En güzel ölümler sizin olsun muktedirler

21/05/2014 Çarşamba
En güzel ölümler sizin olsun muktedirler

Sibirya madenlerinin kör karanlığında
Gururlu sabrınızı koruyun.
Yüce amaçlarla beslenen düşünceleriniz,
Hüzün ile yeşerttiğiniz emekleriniz
asla yok olmayacak.
Aleksandr Sergyeviç Puşkin
(Sibirya’da adlı şiirinden ilk dörtlük)

5 Ağustos 2010 Perşembe günü, Şili’de bir madenin ana girişinin çökmesiyle 33 madenci göçük altında kalmış, 33 madenci 69 gün süren olağanüstü çalışmanın ardından burunları bile kanamadan yüzlerce metre derinlikten çıkarılmıştı.

Aynı sıralarda grizu patlaması nedeniyle 19 maden işçisinin ölümüyle ilgili “güzel öldüler” demecini veren dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, “Böyle bir kaza bizde olsaydı, madencilerimizi üç günde çıkarırdık,” diye konuşmuştu.

Bakan Dinçer, “Zonguldak’ta grizu patlaması ile kazaya uğradık. Şili’de ise göçük oldu. Şayet Zonguldak’ta grizu patlaması yerine, göçük olsaydı, işçilerimizden hayatını kaybeden olmayacaktı ve sadece 3 günde çıkaracaktık,” demişti.

Yalanın sınır tanımadığı o noktalardan bugüne geldik. Bir alev duvarının arkasında mahsur kalan işçileri bırakın üç günü, üç yüz sene de geçse bu hükümet kurtaramayacaktı.

Başbakan ise açılış peşindeydi, neyin açılışını yapıyorsa artık.

Şili’deki maden kazasında, Reuters’in verdiği bilgiye göre madencilerin böyle kazalarda sığınabilecekleri küçük bir ev büyüklüğünde sığınaklar olduğu ve buralarda yeterli miktarda yiyecek depolandığı belirtilmişti. Hızla açılan hava koridoru sayesinde solunum sıkıntısı da çekmeyen madenciler, dışarıya çıktıklarında tıraşlarını bile olmuş, pırıl pırıl giysileriyle herkesi kucaklayan bir neşe içindelerdi.

Dönemin Şili Madencilik Bakanı Laurence Golborne, ne madencilerini “güzel ölümlere” terk etmişti, ne de “umudumuzu kestik, işi Allah’a havale ettik,” demişti. İşin zorluğunu biliyordu Şilili Bakan ve mahsur kalan madencilere ulaşmanın dört ay gibi bir zaman alabileceğini de kendilerine iletmişti, ama umudu hep ayakta tuttu ve madenciler bir dakika bile olsun hayatlarından ve devletlerinden umudu kesmediler.

Gelelim bizim “güzel ölümler” methiyesi yazan Dinçer bakanımızın söylediklerine tekrar: “İşçilerimizi 560 metreden 3 günde çıkarırdık. Biz çok daha iyiyiz. Şimdi siz, madenin bir köşesinde göçük olmuşken öbür tarafta güvenli bir yerde bekleyen insanları görüp ‘Bizde niye böyle değil!’ derseniz, bize haksızlık edersiniz. Çünkü bizim madenlerimizde de işçilerimizin güvenle ve aylarca kalabilecekleri mekânlar var. Zaten ona benzer yerlerde dinleniyorlar, yemeklerini yiyorlar. Ama bizde insanlar hayatını kaybettiler. İkisi ayrı durumlar.”

Kimse sormayacak mı peki, bizim madenlerimizde işçilerimizin güvenle aylarca kalabilecekleri mekânları olduğuna ilişkin palavrayı? Neden Soma’da devreye girmedi bu mekânlar?

Ömer Dinçer duramayıp devam da etmişti, zira Şili’deki kurtarma olayının büyütüldüğüne inanıyordu: “Niye o kadar büyütüyoruz Şili’de olup biten hadiseyi?.. Çok da basit bir hadiseydi halbuki.”

Geçiniz...

Recep Tayyip Erdoğan da Zonguldak’ta daha önce meydana gelen yine benzer maden kazası için “kader” deyip geçmişti.

Aynı şeyler söylendi, söyleniyor, söylenecek.

Ama Ömer, bu kez güzel öldüler diyemeyeceksin. Çünkü hiçbir ölüm güzel değildir. Şunu hatırlıyor musun Ömer Dinçer, hani utanmadan söylediğin şu sözleri: “İlk on dokuz, yirmi ceset çıktığında şanslıydık. Kimlik tespitinde sorun olmadı...”

Hatırlıyor musun?

Yandaşların ciyak ciyak bağırıyor: “Karbon monoksitten ölüm mis gibi ölümdür,” diye.

Sen de söylemiştin Ömer Dinçer, “güzel öldüler” demiştin, sanki birkaç kez karbonmonoksitten ölüp de geri gelmişsin gibi.

Ne desek boş, ne yazsak yararı yok. Zaten yazılanlar yazıldı, üzerinden de tam bir hafta geçti. Unutulmak üzere toprakla örtüldüler ve terk edildiler.

İnsan sizler için cami avlusunun dışında, maden ocağının dibinde, kör karanlık sokak aralarında, Tuzla tersanelerinde yaşamıyor mu? En çok işçi ölümlerinin yaşandığı ülkeyle gurur mu duyuyorsunuz?

500 avroya cehennemin ta dibine iniyor, iki kilometre de yürüyorlardı. Nerede o sıfırlanamayan paralar, nerede insan yaşamı, 700 bin liralık saat, birilerinin önüne yatma senaryoları?

En güzel ölümler asıl sizin olsun muktedirler.