Hırsız

15/09/2013 Pazar
Hırsız

Hafta sonu… Delikanlı, kuzeniyle birlikte maça gidiyor. Yanlarında kuzeninin bir arkadaşı da var. Hep birlikte maçı izliyorlar. Takımlarının kazanmasına seviniyor, çıkıyorlar.

Birkaç gün sonra aynı gencin telefonu çalınıyor. Polise gidiyor. Karakolda, daha önce benzer suçlardan sabıkalı kişilerin fotoğraflarını gösteriyor polis. Genç, fotoğraflardan birini görünce donakalıyor. Gördüğü kişi, birkaç gün önce birlikte maç izledikleri kuzeninin arkadaşı…

Hikayeyi burada kesersek, “ne var bunda şaşıracak, o kişi hırsız olamaz mı” diyebilirsiniz. Zaten gencin esas şaşkınlığı da bundan… O kişi hırsız olamaz, olmadığını biliyor. Polisin o kişinin fotoğrafını sabıkalı hırsızların arasına koymaya cüret etmesine şaşırıyor. Zira o kişinin hırsız olmadığını bütün Türkiye biliyor.

O kişi Erkan Baş.

Evet, bildiğimiz, tanıdığımız Erkan Baş. Türkiye Komünist Partisi yöneticisi, Türkiye devrimci hareketinin yüz akı, cesur önderlerinden Erkan Baş...

Telefonu çalınan delikanlı, bir fırsatını bulup Erkan’ın kendisine gösterilen fotoğraflarını görüntülemeyi başarıyor. Bunlar, Haziran Direnişi’nin 45’inci gününde İstiklal Caddesi’nde yapılan gözaltıdan sonra Vatan Emniyet’te çekilen fotoğraflar. Hatırlayacaksınız 8 Temmuz’da Valiliğin halkla dalga geçercesine Gezi Parkı’nı bir açıp bir kapadığı sırada gözaltına alınanlardan biriydi Erkan Baş da… Vatan’a götürüldüler, zorla fotoğrafları çekildi. Sonra o fotoğraflar, Emniyet’in “sabıkalı hırsız” listesine giriverdi!

Gözaltına alınanlar arasında Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı da vardı. Belki Mücella Hanım’ın gözaltında zorla çekilen fotoğrafları da şimdi yankesiciler listesinde dolaşıyordur, kim bilir…

Dün basına yansıdı. Ankara Adliyesi’nde savcılar, Emniyet müdürleri vesaire, önceki gün gizli bir “Gezi zirvesi” yapmış. “Öyle baretle, deniz gözlüğüyle insanları gözaltına almayın” denilmiş polise. Somut kanıtlar istenmiş ve bunun için MOBESE çekimleri, fotoğraf gibi araçlara önem verilmesi istenmiş.

Önceki gün Ankara’da bu toplantının yapıldığı saatlerde yüzlerce sivil polis Kadıköy’ün merkezinde önüne gelenin çantasını karıştırıp, deniz gözlüğü ve maske bulduğu herkesi gözaltına alıyordu. Polis, Salı gününden beri Kadıköy’ü fiilen abluka altına alarak, gövde gösterisi yapıyor, “ben buradayım” mesajı veriyor. Antakya’da, Armutlu’da aynı Tuzluçayır’da aynı…

Devlet, açıkça hedef seçtiği mekanlarda terör estirerek hakimiyet kurma stratejisiyle hareket ediyor. Polisin ipinden boşalması, bu stratejinin bir parçası… Gizli zirvenin “somut delil” getirin talimatı olsa olsa “bu kadar da abartmayın” ayarıdır başka bir ifadeyle.

Herkesin tanıdığı, bildiği, güvendiği insanların fotoğraflarının sabıkalı hırsızlar arasında dolaştırılması da aynı stratejinin bir unsuru. Haziran Direnişi’yle birbirine kenetlenen, on yıllardır görmediğimiz türde bir dayanışmacılık örneği sergileyen, birbirine güvenmeye başlayan insanların kafasına “acaba” sorularının serpilmesi, güvensizliğin ve korkunun yeniden egemen kılınması… AKP’nin stratejisi buna dayanıyor.

Bu stratejinin mimarı, başından beri “büyük oyun”, “milletimiz bunu yutmuyor” gibi sözler eden Erdoğan’dır. “Büyük oyun” diyor, “sakın ola birbirinize güvenmeye kalkmayın” mesajı veriyorlar. “Milletimiz yutmuyor” diyor, “bak senin o çok güvendiğin kişi belki de bir hırsız” diye yumurtluyorlar.

Hırsızlar, halk direnişinin meşruiyetini bu şekilde çalabileceklerini, halkı bu şekilde bozguna uğratabileceklerini varsayıyorlar. Yanılıyorlar. Hem de çok…

ÖNCEKİ YAZILARI

AKP ‘direnci’ artırıyor 03/01/2019 Perşembe
‘Popülist’ şebekenin icadı 13/12/2018 Perşembe
Yatacak yeri olmayanlar 06/12/2018 Perşembe
Nabıcaz be Kamil? 23/03/2018 Cuma
Serin savaş 16/03/2018 Cuma
Yobazın ölümü 23/02/2018 Cuma
Arabadan inen öküz 16/02/2018 Cuma
Erdoğan’ın seferi 08/02/2018 Perşembe
Şov devam ediyor 26/01/2018 Cuma