Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Alper Birdal

Alper Birdal

ABD kazandı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:13 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:13

Evet, ABD kazandı. Yalnızca basketbol maçını değil… İşin o kısmında, geçmişte köle ettiklerinin torunlarını gösterişçi tüketimin soytarılarına dönüştürmekte pek mahir olan emperyalizmin “bizden daha iyi bir takıma sahip olduğu” söylenip geçilebilir belki.

Ama yine de görmezden gelinemeyecek bir konu var: Belki Türkiye takımının oyuncuları ellerinden geleni yapmışlardır, ama yetmemiştir.

Yetmemesinde ABD’deki profesyonel basketbol ligine transfer olmanın çoğu “yabancı” oyuncu için bir ideal olması ve bunun ABD’nin ikinci sınıf oyuncularından kurduğu takımına ek bir psikolojik avantaj getirmesi gerçeğinin de bir payı yok mu? Buna bir de yarı final maçından sonra basketbolcuları arayıp, ikincilik ödülünü kişi başına 1,5 milyon TL’ye çıkaran Erdoğan’ın sunduğu “kaybetme teşvikini” ekleyin. Sultan Erdoğan kazanmanın ödülünü ise “dileyin benden ne dilerseniz” şeklinde koymuştur. İdollerinin karşısında eli ayağına dolanan, başarıları “enbiey”in vasat takımlarının ilk 10’una girmekle ölçülen oyuncuların “ikinci olsak da 1,5 milyon iyi para” rehavetine kapılmaları normal... Sultan’ın galibiyet ulufesi ise ezikliği tazmin etmeye yetmemiştir.

Zaten “dünya şampiyonu” olan ABD’liler esas kendi liglerinin şampiyonuna “dünya şampiyonu” der ve öyle sayarlar. Emperyalist ülke her alanda küstahtır ve ne yazık ki psikolojik bir üstünlüğe sahiptir. Milyonluk kaybetme teşvikini maçtan önce cebine koyan oyuncuların bu ezikliği aşması olacak iş değil.

“Güçlü olanın psikolojik üstünlüğü”, referandum sonuçlarının da verdiği mesaj oldu. Sonuç şaşırtıcı veya umut kırıcı mı? Basketbol maçının sonucu ne kadar şaşırtıcıysa, referandum sonucu da o kadar şaşırtıcı… AKP, “güçlü” olarak girdiği şaibeli seçimlerde galip gelmiş, halk ezikliği üzerinden atmayı bu kez de başaramamıştır.

Referandumda da ABD kazanmıştır, bunu söyleyebiliriz. Bu sonuçla Erdoğan, ABD’yle ve sermaye sınıfıyla nikah tazeledi. Basket maçı esnasında Obama’nın (herhalde cep telefonundan) arayarak Erdoğan’ı referandum sonucundan ötürü tebrik etmesi, “ikinciye” verilen nikah hediyesidir.

Sonuçlar belirginleştikten sonra “bitaraflık” suçlamasının tedirginliğini bir an önce üzerinden atmak isteyen TÜSİAD’ın alelacele “bize yeni anayasa lazım” yollu bir metin yayınlaması, yine bir “taze nikahımız kutlu olsun” açıklamasıdır. Genel seçimlere giderken AKP’nin gündeminde “yeni anayasa” vardır ve TÜSİAD bu süreçte hiç de “bitaraf” olmayacağını şimdiden ilan etmiştir. Böylece Hak-İş başkanının “konsomatris” benzetmesini de yalamış oldular, şaşırmıyoruz.

Kaybedenler mi?

Kesin olarak MHP’dir. MHP’nin önemli bir tabana sahip olduğu her yerde “evet” oylarının ezici bir biçimde önde çıkması, bu partinin tabanının her şeyden fazla güce taptığını bir kez daha teyit etmiş oldu. İslamcılık, Amerikancılık, piyasacılık yani AKP’nin 12 Eylül anayasasına yaptığı yamaların özü olan niteliklerin MHP tabanı açısından fazlasıyla öncelikli angajmanlar olduğu kesin. Ama her şeyden öte, faşizmin daima salgıladığı “güçlüden yana olma” davranışı galebe çalmıştır. MHP bundan böyle AKP’nin Kürt politikasını, batıda yarattığı provokasyonlarla zımnen desteklemenin ötesinde bir adım atmaz.

CHP içinse söyleyecek söz bulmak gerçekten güç… Seçimler hakkında daha şimdiden bin tane usulsüzlük ortaya saçılmışken, görev kağıdıyla okul okul dolaşan cemaat polislerinin mükerrer oy kullandığı, AKP’nin sandık önlerinde para dağıttığı haberleri gelirken “ana muhalefet partisi” genel başkanına oy kullandırmayı dahi becerememektedir! Yerel seçimlere göre gerileyen veya yerinde sayan oy oranları Kılıçdaroğlu CHP’sinin “heyecan yarattığı” söyleminin bir medya balonu olduğunu göstermiştir. “Kıyılar CHP’de” argümanı ise Karadeniz’i bozkırdan sayacaksak bir avuntu olabilir.
Ayrıca Kemal Bey en büyük kazığı partisinden yemiştir. Şimdi günah çıkarıyor ve özür diliyorlar yarın “oy bile kullanmayı beceremeyen bu adamla olmaz” diyecekler. Referandum değerlendirmesi “yüzde 42’lik sonuç CHP açısından iyi bir sonuç” olan Kılıçdaroğlu ise dalaverecilerin elinde oyuncak olmaktan kurtulamaz. En iyi bildikleri işi yapıyorlar ve solukları buraya kadar…

Peki ya BDP, galip mi mağlup mu? Kürt illerinin önemli bir kısmında yüzde 50’nin altında kalan katılım oranı BDP adına bir başarı olarak kaydedilebilir. BDP yönetiminden gelen açıklamalar da bu cenahta bir bayram havasının estiğini gösteriyor. BDP kendisini muzaffer saysa da bu sonuçlarla Kürt emekçisi ve yoksulu kaybetmiştir.

Tablo apaçık ortada: Birincisi, boykotun yüksek olduğu illerde ona neredeyse denk olan güç AKP’dir. Katılımın düşüklüğüyle övünenler, katılanların yüzde 90’ın üzerinde “evet” demesini nasıl açıklayacak? Kürtler bölünmüştür ve bu AKP’yi daha fazla cesaretlendirir ABD’nin Kürt sorununda hem nalına hem mıhına vurmaya devam etmesini kolaylaştırır.

Dahası Adıyaman, Urfa, Bingöl, Maraş, Bitlis gibi kentlerde katılımın yüzde 70-82 arasında gerçekleşmesi, AKP’nin sadece “boykotçu” kentlerde “öteki” güç olmadığını da göstermektedir.

Son olarak, bu sonuçlar batıdaki Kürt emekçiler için de, örneğin silme “evetçi” Karadeniz’e fındık toplamaya giden Kürt yoksulları için bir bayram müjdesi asla değildir. Ülke bölünmeye bir adım daha yaklaştı bayram yapacaksanız buyurun yapın…

Ya biz, yani sol? Yenildik mi?

Temel sorun şu: Yürüyoruz, ama kat etmemiz gereken mesafe sürekli büyüyor. Ne cesaretimizi ve umudumuzu yitireceğiz, ne de gerçeklikten kopacağız... AKP referandumdan önemli bir güç kazanarak çıktı ve ülke bir AKP diktatörlüğüne birkaç adım daha yaklaştı. Buna karşın referandum sürecinde bu ülkede solun üzerinden atlanamayacak bir varlığa sahip olduğunu gösterdik. AKP’nin sol üzerinde kurduğu ideolojik baskıyı muazzam ölçüde artırması, bir takım liberalleri, son anda cemaatçilerin cami önlerinde “hayırcı” ilan ederek üzdüğü Ufuk Uras ve ekibini ve Erdoğan’ın ismini dahi öğrenmeye tenezzül etmediği bir öbeği “sol” olarak yutturmaya çalışması sökmedi. Sınav ve gelecek hırsızı gerici iktidarın seçimlerdeki dalaverelerini gücü yettiğince açığa çıkararak çok daha büyük olanaklara sahip olan CHP gibi partilerin yapamadığını yapan komünist müşahitler, ülkemizin tek kurtuluş umudu olduğumuzu gösterdiler.

Yenilmedik, ama önümüzdeki mesafe biraz daha büyüdü. Bir yandan AKP’ye karşı bilenen, diğer yandan günden güne umudu azalanlara ulaşmak ve günün cenaze namazı kılma günü olmadığını anlatmak zorundayız. “AKP nasıl durdurulacak?” sorusunu soran emekçilerin yanıtı olmak, bu soruyu “emperyalizm ve sermaye egemenliği nasıl durdurulacak”la tamamlamak durumundayız. Bir kez daha galip gelen ABD’ye bu toprakların dikensiz gül bahçesi olmadığını göstermekle mükellefiz.

Bu ülkenin emekçilerini öyle sahada yendikleri gibi kolayca ezip geçemeyecekler. Göstereceğiz!

Alper Birdal 'ın Son Yazıları