İşsizlik Fonu'nda anlaşılmaz işler

12/06/2019 Çarşamba
İşsizlik Fonu'nda anlaşılmaz işler

Geçtiğimiz Eylül ayında Halkbank, Vakıfbank ve Eximbank, iki gün içinde, 10 milyar 875 milyon lira tutarında tahvil satarak sermaye yeterlik oranlarını iyileştirmişti. Başvuruların yapılması, BDDK ile SPK onaylarının alınması gibi bürokratik işlemlerin iki günde bitirilmesi görülmüş bir şey değildi. Böylesine büyük bir paranın hemen bulunabilmiş olması ise akıllara İşsizlik Fonunu getiriyordu.

İşçinin yaklaşık 11 milyar lirası, kamu bankaları sermayelerini güçlendirsinler diye kullanılmış olabilir miydi?

Konunun peşine Uğur Gürses düşmüş ve paranın, gizlice yapılan yasalara aykırı işlemlerle işsizlik fonundan sağlandığını, o kadar nakit olmadığı için Hazine bonosu satıldığını kanıtlarıyla ortaya koymuştu. Olay resmen ne yalanlanmış ne doğrulanmıştı. Gizlilik perdesi bir türlü aralanamıyordu.

Doğru olup olmadığı, Plan ve Bütçe Komisyonunun 3 Ekim 2018 günlü toplantısında Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısına sorulmuş, kimseye inandırıcı gelmeyen şu sözlerle yanıtlamıştı: “Bakanlığımızın bilgisi ve yönlendirmesi olmamıştır, bankalarla fon kendi inisiyatifleriyle bu işlemleri gerçekleştirmiştir.”

Yapılan işin yasallığını sorgulayan yeni sorular gelmesi üzerine, BDDK ile SPK’nın da onaylamış olduğunu belirtmekle yetinmiş, kamu bankalarının ihraç ettikleri tahvillerin satın alınmasını; “…mevduat yapabildiklerine göre…” sözleriyle savunmaya çalışmıştı. Kendisine mevduat yapmakla tahvil almanın farklı şeyler olduğu anımsatılmış; Fon kaynaklarının, bankaların ihraç ettiği tahvillerin alınmasında kullanılmasının yasal olmayışı bir yana işçi parasıyla banka sermayesine katkı anlamına geldiği söylenmişti. Bu sözler üzerine tartışma sürmemiş, konu kapanmıştı.

O günden bugüne ne Maliye ne Çalışma bakanlıklarından ne İşkur’dan resmi bir açıklama geldi. Fon kaynakları gerçekten kullanılmış mıydı? Eğer doğru ise hangi yönetim kurulu kararına dayanarak ne kadar hazine bonosu satılmış ne kadarı tahvil alınmasında kullanılmış, Fon muhasebesine nasıl işlenmişti?  Bu soruların yanıtını kimse öğrenemedi. Zamanla unutuldu gitti.

Fon, bağımsız denetim kuruluşlarınca üçer aylık periyodlarla yılda 4 kez denetleniyor ve düzenlenen raporlar kamuoyuna açıklanıyor. Eylül/2018 dönemini kapsayan 26 Şubat 2019 günlü rapor İŞKUR sitesinde yayımlandı. Nedense bu konuya Raporda da değinilmemiş. Oysa en önemli denetim bulgusu olarak başa yazılmalıydı.

Bu raporlara, bağımsız denetçi raporu deniyorsa da pek öyle değil. Doğru ve güvenilir bilgi edinilemiyor. Sanki işin içine görünmez bir el giriyor ve bilinmesi istenmeyen konuları ayıklayıp çıkarıyor. Ya da hiç yazılmıyor.

Raporlar, dolgu maddelerinden geçilmiyor. İşsizlik sigortası fonunun neden kurulduğu; yönetim kurulunun kimlerden oluştuğu; hangi tarihlerde ne tür yasal düzenlemeler yapıldığı; değiştirilen düzenlemeleri; işsizlik ödeneği, ücret garanti fonu, yarım çalışma ödemelerine hak kazanma koşulları ve buna benzer bir yığın mevzuat bilgisini dolduruyorlar. Ama Fon parasının banka sermayelerinin iyileştirmek amacıyla kullanılıp kullanılmadığı gibi bilgileri öğrenemiyorsunuz.

Şeytan ayrıntıda gizlidir derler. Ocak-Eylül 2018 dönemini kapsayan bağımsız denetim raporunda daha önceki raporlarda yer almayan küçük bir ayrıntı dikkat çekiyor. Aşağıdaki resimde göreceksiniz: Mali Duran Varlıklar, “Kuponlu tahvil” ve “özel kesim kuponlu tahvil” adlarıyla iki ayrı kalemde gösterilmiş.

Aşağıdaki resim ise 1 Ocak 30 Haziran 2018 dönemini kapsayan bağımsız denetim raporundan alındı. 

Rapora göre Fonda 30 Haziran 2018 günü itibariyle 88 milyar 523 milyon tutarında “kuponlu tahvil” var. Özel kesim kuponlu tahvil adında bir kaleme yer verilmemiş. Önceki dönemlerde böyle gösteriliyor. Nitekim resimde Aralık/2017 itibariyle 88 milyar 244 milyon lira tutarında tahvil olduğu görülüyor.

Şimdi Haziran ve Eylül dönemi raporlarını karşılaştıralım: Haziran/2018’de 88 milyar 523 milyon lira tutarındaki tahvil, Eylül/2018’de 78 milyar 395 liraya düşmüş, 12 milyar 824 milyar lira tutarında “özel kesim kuponlu tahvil” eklenmiş.

Raporda bunun nedeni açıklanmıyor. Şeytan ayrıntıda gizlidir demiştik: belki de bu kalem kamu bankaları sermayelerini güçlendirsin diye Fondan aktarılan paranın tutarıdır. Eğer öyleyse karşımıza yanıtlanması gereken bir başka soru çıkıyor: Kamu bankalarının 10 milyar 875 milyon lira tutarındaki tahvili satın alındıysa, kalan 2 milyara yakın parayla ne alındı?

Yanıtlayacakları yok ama biz yine de sormuş olalım.

ÖNCEKİ YAZILARI

Siz deli misiniz? 07/08/2019 Çarşamba
Yolsuzluğun geleceği 31/07/2019 Çarşamba
Planlamanın sefaleti 24/07/2019 Çarşamba
ODTÜ'de vandallık kol geziyor 10/07/2019 Çarşamba
Böyle devlet mi olur? 03/07/2019 Çarşamba
Seçim bağımlılığını aşmak 26/06/2019 Çarşamba
Yargıda reform derken? 05/06/2019 Çarşamba