Kemalizmi ve kürdizmi bölmeden olmaz...

09/07/2010 Cuma
Kemalizmi ve kürdizmi bölmeden olmaz...

“Artık yapacak bir şey yok” diyorlar. Kimler mi? Devrimci kardeşlerimizin jargonu içinde söyleyelim: Oligarşinin kemik yalayıcıları! Doğrusu iyi çalıştılar. Türkiye halkının bir ayrılık yaşayabileceğini düşünmeye teşne artık insanlarımız. Hazırlandılar çünkü. Medya bombardımanı niye var ki?

Madem öyle, biz daha yüksek sesle yinelemek zorundayız: Türklerin ve Kürtlerin, “nihai iç savaş” gibi Türkiye’nin rötuşlanmasıyla sonuçlanacak ve sosyalizmi de gelmeyen baharlara erteleyecek ortak deliliğini sol bir çıkışla göğüslemek ve insanlığımızın imhasına engel olabilmek için, Türkçü ve Kürtçü mezbahaları dinci-liberal kasapları eşliğinde tam kapasiteyle çalışmaya başlamadan yerle bir edebilmek, en azından kapılarına bir kilit asabilmek ve etkisizleştirmek için, iki halkı birliğe davet edeceğiz. Daveti yanıtsız bırakabilirler. Israr edeceğiz.

Hadi, daha açık olsun: Zorla birleştireceğiz!

Jakoben geleneğimizden güç alarak, gerekirse zorla birleştireceğiz. Bunun nasıl bir eşitlik ve özgürleşme anlamına geldiğini emekçi halkımıza anlatmak ve onu ikna etmek daha zor olmaz.

“Ayrılmak kaçınılmaz” demeye başladılar.

Ayrılmayacağız!

Bağıracağız: Sizin işinize öyle geldiği için ayrılmamızı istiyor olabilirsiniz, doğru, ortalama kâr oranlarının düşmesini bu şekilde göğüsleyebilir, yeni pazarlar yaratabilirsiniz, ama ayrılmayacağız. Siz ayrılmamız, iki halkın birbirinden koparılması ve korkunç bir parçalanma için ortam hazırlarken, biz o ortamın kurulmasına ve bıçakların işlemesine engel olmaya çalışıyoruz. Çünkü bu parçalanmadan geriye bir kan denizi kalacak ve Türkler ile Kürtler bir daha hiç kendilerine gelemeyecekler. Birer küçümen etnik-mafya sömürgesi olarak, yeni sömürgeciliğin, Amerikan destekli -bazen de "dirsekli"- Alman sömürgeciliğinin yeni vilayetleri halinde paspas yaşamlarını sürdürecekler. Bugün Slovakya ile Çek Cumhuriyeti’nin, Hırvatistan ile de Sırbistan, Bosna, Karadağ veya Slovenya’nın, aralarındaki tüm bağlar neredeyse kopmuş bulunuyor. Bulgaristan, Yunanistan, Romanya, Macaristan falan da öyle... Hepsi... Bunlar birbirleriyle en fazla Berlin üzerinden ve Alman ekonomisi aracılığıyla bağlantı kurabiliyorlar. O "motor" ekonominin pazarları, emek kaynağı ve ticaret depolarına dönüştüler. İşte Türk-Kürt ayrılığı onlardan çok daha korkunç, acımasız ve kanlı olacak. Bu, bir Kürt liderinin, yakalandığında “annesinin Türk olduğunu hatırlatmasıyla” yakından bağlantılıdır. Belki kopuşun korkunç olacağını da söylemek ve uyarmak istiyordu. Kim bilir? Ama iki halkı birbirinden koparırsanız, Turgut Uyar’ın o büyük “Yokuş Yol’a” şiiri karşınıza er ya da geç dikilecektir:

“güllerin bedeninden dikenlerini teker teker koparırsan
dikenleri kopardığın yerler teker teker kanar

dikenleri kopardığın yerleri bir bahar filan sanırsan
Kürdistan'da ve Muş-Tatvan yolunda bir yer kanar

Muş-Tatvan yolunda güllere ve devlete inanırsan
eşkıyalar kanar kötü donatımlı askerler kanar

sen bir yaz güzelisin, yaprakların ekşi, suda yıkanırsan
portakal incinir, tütün utanır, incirler kanar

bir yolda el ele gideriz, o yolda bir gün usanırsan
padişahlar ve Muşlar kanar, darülbedayiler kanar

Muş-Tatvan yolunda bir gün senin akşamın ne ki
orada her zaman otlar otlar ergenlikler kanar

el ele gittiğimiz bir yolda sen gitgide büyürsen
benim içimde çok beklemiş, çok eski bir yer kanar”

“Ayrılacağız, ayrılalım” diyerek memleketimizi, bu ortak evimizi ve bahçemizi bir kan banyosuna dönüştürmek için çabalayanlara, “ayrılmayacağız” diyerek karşı çıkmak zorundayız.

İki "bölücü" eylemle halklarımız bir arada tutulabilir. Türk ve Kürt halklarını bir arada tutabilmek için iki “ideolojiyi” veya zihniyeti acımasızca bölmek gerekiyor.

Bir: Türkçülüğü etkisizleştirmek için onun aydınlanmayla bağlantılı bir versiyonunu, kemalizmi mutlaka böleceğiz. Sol kemalizmi sahneye çekeceğiz.

İki: Kürtçülüğü ve onun aydınlanma, ya da 1789-1917 ve hatta 1923 ile bağlantılı versiyonunu mutlaka tarihsel misyonuna sahip çıkmaya davet edeceğiz: Sol kürdizm.

Bu görevi sadece Türkiye sosyalizmi yerine getirebilir. Sol kemalizm ve sol kürdizmin tarih içindeki son ve tek ilerici rollerini oynayıp kenara çekilmeleri, ancak sosyalist hareketin müdahalesiyle mümkün olur. Demek, kemalizmi ve kürdizmi bölmek, Türkiye ilericiliğinin kemalizmle ve kürdizmle bağlantılı bir misyonudur. Kemalizm ve kürdizm, kendi başlarına gerici birer zihniyettir.

Tabii şu olacak: Türk halkının devrimci temsilcileri, gün gelecek, kurtarılmış ve yeniden kurulmuş cumhuriyetimizin ortak kurucu unsuru bir halktan ve onun dilinden, Kürtler ve Kürtçe, kuşkusuz devrimci temsilcileri nezdinde, özür dileyecek. Bu birleştirici ve eşitleştirici, özgürleştirici bir özür olacak. Halklarımız, ancak ve ancak emperyalizmi kovarlarsa birleşebilecekler ve zaten böyle özürlerin o zaman pek bir önemi de kalmayacak. Ama ondan önce aşılması gereken bir çöküş dönemi var. Bir yıkım.

Türkiye emekçi halkının birliğini sağlamak için kemalizme ve kürdizme sol müdahale şart. Bunların bölünerek etkisizleştirilmesi ve ilerici parçalarının devrimci bir dönüşümün hizmetine sokulması gerekiyor.

Kolay değil. Ama çok zor da değil.