Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Mücella Yapıcı

Hadi bakalım… Kolay gelsin…

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:07 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:07

Bu pis, kokuşmuş, aklını, fikrini, şerefini, haysiyetini, insanlığını yitirmiş her gün biraz daha dibe vuran bu soygun ve talan düzeninde, bu düzenin koyduğu kurallarla yaşamaya, doğru bir yol ve yordam bulmaya çalışan herkese kolay gelsin…

Bu alacakaranlık şafağı gibi günlerde aklımın gerisinde binlerce soru çınlayıp duruyor. Ama bu sorulardan bir tanesi var ki, ne yaparsam yapayım kendimi vebalden kurtaracak bir cevap bulamıyorum. Memleket bu hale gelirken sen neredeydin be kadın? Hiç mi fark etmedin dönen dolapları?

Aldırmayın siz bana kocaman kocaman siyasiler, bilimi, mesleği, tekniği kibrit kutusunu doldurmaz kişisel çıkarları için satanlar, yetmez ama evetçi dostlar, mağduriyet simsarları, leş kargalarının artıklarından geçinenler, küçücük gündelik çıkarları için dünya yansa umurları olmayanlar, yağmur nerede yağıyorsa tarlayı oraya çekenler, soygunu soyguncuyla vurgun vurguncuyla önlemeye çalışanlar…

Siz bu sorudan muaf tutun kendinizi. Benimkisi sadece kişisel bir dertlenme… Hoş, nasıl olsa herkes kendi durumunu ahkâm-ı asra göre politize etmek için yeterli laf donanımına sahip. Bilmediğimden değil ama içimdeki şeytanın sesini kısmak mümkün olmuyor zaman zaman…

Bugünlerde içimdeki şeytanı en çok çıldırtan ise memlekette olan bitene son derece soğukkanlı şekilde yaklaşarak hala demokratikleşme paketleri üzerinde ahkâm kesip haramilerin yönetimindeki soygun sistemini makulleştirme çabaları.

Ayıp yahu ayıp. Ne işiniz var hala o komisyonlarda… Dalga mı geçiyorsunuz siz halkla? Çok mu zor ceylan derisi koltuklarınızı terk etmek. Ne olmasını bekliyorsunuz daha? Hangi demokrasi? Neyin demokrasisi?

Yoksa bizim bilmediğimiz paralel bir evrende mi yaşanıyor bütün bu olanlar?

Son derece barışçıl bir biçimde sadece meydanlarını, parklarını, yaşam alanlarını savunurken dövülerek, kimyasal gaz fişekleri ile öldürülen çocuklar için tek bir polis, polisi de bir yana bırakın tek bir yetkili soruşturmaya uğramamışken, bakanların yolsuzluk suçlamaları ile malul çocukları için binlerce polisin görevden alındığı, savcıların emniyet müdürlerinin yer değiştirildiği bu ülkede sadece biz mi yaşıyoruz?

Başbakan’ın oğlu hem de yolsuzluktan ötürü ifade vermeye çağrılmışken ortadan yok edildiği, buna rağmen Başbakan’ın görev başında olduğu ülke dünyanın neresindedir?

17’si çocuk olmak üzere 19-25 yaşlarında 35 yurttaşın “dur” ihtarı bile yapılmadan tahrip gücü çok yüksek, yakıcı bombalarla katledildiği ancak bu durumun “teknik bir hata” olarak görülerek hiç bir yetkili hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ancak bu katliamı protesto edenlerin gözaltına alınarak tutuklandığı ülke nerededir acep?

Cezaevlerinde ve gözaltılarda özellikle de kadınlara yönelik yapılan “çıplak arama” uygulamasına “utanma duygusunu ihlal etmeyecek şekilde yapıldığı anlaşılmıştır” diyen Adalet Bakanı’nın ait olduğu hükümetin “utanma duygusu” eşiği hangi ülkede bu denli yüksektir? Daha doğrusu böyle bir duygusu var mıdır?

Meclis Başkanı’nın bile yargı bağımsızlığı sona ermiştir dediği hukukun açık ve seçik olarak sermayenin ve iktidarın emrine sokulduğunu bu düzenbaz ortamda kurulacak sandıktan yağma sisteminin devamını sağlayacak en uygun kişinin çıkacağını zanneden ve AKP iktidarının zorbalığından bir an önce kurtulabilmek için ayağa kalkmış bir halkı şaşkına çeviren ana muhalefet partisi yöneticileri hangi ülkede yaşamaktadır?

Siz bu sorulardan eksik kalanları içinizden tamamlayın lütfen. Ve taraftarı olmadığınız ve sonucunu bir türlü kestiremediğiniz yabancı bir ülkedeki maçı izliyormuş hissine kapıldıysanız, hemen kalkın o televizyonun başından.

Zira biliniz ki bu ülke sizin…

Bütün bu olanlar, sizin ülkenizde, sizin kentinizde, sizin mahallenizde, sizin evinizde oluyor. Geleceği karartılan, dövülen, öldürülen, tutuklanan çocuklar sizin çocuklarınınız... Çalınan çırpılan hayatlar sizin... Sizin kentiniz, kimliğiniz, emeğiniz üzerinden kendini devam ettirebiliyor bu ahlaksız düzen...

Çözüm sandığa gidip oy kullanmaktan ibaret değil ne yazık ki. Keşke olsaydı… Sandığın kurulacağı alanları ve içine atacaklarınızı kirden pastan arındırmak gerekiyor öncelikle. Bunu yapabilmek için de önce kendimizin ve aklımızın arınması gerekiyor…

Ne mi yapalım? Hep beraber soralım. Memleket bu hale gelirken ben neredeydim?

Yeter mi? Yetmez ama…

Mücella Yapıcı 'ın Son Yazıları