için içimizde kanunları bilen de yoktu. Zaten Erzurum’daki arkadaşlar da benim derneklerle bu kadar içli dışlı olmamı biraz fazla buluyorlardı. Benim hareketimden rahatsız oldular. ‘Bu Komünizmle Mücadele Derneği de nereden çıktı?’ dediler. Mevzuatla ilgili eksikliklerden dolayı dernek o sıralarda kurulamadı. Daha sonra, hem de o günlerde beni tenkit eden arkadaşlarımın öncülüğünde Komünizmle Mücadele Derneği, Erzurum’da kuruldu. Beni gördüklerinde de ‘Meğer o gün biz yanılmışız’ dediler.”
Türk muhafazakârlığının, Türk milliyetçiliğinin 1950 sonrasında ideolojik anlamda anti-Sovyet duruşunu biliyoruz. Fetullah Gülen hem muhafazakâr hem de milliyetçi çizgisiyle devleti ele geçirdi. Aslında ele geçirmedi, devlet buydu ve bu olan devlette iktidara gelirken zorlanmadı.
İran’a saldırılar ve başlayan savaş giderek ülkemizin de içine çekilebileceği bir anafor haline geliyor. Yaşadığımız günler, Türkiye tarihinde 2003 1 Mart Tezkeresi dönemine birçok açıdan benzetilebilir. Öncesi ve sonrasıyla 1 Mart Tezkeresi olayı devlet kadroları ve güvenlik bürokrasisinde nasıl bir kırılmaya yol açtı? Sonrasında ülkede yaşananları Amerikancı büyük bir basınç olarak niteleyebilir miyiz?
Gülen örgütlenmesiyle 1 Mart 2003 tezkeresini ve sonrasında yaşananları da birlikte düşünmek gerekiyor. Ergenekon bitince, İngiltere’den 12 yıl sonra Türkiye’ye dönen Turhan Çömez 1 Eylül 2019’da Sözcü gazetesinde çıkan bir röportajında 1 Mart tezkeresine şiddetle karşı çıkanlardan biri olduğunu vurgulayarak o dönemde ABD Büyükelçiliği’nde görev yapan üst düzey bir bürokratın, müsteşar kimliğiyle kendisini ziyaret ettiğini anlatmıştı. Çömez şöyle anlatıyordu yaşananları “Meclis’teki odamdaydık. Benim siyasi duruşumun, ortaya koyduğum tavrın Amerika’yı rahatsız ettiğini ve bir daha tekrarlanmaması gerektiğini söyledi. Çok öfkelendim. Kendisini kovdum. Odadan çıkarken, ‘Amerika bunun altında kalmaz. Bunun faturasını sana ödetecektir. Bunu sakın unutma’ dedi. Ben Ergenekon kumpasına maruz kalmamı bunlara bağlıyorum.”
Bir örnek daha var. 2002 yılında AKP’den İstanbul Milletvekili olan Emin Şirin. Ona kurulan Ergenekon kumpasını Kardan Adam kitabımda ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım.
Şirin, Meclis’te 1 Mart Tezkeresi’nin geçmemesi için çok uğraşır. ABD’nin o dönemki Siyasi Müsteşarı John Kunstadter da kendisiyle görüşmeler yapar ama ikna edemez.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan Robert Pearson’ın 2003 yılında ülkemizden ayrılırken verdiği veda resepsiyonlarından birine TBMM Dış İlişkiler komisyonu üyesi Emin Şirin de katılır. Şirin, büyükelçilikteki davette elini uzattığı Pearson’a “Sizi unutmayacağız” der. Pearson’ın yanıtı “Biz de sizi unutmayacağız ve affetmeyeceğiz...” olur.
Fetullah Gülen’in İzmir yıllarından
Emin Şirin de Turhan Çömez gibi “Ergenekon”un hedefi oldu. Çok net değil mi? FETÖ’nün nasıl Amerika’nın taşeronu olduğu bu örneklerle bir kez daha anlaşılıyor.
Pearson’a ayrı bir parantez açmakta fayda var; 1 Mart Tezkeresi oylamasının ardından ABD’ye geçtiği kriptoya bakalım. Pearson’ın yazdığı telgrafın başlangıcındaki özet bölümünde, tezkerenin reddedilmesi üç ana nedene bağlanıyordu: “Laik Türk Devleti’nin ABD hükümetinin Irak’taki niyetlerine ilişkin korkuları... İslami eğilimli AK Parti’yi dizlerinin üstüne çöktürme yönündeki güçlü arzu... AK Parti’nin içindeki siyasi dinamikler, iç rekabet ve partinin acemiliği.”
ABD’nin Irak işgali sırasında İskenderun Limanı lojistik yığınak ve sevkiyat için kullanılmıştı.
Aşılmak istenen dalga
1 Mart 2003 tezkeresinde ABD’ye verdiği destekten iki yıl sonra ise Fetullah Gülen, Aktüel’e verdiği röportajında önlerinde daha geniş, kapsamlı ve kompleks bir süreç olduğunu anlatarak “Ölseler bir araya gelemeyecek kimseler ulusal cephe adı altında suni bir kitlesel dalga oluşturmaya çalışıyor. Her açıdan manipülatif bir organizasyon. Bunlar aşılacaktır” demişti. Aşılan ise “ulusalcı dalga” değildi. Kemalist Devrim’le hesaplaşan çizgi emniyet, yargı, TSK ve hatta futbolda dahi etkin hale geldi. İktidarın da onayıyla 15 Temmuz’a giden yol açıldı.
Sorunuzda 1 Mart Tezkeresi dönemi ile bu dönem arasında paralelliklere işaret ediyorsunuz, açıkçası ben Türkiye’de artık Amerikancılığın bir kez daha kazanamayacağını düşünüyorum. Kazanmak ister, uğraşır ama kazanamaz!
Bölgede ABD’nin öncülüğünde savaş ve çatışmalar yayılırken, “iç cephenin” sağlamlaştırılması gerektiği yönünde çağrı ve söylemler arttı. Ülkemizde yoksulluğun derinleştiği ve halkımızın gelecek kaygılarının yükseldiği, küçük bir azınlığın alabildiğine zenginleştiği koşullarda “iç cephe” güçlü tutulabilir mi?
İç cepheden önce şu tespiti yapalım: Ekonomik hayat, toplumsal yapıyı belirler. Toplumsal yapı, sınıf ilişkilerini doğurur. Sınıflar, karşılıklı mücadele içindedir. Tarih, bu mücadelenin sonucunda değişir. Bu, Marx-Engels. Bir de emperyalizm olgusu var o da Lenin. Ve antiemperyalist Mustafa Kemal Atatürk! Benim savunduğum iç cephe “sosyalist/Kemalist” ittifakıyla kurulacak. Hep söylerim sizin aracılığınızla da söylemek isterim: Ataşehir’de yaşayan kadınla Bağcılar’da yaşayan kadının kurtuluşu aynı yerdedir. Dertlerimiz ortak, çözümümüz ortaklaşadır.
1 Mart 2003’te TBMM’de Irak Tezkeresi görüşmeleri yapılırken yüz binlerce insan “savaşa hayır” demek için Ankara’da bir araya gelmişti.
Ortaklaşa
Ortaklaşa dergisinin 7'nci sayısı, Amerikancılaşma dosya konusuyla çıktı. Özel olarak, Türkiye'de Amerikancılaşma. Bu mefhumun birçok boyutunun yanında, dergide gıda güvenliğinden Küba'ya, Köy Enstitüleri'nden 1 Mayıs'a kadar birçok konuyu ele aldık.
Tek adama karşı mücadelede küresel boyut: Dünyanın bütün ‘şey’leri Trump’a karşı birleşin!
Kemal Okuyan
Türkiye sürükleniyor mu?
Anıl Çınar
İran’ın en büyük gücü halkın yurtseverliği
Murat Akad
Kürt Baharı mı yakın, kabusun mu içindeyiz?
Aydemir Güler
Sosyalizm Küba’nın direnişine güç katıyor
Nahide Özkan (José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı)
Sinan Sönmez'le söyleşi: ‘Bir çekişme dünyasındayız’
Gülay Dinçel
2024’ten bugüne… Güçlenen ABD angajmanı
Erhan Nalçacı
Amerikancılığın kısa tarihi
Fatih Yaşlı
Türkiye kapitalizmi kimin yörüngesinde?
Gülay Dinçel
24 yıllık iktidar ABD’ye rağmen mümkün müydü?
Engin Karan
‘Partiler üstü Amerikancılığa’ CHP çıpası
Aşkın Süzük
Amerikan kültürü solcular ezilince gelebildi
Nevzat Evrim Önal
Amerikan vampiri Türkiye’de gençlere ne kadar diş geçirebildi?
İbrahim Can Usta
Masalların ateşle imtihanı
Asaf Güven Aksel
Çeviri | Bağımlı müttefikin dış politikası
Prakash Karat (Çeviren: Murat Akad)
1 Mayıs’tan ne anlamalı?
Alpaslan Savaş
İşçi Temsilcileri Meclisi: ‘Kırıntıları değil ülkeyi istiyoruz’
Ortaklaşa
Başka bir hayat
Erdem Yalçın
Piyasalaşma sağlıksızdır: Serbest piyasada gıda güvenliğine elveda
İsmail Hakkı Tonguç'un düşünsel izleğinde Köy Enstitüleri’nin esin kaynakları
İrfan Ertel
Yok olan bir konağın anlattıkları: Cağaloğlu’nda sınıfsal çöküş
Kaya Tokmakçıoğlu
KİŞİSEL VERİLER HAKKINDA AYDINLATMA METNİ
İşbu Kişisel Veriler Hakkında Aydınlatma Metni (“Aydınlatma Metni”), 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 10. maddesi ile Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) kapsamında veri sorumlusu sıfatıyla Gelenek Basım Yayım ve Ticaret Limited Şirketi (“soL Haber Portalı”) tarafından, soL Haber Portalı ile iletişime geçmiş olmanız kapsamında tarafınızı bilgilendirmek amacıyla hazırlanmıştır.
Kişisel Verileriniz, haber.sol.org.tr adresinde mukim soL Haber Portalı tarafından; veri sorumlusu sıfatıyla, Kanun uyarınca, aşağıda sıralanan amaçlar çerçevesinde ve bu amaçlarla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde, tarafımıza ulaştığı şekliyle, otomatik veya otomatik olmayan yöntemler ile kişisel verilerin doğruluğunu ve güncelliğini koruyarak aşağıda açıklanan kapsamda işlenecektir.
İşbu Aydınlatma Metni’ni, yürürlükteki mevzuatta yapılabilecek değişiklikler çerçevesinde her zaman; kişisel verilerin işlenmesi ve aktarılması amaçlarında ve toplanma yöntemlerinde gerçekleşecek değişiklikler çerçevesinde ise ilgili kişisel veri sahiplerinin değişikliğe ilişkin rızası doğrultusunda güncelleme hakkımızı saklı tutuyoruz. Yapılan güncellemelerin takibini haber.sol.org.tr linkinden kolaylıkla sağlayabilirsiniz.
İşbu Aydınlatma Metni kapsamında işlenen kişisel verileriniz şöyledir:
Bu kişisel verilerinizin (1) işlenme amaçlarını, (2) kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceğini, (3) toplanmasının yöntemini ve hukuki sebeplerini, (4) haklarınızı ve (5) saklama sürelerini aşağıda bilginize sunarız:
(1) Kişisel Verilerinizin İşlenmesi
Tarafımız, aşağıdaki amaçlar doğrultusunda, ilgili mevzuattan kaynaklanan kanuni yükümlülüklerimizi yerine getirebilmek için gerekli çalışmaların yapılabilmesini mümkün kılacak, işbu Aydınlatma Metni’nde belirlenen yöntemlerle toplanan kişisel verilerinizi sizlerden talep etmekteyiz. İşbu metin ile belirlenen amaçlar ve kapsam dışında kullanılmamak kaydıyla, veri güvenliğine ilişkin teknik ve idari tedbirleri de almak suretiyle Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen şartlar dahilinde işlenecektir.
Kişisel verileriniz, Kanun’un 5. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendinde belirtilen veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması; (c) bendinde belirtilen bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması ve (e) bendinde belirtilen bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması istisnalarına dayanılarak sizden alınmakta ve işlenmektedir. Ayrıca elde edilen kişisel veriler, soL Haber Portalı bünyesinde kullanılan bulut yazılım sistemleri ile yedekleme amacı başta olmak üzere işlenmektedir.
*talep, şikayet, bilgi, isteklerin toplanması, *talebiniz doğrultusunda iletişime geçilmesi, *hizmetlerimizin geliştirilmesi, *performans ölçümü, *olumsuzlukların giderilmesi, *verilerin bulut sisteminde yedeklenmesi, *5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun ve sair mevzuatta açıkça öngörüldüğü üzere trafik kayıtlarını tutma yükümlülüğümüzün yerine getirilmesi, *Hizmetlerimizin ihtiyaçlarınız doğrultusunda kişiselleştirilmesi, *Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi, *İş süreçlerinin iyileştirilmesine yönelik önlemlerin değerlendirilmesi. .
Söz konusu kişisel verileriniz, yasal saklama süresi aşılmamak kaydıyla işleme amacının gerektirdiği süre boyunca saklanacak, bu süre sona erdiğinde usulüne uygun olarak imha edilecektir.
(2) Kişisel Verilerinizin Aktarılması
Kişisel verilerin üçüncü kişilerle paylaşımı açık rızaları doğrultusunda gerçekleşmekte ve kural olarak açık rızaları olmaksızın üçüncü kişilere aktarılmamaktadır.
Tarafımızca, işbu Aydınlatma Metni’nde belirtilen şekilde toplanan ve belirtilen amaçlarla işlenen kişisel verileriniz hizmet sağlayıcı çalışmaların işleyişini sağlayabilmek adına soL Haber Portalı’nın kendi iç işleyişinde ilgili teknik ve idari birimlerle paylaşılabilmektedir. Bu paylaşım, e-posta yoluyla ve diğer her türlü yöntemle kişisel verilerin korunması gözetilerek gerçekleştirilmektedir.
Yine açık rızanız doğrultusunda, tarafımızdan, işbu Aydınlatma Metni’nde belirtilen şekilde toplanan ve belirtilen amaçlarla işlenen kişisel verileriniz, Kanun’un 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları dahilinde aşağıdaki kişilere aktarılabilecektir: *tedarikçilerimize, *iş ortaklarımıza, *ifa yardımcılarına, *yasal yükümlülüklerimizin yerine getirilmesi amacıyla ilgili yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile mahkemelere; *hukuki uyuşmazlık durumunda hukuk danışmanlarına ve avukatlara.
Üçüncü kişilere veri aktarımı sırasında hak ihlallerini önlemek için gerekli teknik ve idari önlemler alınmaktadır. Aşağıda belirtilen veriler, soL Haber Portalı’nın ilişkide olduğu/olacağı yurt dışındaki kişilere içinde bulunulan ilişkinin gereği olarak aktarılmaktadır. Ayrıca bulut yazılım sisteminde kişisel verilerin işlenmesi ve online destek alınması sebebiyle yapılan işin niteliği gereği yurtdışı aktarımı gerçekleşmektedir.
Kişisel verileriniz tarafımızdan otomatik olmayan yöntemlerle, yazılı ya da elektronik olarak toplanmaktadır. Tarafımızca çevrimiçi ve çevrimdışı olarak toplanan bilgiler gibi farklı yöntemlerle veya farklı zamanlarda sizden toplanan bilgiler eşleştirilebilir ve Kanun’a ve işbu Aydınlatma Metni’ne istinaden kullanılabilir. Bu kapsamda kişisel verileriniz Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde ve işbu Aydınlatma Metni’nde yer alan hukuki sebepler ve amaçlar doğrultusunda işlenebilmesi ve aktarılabilmesi için toplanacaktır.
(3) Haklarınız
Kanun’un ilgili kişinin haklarını düzenleyen 11. maddesi kapsamındaki taleplerinizi, “Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” göre;
* şahsen veya yazılı başvuru için adresimiz:
Caferağa Mah. Nail Bey Sokak No:11/20 Kadıköy İstanbul
* elektronik posta adresimiz: [email protected] (Konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Mevzuatı Kapsamında Bilgi Talebi” yazılacaktır.) adreslerinden soL Haber Portalı’na iletebilirsiniz.
Başvurunuzda; adınız, soyadınız, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı iseniz T.C. kimlik numaranız, yabancı iseniz uyruğunuz / pasaport numaranız veya varsa kimlik numaranız, tebligata esas yerleşim yeri veya iş yeri adresiniz, varsa bildirime esas elektronik posta adresiniz / telefon numaranız / faks numaranız, talebiniz ve başvurunuz yazılı ise imzanızın yer alması zorunludur. Bunun yanında veri sahibi olarak talebinize ilişkin bilgi ve belgeleri başvurunuza eklemeniz gerekmektedir.