Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mücella Yapıcı

Normal ve anormal...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07

Merhaba,

Ne demiştik hep beraber… Haziran’dan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

Haziran’da ortaya çıkan halkın kendi gücünün farkına varış hali öyle bir korku yarattı ki iktidar sahipleri ve artıklarından beslenen işbirlikçilerinde, hepten kontrolü kaybettiler.

O kadar kontrolsüz bir hale geldiler ki yıllardır memleketin tüm kaynaklarını son derece “ustalıklı” bir şekilde birlikte tükettikleri uluslararası sermaye bile ümidi ve desteği kesmiş görünüyor.

Yalnız, samimiyetle itiraf etmeliyim ki, bu kadar da hızlı bir bozgun beklemiyordum… Ve de hiçbir aklı başında insanın inanmayacağını bile bile Gezi Direnişi’ni uluslararası komploya bağlama konusundaki umarsız çabanın nedenini bir türlü anlayamamıştım.

Korkudan kafaları karıştı herhalde diye düşünüyordum. Meğerse işin içinde iş varmış…

Kara para aklamanın da yarattığı ferah feza ekonomik göstergeler ve artık tüm inandırıcılığını kaybetmiş bulunan ekonomik istatistikler sayesinde vaziyeti idare edermiş gibi görünen yavuz iktidar ne kadar zor bir durumda olduğunu herkesten daha iyi biliyormuş.

Yıllardır memleketi birlikte soydukları uluslararası yandaşları ile ganimet paylaşım krizlerini kim bilir hangi kirli pazarlıklarla çözmeye uğraşıp bir yandan da ayakkabı kutuları doldurulurken Taksim’den başlayarak ülkenin her yerinde yükselen aydınlık sesler bütün hesapları alt üst etmiş…

Alt üst etmekle de kalmamış, bugüne kadar gölgesinden bile korkanlara akıl almaz bir cesaret ve direniş gücü aşılamış. İnanılır gibi değil ama tam zamanında büyük bir suçüstü…

O nedenledir, üstlerine gökten taş yağsa Gezi’den bilmeleri…

Bu durumu anlayabiliyorum da…

Anlayamadığım bugün olan bitene cemaatin intikamı diyerek, cemaatin hikmetinden medet umanlar ile çıkar birliktelikleri sarsılacak diye iktidarın her türlü hukuksuzluğunu ve yolsuzluğunu normalleştirmek için ellerinden geleni yapanlar…

Bu konuda Başbakan’ın gözlerden kaçan bir haykırışı çok önemli…

“Bunlar normali anormalleştirmeye çalışan çeteler... Haklı söze ne denir…

Yalnız bu çetenin cemaat olmadığı aşikâr… Zira eminim onlarda paralel bir biçimde çok huzursuzdur. E, bu yağmadan talandan az sebeplenmediler… Bakınız Cevizli Tekel Şehir Üniversitesi. Zaten Erdoğan da demiyor mu “Ne istediyseniz verdik” diye…”

Kapitalist sistemin artık geri dönüşü mümkün olmayan krizlerle boğuştuğu dünyanın bu mevsiminde küresel sermaye ve işbirlikçilerinin günü kurtaracakları her türlü ahlaksızlık, yolsuzluk, savaş, çatışma, katliam, şiddet, baskı, dikta, cinayet, rüşvet, uyuşturucu, silah, altın, organ ticaret ve kaçakçılığı normal ve mubah…

Hele hele kentlerin, mahallelerin, doğanın, meydanların, parkların, tarihinin, kültürün, kamusal alanların sana emanet edilen kamu yetkisini kullanarak emlak ve finans sermayesine peşkeş çekmek ve bundan kişisel çıkar sağlamak hepten normal… Hatta başarılı, becerikli ve iş bilir olmanın ön koşulu…

Anormal olan ise

Bu talana yağmaya soyguna göz yummamak, ses çıkarmak, itiraz etmek, yaşamına, onuruna, geleceğine taşına, toprağına, ormanına, parkına, bedenine, kimliğine, evlatlarına sahip çıkmaya kalkışmak

Yaşamına dair değerli olan ne göz göre göre elinden alınırken çoluğun çocuğun hırsızların korumaları tarafından hırpalanır, taciz edilir, tutuklanır ve öldürülürken sokaklara meydanlara parklara çıkıp hırsız var diye bağırmak ve direnmek…

Bütün bunlara, Haziran Direnişi’nin barışçı, direnişçi ve yaratıcı özünü en güzel yansıtan ifadelerden birisiyle “eyvallah!”

Eyvallah, eyvallah olmasına da…

İş, güç, işsizlik, borç, harç, çoluk çocuk derken soyulduğunun farkına bile varmayan, bu dünyadan çoktan vazgeçmiş, öteki dünyaya yatırım yapmaya çalışan bu ümitle de iki dünya arasında aracılık yapmaya soyunanlara biat eylemiş garibim bir halk kitlesi var…

Anlayacağınız işimiz daha çok…

Bizlere düşen ise yıllardır sarsılmaz sanılan iktidarı ölçüsüz bir yaratıcılıkla, sabırla, inatla ve barışla darmadağın eden, uyuyan yargıya bile cesaret aşılayan Haziran Direnişi’nin yarattığı o muhteşem dayanışma ortamına zarar ve halel gelmemesi için elimizden gelenin çok daha fazlasını yapabilmek…

Yeni yılda Berkin’imizin uyandığı daha güzel ve aydınlık günlerde buluşabilmek umuduyla sevgi, barış, esenlik ve dayanışmayla kalın…

Mücella Yapıcı 'ın Son Yazıları