Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ramiz Zafer

'Kent Devlet'in Diplomatları

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

KENTİN SESİ - TRAKYA yazıları

Trakya "dünya"ya açıldıkça kavram ithalatı da artıyor. En taze ama sapına kadar tercüme bir kavram daha, Avrupa'dan memlekete giriş yaptı: "kent diplomasisi". Bunun "yerel dış politika" gibi türevleri de var fakat tümü aynı kapıya çıkıyor :

Memleket, bağımsızlık, yurtseverlik kötü !

Yerelleşme, parçalanma, işbirlikçilik iyi...

O çerçeveden bakınca, "kent diplomasisi" anlam yüklü bir deyim. Özetle kentlerin başka ülke ve uluslararası birimlerle doğrudan ilişki kurabilmesi anlamına geliyor. Hükümet onayına ihtiyaç olmadan, bir kentin seçilmiş ve/veya atanmışları diğer dünya kentleri ile siyasal, ekonomik, diplomatik bağlar kurabilecek.

En belirleyici olanı ve kavramın ortaya atılma nedeni elbette ekonomik bağ. "Kent diplomasisi" emperyalist tekellerin seçtiği kentleri yasa tanımadan sömürebilmesi demek. Uluslararası tekeller, ülkelerin yasa ve mevzuat adı da verilen "başkent bürokrasisi"yle uğraşmak istemiyor !

Biliriz ki diplomasi, egemen kurumlar (çoğunlukla devletler) arası ilişkileri tarif etmek için kullanılır. Dışişleri bakanlıkları, büyükelçiler, konsoloslar devletleri temsilen, merkezi olarak belirlenmiş politikalar ekseninde, diplomasi etkinliğini yürütürler.

Daha güncel olarak, monşerler "ülkeler arasında daimi dostluklar değil, ülkelerin daimi çıkarları vardır" deyip dururlar. Türkiye'nin emperyalist planlarda rol kapabilmesinin yol ve yöntemleri üzerine TV'lerde nutuk atarlar... Burjuvazinin diplomasisini böyle bilirdik. Lakin bu alanda ezber bozma vakti geldi.

İşte diplomasi artık öyle olmayacak ! Emperyalizm, örneğin Trakya için ta Ankara'ya gitmek zorunda kalmayacak ! "Kent devlet" yahut eyalet temsilcileri kendi diplomasi işlerini kendileri görecekler !

İşbirlikçilik her alanda olduğu gibi fikri planda da üretimsizlik anlamına geliyor. Emperyalistin fikri ve kavram üretimi basit bir tercüme marifetiyle kullanıma sokulabiliyor. Sizin üretmenize, çabalamanıza gerek yok. Alırsınız, olur biter.

AKP'nin Trakya'daki bir numaralı bürokratı henüz birkaç gün önce bunu "akıl satın alma" olarak tanımladı. AB projelerine ve fon kullanımına önem verilmesi hakkında konuşan Tekirdağ Valisi şöyle söyledi : "Modern toplumlarda akıl satın almak bir yöntemdir. Yani insanlar eskiden olduğu gibi kendi akıllarına güvenmeye devam etmemeli, başkalarının akıllarından istifade etmeyi bilmelidirler. Bilmemiz gerekir ki modern toplumlarda her şeyin bir bedeli vardır. Aklında da bir bedeli vardır. "

Aklın bedeli olduğuna dair vecizden hareketle akıl ile ilgili Türkçe'de sayısız atasözü var. "Sokma akıl sekiz adım gider", "Takma akıldan akıl olmaz", "Akıl para ile satılmaz" vs. Hangisini tercih edersiniz?

Bizce en uygunu "Aklın serveti ilminde, cahilinki malında". Çünkü akıl satın alıyorsunuz, bedeli nasıl ödeyeceksiniz? "Modern toplum"larda, kapitalizm diyelim, aklın da bir bedeli var, doğru. Peki, AB'den alınacak aklın, fikrin karşılığı nedir ve nasıl ödenir?

Yoksa yanıt şu mudur? "Kentimin ekonomik potansiyelini paylaşmaya hazırım" (26 Haziran 2008-Rodos/Yunanistan).

AKP, ABD/AB saflarında 1923 ile hesaplaşmaya girişince, süreç varacağı yere, sözün bittiği yere ulaşmıştır. AKP işbirlikçiliğinin yarattığı "satma-satın alma" iklimi, Cumhuriyet'in valilerine bakın neler söyletir hale gelmiştir. Yukarıdaki atasözünde dediği gibi, AKP gericiliği "cehalet"i arttırmış, memleket "malı", "akıl" karşılığı pazara çıkmıştır. Bir bürokrat olarak Tekirdağ Valisi değil, AKP iktidarının kendisi ibret vericidir. Özetlemek için bir atasözü daha : "akıl kimde ise devlet ondadır"...

"Kent diplomasisi" lafı bir akıl ise, bu aklın sahibi devlettir, devlet ondadır ! Emek düşmanı uluslararası tekeller, Atlantik siyaseti, Yeni Osmanlı'nın imtiyazlı Trakya eyaleti uygulayıcıları, AKP zihniyeti artık devletin kendisidir.

soL geçenlerde Çeçen asıllı Belçika vatandaşı bir "akıl sahibi"ni tanıtmıştı. (http://haber.sol.org.tr/mansetler/anamanset/9863.html )

Brüksel'in kitle eylemlerini bastırma şefliğinden tecrübeli AKP danışmanı Murat Daoudov, "kent diplomasisi"nin teorik temsilciliğini de yapıyor. AB Birlik dergisinin Haziran-2008 sayısında "şehirler diplomasisi" üzerine yazan Daoudov, o konuda bile Osmanlı'ya referans veriyor. Ne diyor Daoudov ?

"Osmanlı medeniyeti sonrası Türkiye'de, geçmişin derin izler bıraktığı bilinçle Anadolu insanı tarihi hinterlandına karşı hep bir özlem beslemiştir. Alışılmış kardeş şehir protokollerinin çok ötesine gidilmeli, yerelden yerele kurulan ilişkilerle hinterlantta etkinlik arttırılmalıdır."

Yeni Osmanlı soslu "kent diplomasisi" fikri böylesi bir kandırmaca. "Hinterlantta etki" diyorlar, hizmet ettikleri şey memleketin hinterlant haline getirilmesi ! Osmanlı'nın Balkan hinterlantını diriltmek adına Trakya'nın fiilen bölünmesi, kent diplomatlarının görevi bu !

Kimler yapacak bu kent diplomatlığını? O kolay ! AKP memurları, siz zaten buradasınız. Fetullah talebeleri, bir yere ayrılmayın ! Gel işbirlikçi kardeş, sen gel ! Sivil-liberal-yerelci-katılımcı-projeci-demokrat kardeş, asıl sen lazımsın, sen de gel ! AKP'nin bir hizmeti daha, topunuz birden kent diplomatı olacaksınız ! Diplomasi yerele inecek, Vaşington-Brüksel'den fonu koparan "monşer" rütbesi takacak ! Görev için gerekli, el-kol hareketi takviyesiyle "van minit" dersi bizzat Tayyip Erdoğan'dan !

Bakınız "kent diplomasisi" sayesinde Edirne'nin peynir üreticisi, kilise papazı ve avukatı Beyaz Saray'a varıp, Obama sofrasına oturabildi. ( http://haber.sol.org.tr/mansetler/anamanset/trakyada_tuhaf-seyler-8876.html ) Oturmakla kalmadılar, monşerlere yakışır biçimde Balkan ülkelerinin devlet başkanları ve Amerikan Kongre üyesi Robert Wexler tarafından ağırlandılar.

Henüz geçen yıl Fetullah talebesi kuruyemişçi, beyaz eşya bayisinden falan oluşan "işadamı" dernekleri Afrika'nın devlet yetkililerini Trakya'da ağırladılar. Avrupa'yı kapı komşu yapan AKP bürokratlarını saymaya gerek bile yok. Savulun kent devletlerin kent diplomatları geliyor !...

Hiç kimsenin mesleğini veya eğitim seviyesini küçümsemek değil derdimiz. Tersine, kesin çözümü işçi sınıfının sosyalist iktidarında görüyoruz. Ve o iktidarın, emperyalizmin bütün askeri, ekonomik, mali, kültürel ve siyasal örgütlenmelerinden çıkmayı hedefleyen dış politikasında çözüm buluyoruz.

Hem de öyle kent, eyalet, hinterlant gibi dar birimlerle işimiz olmaz. Memleketin işçi ve emekçileri diplomasiyi ülke ve dünya çapında yapar !

Ramiz Zafer 'ın Son Yazıları