Mücella Yapıcı
Kör olasıca sandık…
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:04 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:04
Nedir bu senden çektiğimiz?
Her seferinde karşımıza heyula gibi çıkarılıyorsun… “Ne yaparsanız yapın, ne kadar çabalarsanız çabalayın, asıl olan benden çıkacak olandır” der gibi sırıtıp duruyorsun bir köşeden. İşin tuhafı, hepimiz de sana inanmış görünüyoruz.
Oysa altı üstü bir sandıksın yahu. Sana ne doldurursak, biz dolduracağız. Hoş, sen de haklısın, halimize bakıp, pis pis sırıtmaya devam etmekte…
Haklısın, zira hepimiz bıraktık işi gücü bir yana, senden çıkacak beyaz atlı prensi aramaya çıktık yeniden. Çare, bu kez, bu yiğit olacak diyerekten.
İşin tuhafı, o yiğitten bir hüner göstermesini beklediğimiz falan da yok. Hepimizin üzerinde anlaşacağı, biraz karizmatik, illa ki medyatik, mutlaka sempatik bir başkan adayı… Ahmet olur, Mehmet olur… Hatta ve hatta eş durumundan Ayşe’yi dahi düşünebiliriz… Ancak Ayşe’yi yalnız bırakmaya gelmez yanına mutlaka Ahmet’i vermek gerek… (Hani laf aramızda “yanına” diyoruz ama… Sen yine sırıttığına göre anladın asıl meseleyi.)
Çıktık mıydı bir kez senden dışarı, tamamdır. Gerisi kolay. Hazır, “Gezi Ruhu” da var, partisi bile kurulmuş. Daha millet, parklardan, sokaklardan evine dönmeden, kimyasalların kokusu bile geçmeden, yüzlerce kitap, yüzlerce analiz, bir o kadar da kahraman dolanıyorsa ortada… Eh, herkes dersini almış, yorumunu yapmış, hal ve gidişatını gözden geçirmiş, programını değiştirmiştir. Değil mi ama…
Yine bir garip bakıyorsun gibi geldi bana… Bak sandık arkadaş, sana” bağzı” diyeceklerim var, bir dinle, sonra bir müddet daha sırıtırsın…
Sen şimdi bu hale aldanma. Bugüne kadar senden çıkanların haline bir bak önce. Akılları dumura uğramış durumda. Sistemleri çöktü çökecek. Tek bir çareleri kalmış durumda vaziyeti kurtarmak için, şiddet, savaş ve istedikleri koşullarda ortaya koydukları sen…
Sömürmedik ne kent bırakmışlar ortada, ne kır… Alemi “yerel demokrasi” ninnileri ile uyutup, ne kadar yerel alınması gerekli karar varsa, küresel sermayenin merkezi örgütlenmelerinin emirleri doğrultusunda alınıyor… Yahu bizim İstanbul’un küresel kent olmasına bile, Dünya Bankası karar verdi 1999’da… Bakma sen, senden çıkanların bozulmuş fiyakalarına… Onların hepsi aslan asker Şvayk…
Bir sor bakalım kendine… Tesadüfen mi benzedi, dünyanın bütün yoksul kentleri ve insanları birbirine… Öyle mi sanıyorsun sen hâlâ… Tesadüf müdür acaba, şu bizim medeniyetin son perdesi üçüncü köprü gibi mega cinayet projelerinin ortaya çıktığı dönemlerle küresel krizlerin, darbelerin, savaşların, şiddetin yaygınlaşması ve tarihlerinin çakışması… (Yoksa sen de hâlâ ismine mi takıldın o katil köprünün… Bak, anladın sen yine, ne güzel oyalıyorlar değil mi bizi.) Anlayacağın bize yerel (hadi biraz daha genişletelim bölgesel olsun) demokrasi, onlara küresel hegemonya…
Ama yağma yok canım. Senden bugüne kadar çıkartılanların ya da seni istedikleri zaman tavan arasına atıp sonra önümüze kuranların hükmü de cürmü de az kaldı bu dünyada… Halklar uykusundan çoktan uyandı… Ancak, henüz bir sabah mahmurluğu var üstümüzde ve bunca çekilen acıların yarattığı kırgınlık ve yorgunluk…
Hele biraz zaman geçsin. İyice bir uyanalım... Bak sen o zaman gör bizi. Seni nasıl güzel, geniş, yeşil meydanlara kuracağız. Yeryüzünün bütün renkleri ile boyayacağız seni… O gri merdivenleri boyadığımız ve de koruduğumuz gibi... Gör bak, nasıl keyifli, nasıl güzel olacak… Öyle bir hızlı geçecek ki zaman, şaşıracaksın…
Yeter ki biz bu gezegenin her bir yanında “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam” demeye, direnmeye, birbirimizi sevmeye, birbirimizi anlamaya, birbirimizden ve tarihimizden öğrenmeye, ortak aklımızı kullanmaya, emeğimizi, yaşamımızı ve yaşam alanlarımızı korumaya devam edelim.
Yeter ki biz, senin sonuçlarına göre sevinip, senin sonuçlarına göre üzülmeyelim.
Yeter ki biz, o güzelim Haziran’ımızın bize ve dünyaya kazandırdıklarını, sabah mahmurluğunun tembelliğine kapılıp senden çıkacak sonuçlara teslim etmeyelim ve bunu yapmaya kalkışanlara izin vermeyelim.
Vermeyiz vermesine de… İşte… Benimkisi sadece kadınca bir endişe…
Görüşmek üzere...