Amaç açığa çıkıyor

08/03/2013 Cuma
Amaç açığa çıkıyor

AKP’nin 4+4+4 yasasıyla zorunlu ilköğretime başlama yaşının küçültmesindeki esas amacın çocukları olabildiğince erken yaşta imam hatiplere çekmek olduğu, bakanlığın hemen her girişimiyle belli oluyor.

AKP yetkilileri, bir sakıncası olmadığını iddia ederek ve pedagojik olduğunu söyleyerek çocukların erken yaşta okula başlamasını savunup bu yasayı çıkarmıştı. Hatta imam hatip ortaokullarını açıp bu okula da 5’inci sınıftan başlanmasını sağlamıştı. Bu yolla, 1997 öncesinde çocukların 12 yaşında başladığı imam hatip ortaokuluna, günümüzün çocukları pedagojik 4+4+4 yasasıyla 10 yaşında başlayacak.

Çocukların erken yaşta okula başlamaları pedagojik olarak doğru bir karar ise, bunun anlamı, düne kadar 12 yaşında başarılabilen konuları şimdiki çocuklar 10 yaşında başarılabilecek demektir. İmam hatiplerin erken yaşta başlatılması gibi pek çok ders konusu da daha önceki sınıflara çekilebilecek ve ders izlenceleri daha da ağırlaştırılabilecek demektir. Oysa banlıkta işler böyle gitmiyor. Seçmeli din dersleri artırılırken bakanlık beklenmedik kararlar alıyor.

Matematiğin en kolay konularından biri olan ve bugüne kadar 6’ıncı sınıflarda okutulan en büyük ortak bölen (EBOB) ile en küçük ortak kat (EKOK) konuları, bakanlığın yeni bir kararıyla 8’inci sınıfa erteleniyor! 1960’lı yıllarda matematik öğretmenliğine başladığımda, ders izlencesi gereği ben de bu konuları 6’ıncı sınıfta işlemiştim o zamanın çocuklarında bu konuları öğrenme güçlüğüne tanık olmamıştım. Torunumuz şu anda 6’ıncı sınıfa bu konuları okuyor ve bir güçlükle karşılaşmıyor.

Bakanlık, biyoloji dersindeki evrim kuramıyla ilgili konuların okutulmasını daha ileri sınıflara kaydırırken ders süresini de kısıtlıyor.

Bakanlık, matematiğin ana konularından biri olan “türev” ve “entegral” konularını, “hayatta bir işe yaramıyor öğrenciye zor geliyor” gerekçesiyle (!) seçmeli derse dönüştürüyor! Oysa bu konuları, ağırlıklı olarak matematik alanını seçenler son sınıfta görüyor. Esasında nitelikli bir eğitim almış lise son öğrencisi için bu konular matematiğin en hareketli ve ilginç konuları oluyor. Bu dersler, genellikle öğrencinin matematiğin ne olduğunu ve ne işe yaradığını daha iyi anlamasına yarıyor üniversitede matematikle ilgili bir alana geçmesinin itici gücü oluyor. Bu arada seçmeli derslerin Türkiye’de nasıl işlediğini unutmamak gerekiyor. Bakanlık din derslerini seçmeli ders yapınca, nedense bu dersler kısa sürede zorunlu hale geliyor her okulda her isteyen için açılıyor, öğretmen de bulunuyor, yer de! Sanat, müzik, resim ve beden eğitimi gibi dersler seçmeli yapılınca, olay tersine dönüyor okulda ya öğretmen bulunmuyor ya yer, bu dersleri alanların sayısı akıl-almaz derecede hızla azalıyor.

Pedagojik 4+4+4 yasasıyla müfredatın daha da zenginleştirilmesi beklenirken bakanlık tam da tersini yapıyor müfredatı hafifletiyor, amiyane deyişle, sulandırıyor!

Bakanlığın bu kararları birkaç (bilinen ve pek çok kez dile getirilmiş) gerçeği bir kez daha su yüzüne çıkarıyor.

4+4+4 yasasının pedagojik değil siyasal-ideolojik olduğunu çocukları erken yaşta imam hatiplere çekmek için çıkarıldığını çocukların geleceği ya da isteklerindense ailenin isteklerine önem verildiğini gösteriyor.

Evrim kuramı korkusunun siyasetçilerden sonra bakanlıkta da hızla yaygınlaştığına işaret ediyor.

Okulların imam hatiplere dönüştürülmesi çabası devam ederken bu derslerin azaltılması ya da ileri sınıflara ertelenmeleri, bakanlığın molla yetiştirmeye ağırlık verirken düşünen ve sorgulayan “eğitimli” insan istemediği anlamına geliyor.

Bu gidiş, okullarda yaratılacak boşlukların dini konu ve uygulamalarla kapatılması olasılığını artırıyor.

Türev ve entegralin seçmeli yapılması, gelecekte üniversitelerdeki matematikle ilgili alanların daha da itibar kaybetme sakıncasını da beraberinde getiriyor.

Bu arada bakanlık, yükseköğretimin yeniden yapılandırılması sürecinde, YÖK’e, felsefe gibi bazı alanların öğretim süresinin 3 yıla indirilmesini öneriyor! Oysa işin gerçeğinde dört yıllık lisans programı bile “felsefe” gibi konuların yeterince öğrenilmesine yetmiyor.

Bakanlığın yükseköğretime de burnunu sokması, sulandırma sırasının üniversiteye geldiğini gösteriyor.