Ramiz Zafer
Kağıttan Örgüt TRAKAB
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
Kentin Sesi - ÇORLU yazıları
Yerel basına, kanaat önderlerine ve bölge halkına sesleniyoruz: Trakya Kalkınma Birliği (TRAKAB) kağıttan bir örgüt. "Arkasında AKP var" deyip gözünüzde büyütmeyin, korkmayın bunlardan!
Önce geçmişi kısaca hatırlayalım. "Çevre sorunları çözüm birliği" olarak kurulan yapılanma 8 Mart 2004 tarih ve 2004/6994 sayılı AKP hükümeti kararıyla TRAKAB oldu. Bölge valilerinin yönetimine geçen örgüte 1/25.000 ölçekli Trakya Çevre Düzeni Planı'nı hazırlama yetkisi verildi. Örgüt, yetkisini 2006 yılında üçlü bir protokolle AKP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yan kuruluşu olan İstanbul Metropoliten Planlama şirketine devretti. Öngörülen bitiş tarihinin üzerinden aylar geçti ama hala bir plan ortaya çıkmış değil.
Ortaya çıkan şudur: amaç zaten bir çevre planı yapmak değildi! TRAKAB bunun için kurulmamıştı...
Bilim insanları daha 2006 yılında "Trakya'yı İstanbul'un çöplüğü yapacaklar" uyarısında bulundu. Sonuç? AKP bilinçli bir sessizliğe gömüldü.
Yasal düzenlemelere ve içtihat kararlarına dayanarak itirazlar yükseldi. Sonuç? Ortada plan olmadığı için yasal yollara başvurulamadı.
TRAKAB bölge halkını ikna etmek için 200'ün üzerinde toplantı düzenledi. Sonuç? Kitle önderleri ve halk yağma planına onay vermedi.
Gelinen noktada TRAKAB artık içe kapandı. Periyodik yönetim kurulu toplantılarına artık basın üyelerini dahi almıyorlar, alamıyorlar. Bir Tekirdağ milletvekili, muhabirlerin toplantılara sokulmamasını geçen günlerde Başbakan Erdoğan'a sordu. Sonucu biz söyleyelim, Erdoğan soruya yanıt vermeyecek yahut geçiştirecek.
Tekrar edelim, TRAKAB çevre planı yapsın diye kurulmadı ! Net olarak belli olmuştur: Trakya Bölge Kalkınma Ajansı'nın diğer adıyla "Trakya Eyaleti"nin altyapısını hazırlamak TRAKAB'ın gerçek göreviydi.
Nitekim TRAKAB'ın mevcut yapısıyla pek oynamaya ihtiyaç yok. Emperyalist sermayeye doğrudan hizmet amacıyla kurulan Yatırım Destek Ofisleri zaten vardı. Hem TRAKAB Başkanı'nın Ajans Başkanı yapılacağı da görülüyor. Yöneticiler AB programları ve fonlarının peşinden koşturuyorlardı zaten. "Kent potansiyeli"ni paylaşma sözleri veriyorlardı Avrupa makamlarına. Yıllık faaliyet raporlarını sunarken "rutin dışı faaliyetleri" olduğunu itiraf ediyorlardı...
Ne eksikti? Düşünmenize gerek yok. AKP'nin çıkardığı 5449 sayılı Bölge Kalkınma Ajansı yasası bunu yıllar önce düşünmüş zaten. Yasaya göre Ajans'lar kendilerine özel bir amblem belirliyor. Özel amblemi beze bastırıp bayrak niyetine asabiliyorlar.
Trakya Eyaleti olur da bayrağı eksik kalır mı? Ajans yönetimine bırakılmış, bayraklı Trakya'nın çevre planı da kolaylıkla çözülebilir artık. Sadece o değil, AB'ye entegrasyon, insani ve doğal kaynakları emperyalist tekellere terk sorunu da rahatça çözülebilir.
Bağımsızlık yok, hukuk yok, talan var, kölelik var! Türkiye yok, Cumhuriyet yok, Ajans var ve de onun bayrağı... "Çözüm" hazır, buyurun !
"soL bütün bunları açıklamıştı" demenin fazla bir anlamı yok, gerçeğin yaşanarak görülmesi gerekiyormuş. Bundan sonrasına bakmak gerekli.
İlk yapılacak şey, TRAKAB'ın artık fiilen sona erdiğini anlamak. Gazetecileri sokmadan, kapalı kapılar ardında toplanmak mecburiyetinde kalmaları bunun en açık kanıtı. Böylesi gizli toplantılarda halka yararlı kararlar çıkmaz, üstelik kararların meşruluğu olmaz. Sadece çevre sorunu konuşuluyorsa niçin saklanıyorsun? Toplantı sonrasında tek satır açıklama yapılmaması da meşruiyet sorunu yaşadıklarının beyanı.
Bir başka nokta, bölge halkını artık çevreyle falan oyalayamayacakları anlaşıldı. Meselenin özünün emperyalizme teslimiyet olduğu açığa çıktı. Bu yüzden "ikna etmek zorunda kalmayız" diyerek Bölge Kalkınma Ajansı başvuruları yapılıyor. İçine düştükleri çaresizliğin kabulüdür Ajans başvurusunda bulunmak.
Daha önemlisi, pek güvendikleri AKP hükümeti durdurulacak! Memleketi felakete götüren AKP iktidarı önümüzdeki yerel seçimden geriletilmiş olarak çıkacak. Abdülhamit'leriyle, Yeni Osmanlı'larıyla, işbirlikçilikleriyle ve "imtiyazlı Trakya Eyaleti" projeleriyle gömülecekler sandığa.
Çağrımızı yineliyoruz: TRAKAB'ın artık adı var kendisi yok. 19.3.2008 tarih ve 25407 sayılı Resmi Gazete'nin sayfalarında kalmıştır, kağıt üstündedir. Çözümsüzlüğe saplandığı için bölge halkını kandıramaz, meşruluğun dışına çıkmıştır.
Korkmayın şu "gizli örgüt" TRAKAB'tan, korkmayın şu emperyalizm işbirlikçisi AKP'den!
Belediye başkanlarından, başkan adaylarından hiç korkmayın, 30 Mart'ta adlarını hatırlamayacaksınız !
Memurlarından da korkmayın, ancak AKP hükümeti kadar dayanabilirler !
TRAKAB'ı birkaç yönden sarmış Fetullah çocuklarını ise ciddiye bile almayın, kaçıp gitmek zorunda kaldıklarında Pensilvanya şatosuna kabul edilip edilmeyecekleri onların sorunu !
Yerel basınadır sözümüz. Sağolsunlar, kendi gazetelerine yazamadıklarını soL'a gönderiyorlar. Bu verimli bilgi akışından dolayı teşekkür borçluyuz. Ne kadar büyük bir baskı altında olduklarını görüyoruz. AKP güçleri yerel basını gördüklerini, bildiklerini yazamaz hale getirmiş.
Trakya'daki tüm yerel basının soL'u takip ettiğini duyuyoruz ve biliyoruz. Şunu biliniz ki, soL'daki haberler sizin yazmadığınız, yayımlamaya çekindiğiniz haberler. Lakin siz de yazmadıkça köpeksiz köyde değneksiz gezmeye alışıyorlar, alıştırıyorlar. Korkmayın bu değneksizlerden!
Trakya'nın önderleri, aydınları! TRAKAB'ın bir çevre yapılanması olmadığı netleşti. Memleketi bütün tutmak için halkı bilinçlendirmek göreviyle karşı karşıyayız. Ortak ses verirsek Bölge Kalkınma Ajansı planını engelleriz.
Birkaç gün önce CHP'nin Edirne Belediye Başkanı ziyarete gelen iki Amerikalı diplomata dert yandı. "Baskı altındayım, müfettişler sürekli başımda. hükümet rahat çalıştırmıyor" dedi. Amerikan diplomatlarına kendini acındırmanın bir faydası yok. Sorun, bizim sorunumuz, bütün ülkenin sorunu. CHP belediyeleri AB fonlarını boyunlarına tasma yapmış, oradan kurtulamadıkları için AKP'ye karşı ABD'nin sekseninci derece memurlarına sarılıyorlar !... Yok artık !
Korkmayın şu CHP'den! "AKP gelmesin diye CHP'ye mecbur" değilsiniz. Çünkü CHP hem Amerika'ya hem Avrupa'ya mecbur! Biz AB'ye de, ABD'ye de mecbur değiliz!
Pek yakın bir olay daha aktaralım. AKP'nin "müzakereci" Bakanı Egemen Bağış, geçen hafta Trakya turundaydı. Basına yansıdığı kadarıyla hem Tekirdağ'da hem de Edirne'de aynı şeyi tekrarlamış, "Avrupa toprağındayım" ! Ne söylenebilir ki?
Bu beyanla yetinmeyen Bağış, Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde de şunu söylüyor: "Trakya AKP'ye oy versin. Ben başmüzakereciyim, AKP'ye oy verirseniz, Avrupa Birliği müzakerelerinde elim güçlenir"...
Bu sözlere yorum yapmak mümkün değil ama Trakya halkı için önemli bir işaret var burada. AKP'ye oy verilirse, Trakya müzakere masasına konacak! İşte parçalanmanın itirafı...
Mesaj bu kadar açıkken, korkmayın AKP'den ! Fetullah çocukları, işbirlikçiler, muhipler, Osmanlı rüyası gören yeni nazırlar, sadrazamlar, yeni Ali Kemal'ler, yeni Vahdettin'ler, bırakın onlar korksun. Hepsi kağıttan bunların.
Türkiye Komünist Partisi'ne güç verin, durduralım şunları !