Empati

22/08/2013 Perşembe
Empati

Psikolojik savaş demiştim önceki gün. Sinir harbi belki daha açıklayıcı. AKP Haziran Ruhu’nu alt etmek için kendi kitlesini de kattığı bir ölüm-kalım mücadelesi başlattı. Kitlesi dediğim “kötücül” olmayı kabullenenler… Gerisi ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Bunu yazınca, beklediğim üzere, “dışlamamak gerek”, “sizin yüzünüzden solculardan nefret ediyorlar” tepkisi aldım. Hükümetin yalnızca ve yalnızca aldatılan, kandırılan bir tabana sahip olduğu inancı etkisini hiç yitirmemişti görüldüğü üzere…

Aldatılma, kandırılma… Basit bir işlem mi sanıldığı gibi… Aldatılmış, kandırılmış gibi yapmak, hatta aptalı oynamak da bir savunma biçimidir. Masumiyet etkilidir çünkü…

Kimsenin kuşkusu olmasın, bugünkü rezalete taban olan milyonlarca kişinin bir bölümü, bile bile lades demekte. Bir bölümse cehalet ya da başka nedenlerle kandırılmış sınıfına sokulabilir.

Ancak…

Bu insanlar nasıl uyandırılacak? Empatiyle mi, “kardeş siz de haklısınız” muhabbettiyle mi? Yoksa sadece ve sadece “bilgilendirme” çabasının yeterli olduğu mu düşünülüyor?

Empatiyle olmaz. Asla olmaz. Bilgilendirme ise yetmez!

Zorlamak, baskı kurmak gerekir.

Ayrıştırmak için kötülüğün, kötücül politikaların peşinden gitmenin, yalanı kabullenmenin meşru olmadığını hissettirmek için…

Onlar bunu yapıyor. Her an ve her yerde büyük bir yanlış üzerine kurulu olan düzenlerine karşı çıkanları suçlu psikolojisine mahkum etmek için müdahale ediyorlar.

Yanlışlar ama başarılı oluyorlar. Daha önce de yazdığım gibi, Erdoğan’ı ıslıklayan, içkisini yudumlayan, şort giyen, çocuğunu din dersine yollamak istemeyen “acaba ben suç mu işliyorum” diye düşünmeye başlıyor.

Doğru olan, haklı olan da aynı davranışı sergilemeli. Önce “halkın değerleri” saçmalığından kurtulmalı. AKP’ye oy veren muhafazakarlar “halk” da, Haziran’da ayağa kalkan “halk” değil mi? Saçma, gerçekten saçma…

Sonra yalanın, ikiyüzlülüğün, yalakalığın ve bencilliğin üzerine gitmeli. İnsanlık bunu gerektirir. Empatiymiş! Yalanla empati mi olur? Cehalete hoşgörü mü gösterilir?

İnsanların boğazına sarılmaktan söz etmiyorum. İnsanlara anlayış gösterilmemeli, bunu söylüyorum. Uyarılmalı, yol açılmalı, insanın içindeki insan ayağa kaldırılmalı.

Bazıları ise, yani kötünün peşinden gitmenin ötesinde kötüleşenler tecrit edilmeli, baskılanmalı, rahatsız edilmeli. Edilmeli ki, “masumlar” özgürleşsin.
Komşusunu tencere tava nedeniyle ihbar edene ne empatisi?

Bir diktatörün kuyruklu yalanını yalan olduğunu bile bile etrafa yayana ne empatisi?

“Caminin içinde içtiler” cıvıklığına ne empatisi?

“Benim liderim Amerika’ya kafa tutuyor” zırvalığına ne empatisi?

“Yüzde 50”yi bütünüyle kandırılmış, masum ve de Anadolu’nun gerçek sahibi olarak gören solcuya ne empatisi?

Çıkmalı bu suçlu psikolojisinden. Psikolojik savaşın ilk kuralı bu...

ÖNCEKİ YAZILARI