Normalleşmeye az kaldı!

10/02/2013 Pazar
Normalleşmeye az kaldı!

Kemal Okuyan'ın “NIrmalleşmeye az kaldı” başlıklı yazısı 10 Şubat 2013 Pazar tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Beklenen oldu, enerjisini zorlu başlıklardaki saldırılara saklamak isteyen AKP, “nomalleşme” izlenimi yaratmak için yoğun bir faaliyet yürütmeye başladı.

TSK kadroları iyi seçim. Uyduruktan suçlamalarla yaratılan darbe tehdidi ne kadar abartılıysa, geniş bir toplamın AKP karşıtı hassasiyetleri de o kadar abartılıydı. İşin aslı, TSK’dan emperyalizme ve gericiliğe karşı “devrimci üs” yaratma girişimlerinin ciddiye alınır tarafı hiç yoktu ki. Tıpkı Ergenekon gibi...

Tuncay Güney ne diyor? “Geçti, gitti, bitti, hepsi bırakılmalı…”

Birkaç unsur dışında bir bölümü köşesine çekilecek, bir bölümü yeni düzene uyum sağlayacak hatta kraldan çok kralcı olacak.

Toplumun bazı kesimleri ise “korkacak bir şey yokmuş” diyecek. Gazeteciler bırakılıyor, işte Soner bile dışarıda, Aziz Yıldırım özgür ve üstelik hâlâ başkan, hasta subaylar tahliye ediliyor, Erdoğan geçmiş olsuna gidiyor. Daha ne olsun!

Ülkemiz normalleşiyor!

Yaratılmak istenen hava bu. Bir kez daha denemiş, becerememişlerdi. Şimdi başka çareleri yok.

Yeni Anayasa hamlesi öncesinde havayı yumuşatmaları gerekecek. Tıkandılar. Her konuda AKP’ye can simidi olan MHP yönetimi, frene basmazsa “ülkücü camia”yı kaybedeceğini kavramış durumda. CHP’nin bu haliyle AKP’ye yardım edemeyeceği, Anayasa için anlamlı bir destek sağlayamayacağı da açık bir gerçek. BDP ile baş başa kalmanın ise AKP açısından riskleri var.

Normalleşiyoruz algısı, AKP üzerindeki baskıyı illa ki hafifletecektir. Başka bir ülkede isyan nedeni olup da bizde homurdanmayla karşılanmış uygulamalar azıcık sulandırıldığında, homurdanmalar kanıksamaya dönüşecektir. İlla ki…

Sürekli mağduru oynayan bir hükümetin en iyi yapabileceği, başkalarının mağduriyetini ortadan kaldırmaktır. TSK merkezli bir “düzeltme” girişimi en akıllıcasıdır, AKP’ye birden fazla fayda sağlayacaktır.

Nedir bunlar?

Haksızlıkları geç de olsa düzeltebilen bir iktidar izlenimi verilerek hem tepkiler yumuşatılacak hem de bundan sonraki operasyonların inandırıcılık katsayısı artırılacaktır.

“Bunlar bizim gibilere hayat hakkı tanımayacak” kaygısıyla radikal arayışlara giren bazı kesimler “o kadar da değil” demeye başlayacaktır.

AKP devlet yönetimini bilmeyen, ordusuyla kavgalı bir siyasi parti olmaktan yavaş yavaş çıkacak, birçok kişi “gördüler Hanya’yı Konya’yı” diyerek gelişmelere derin anlamlar yüklemeye çalışacaktır.

Hükümetin meşruiyet kaybı durdurulacak, İkinci Cumhuriyet’in daha geniş bir kesim tarafından kabullenildiği gösterilecektir.

Elbette konunun bir de Suriye boyutu var. Açık bir fiyaskoya dönüşen Suriye macerasının yıpratıcı etkisini azaltmak için içeride tansiyon düşürmek gerekecektir. Yok, büyük bir provokasyonla fiyaskoyu tersine çevirmek için son bir girişimde bulunulacaksa da içeriyi, özellikle TSK’yı sağlama almak durumundalar.

Her yol normalleşmeye, daha doğrusu normalleşme yalanına gidiyor…

Liberallerin tamamı, ulusalcıların bir bölümü bu oltaya gelecek hazırlar, istekliler!

AKP zihniyetiyle ve kurulu düzenle tarihsel hesabı olanlar için hem iyi, hem kötü haber. Kötü haber, iktidara dönük tepkilerin bir bölümü sönümlenecek. İyi haber, taraflar netleşecek.

Ayakta kalmak için sürekli saldırması gereken bir siyasi iktidarın sahte muarızları kenara çekilecek. Düzen cephesindeki geçici anomaliler giderilecek.

Bunlar olacak. Ancak bu rejim, bu düzen, asla ve asla normalleşemeyecek.