Mücella Yapıcı
‘Sarsılmaz irade’
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:08 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:08
Merhaba,
Memlekette birileri var ki sürekli şaşırmış gibi görünüyorlar olan bitene… Ben de bu şaşırma haline şaşırıyorum… Oysaki iktidar ve sermaye cephesinde olan biten yeni hiçbir şey yok… Soygun yıllardır sürdürülen aynı soygun… Hukuk mu, hadi canım siz de… Yıllardır bu ülkede birilerinin gırtlaklarında tüy bitti bağırıp çağırmaktan… Bu gidiş, gidiş değil diye…
Bugünlerde “Adalet ölüyor” diye feryat figan edenler, çok değil daha dört yıl önce 12 Eylül 2010 referandumu sırasında, özellikle de yargı konusunda getirilen değişikliklere karşı çıkanları darbecilikle suçlamadı mı?
Oysa ki o zamanların askeri vesayetten kurtulma rüyasının sözde kahramanı AKP iktidarı iş başına geldiği günden beri kapitalizmin soygun ve talan düzenini devam ettirebilmek, küresel sermayenin krizlerini çözmek ve çıkarlarını korumak adına 12 Eylül 1980 askeri darbesinin temelini atıp 2003 yılına kadar ana çatkısı büyük ölçüde çatılan düzenlemeleri elde ettiği oy potansiyeli sayesinde tamamlamak ve hayata geçirmekle görevlendirilmişti.
Nasıl mı? 2003’ten beri yapısal uyum programları adı altında getirilen, özellikle de kamu idaresi alanında getirilen değişikliklere bir bakınız… Özelleştirmeler, kamu hizmetlerinin piyasalaştırılması, yasama yargı ve yürütmeye dair getirilen değişiklikler, anayasa tartışmaları, çalışma yasalarının esnekleşmeye uygun şekilde yeniden düzenlenmesi vb.
Bugün, askeri ya da sivil darbelerin arkasında yatan sosyo ekonomik sebep ve sonuç ilişkisini ortaya çıkarmadan yapacağımız her türlü analiz günü anlayıp yarını kurmak için ihtiyacımız olan yol haritasını çizebilme çabamızı zorlaştıracaktır.
Zira son zamanlarda ortaya çıkan yolsuzluk, yüzsüzlük ve hukuksuzluk skandallarına rağmen memlekette olağan muhalefet halinin ısrarla sürdürülmesi hususu da başka bir biçimde açıklanamaz.
Eğer bugün meclisteki muhalefet cephesinde yer alanların tümü meşruiyetini kaybetmiş bir hükümetin yönlendirdiği yasama faaliyetlerini devamına varlıkları ile imkân sağlıyorlarsa bu durum onların da sistemin olmazsa olmazlarını kabullendiklerinin ilanından başka bir şey değildir.
Yoksa başta Tayyip Erdoğan olmak üzere herkes, AKP iktidarı için denizin bitiğini çok iyi bilmektedir. Bugün sessiz gibi görünen küresel sermaye için asıl mesele sistemin işleyişini kurtaracak yeni bir işbirlikçi iktidarın inşası için vakit kazanmaktır.
Ancak doymak bilmez açgözlülüğü nedeniyle düştüğü çukurdan kurtulabilmek ve işbirlikçilerinin yeniden gözüne girebilme telaşındaki iktidarın son dönemdeki çabaları gittikçe tehlikeli ve vahim bir hal almaktadır.
Memleketin her yerine asılan “Sarsılmaz İrade” afişlerinin ince anlamı da budur zaten… AKP iktidarı bu afişle Recep Tayyip Erdoğan’ın Haziran Direnişi ile özellikle küresel sermaye karşısında yok olan karizmasının yeniden inşasına soyunurken bir yandan da ondan vazgeçmiş görünen eski işbirlikçilere gözdağı vermektedir.
Tezgâhta bitirilmemiş işler, sonlandırılmamış pazarlıklar, alınmış rüşvetler buna karşılık yerine getirilmemiş vaatler bulunmaktadır. Bu kirli pazarlıkların tarafı olanlar için kolay değildir, öyle temize çekilip sıyrılıvermek…
Bu nedenledir sistemin devamından medet umanların, ortalığa çıkıp açık açık kıyameti koparmadan karşılıklı dokundurmalarla vaziyeti idare edişleri… Bir acayip oyun oynamaktadır her bir taraf ellerindeki pis kokulu kartlarla…
İşin kötüsü ise bu oyun oynanırken geçen süre zarfında seyirci durumunda kalan halkın artık bütün bu kirlilikleri kanıksar hale geliyor olması… Neredeyse herkes daha büyük bir yolsuzluk haberi bekliyor hale geldi heyecanlanmak için…
Sistemin en olağanüstü başarısı da bu kanımca… Milleti her türlü pisliğe alıştırarak ve tepkisiz bırakmak…
İşte tam da bu nedenle bize düşen, sarsılmaz bir irade ve kararlılıkla,
Hep bir ağızdan çığlık çığlığa bağırmaya devam etmek…
Yok, birbirinizden farkınız…
Hepiniz hırsızsınız…
Ve halka hesap vermeden kaçamayacaksınız…