Sarah ve onun gibi milyarlarca kadının bir daha vahşice katledilmesini istemiyorsak sırtımızda bir kambur gibi duran ezberleri ve bu çürümüş düzeni atmak zorundayız.

İngiltere’de demokrasi masalının sonu: Sarah Everard'ın ölümü ve Londra'da gözaltına alınan kadınlar

Sarah Everard 33 yaşında Londralı genç bir kadındı. 3 Mart’ta erkek arkadaşının evinden ayrıldı ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Everard’ın hikâyesi dünyadaki milyarlarca kadının trajedi dolu hikâyesiyle paralellik taşıyor. Sarah, medeni dünyanın kalbinde hem de birilerine göre makul görünebilecek bir saat aralığında (21.30) ortadan kayboldu.

Ailesi ve sevdikleri polisi harekete geçirirken, tüm İngiltere bir şok dalgasına tutulacağından habersizdi. Yıllardır anlatılan demokrasi ve özgürlükler dünyasının gerçekte olmadığının trajedilerle ortaya saçıldığı bir şok dalgası. 10 Mart’ta ilk şok dalgası toplumun kolektif hafızasına saldırdı. Ashford, yakınlarındaki ormanlık alanda bir kadına ait olduğu düşünülen bazı parçalar polis tarafından bulunmuştu. Daha fazla tahrik olmamız istenmediği için detayları bilemiyoruz. Anlaşılan o ki hayat dolu bir kadın, canavarca katledilmişti. Kameralara yansıyan son görüntüsü ve günlerce süren gerginlik hepimizi yıpratmıştı. Milyonlarca kadın Sarah’ın o son anını paylaştı ve özgürlükler dünyasının aslında bir tutsaklık ve çürüme dünyası olduğunu gözler önüne serdi. Kitle iletişimi, ideolojik mitler hepsi birer kumdan kale gibi dağılıyordu. 

İrlandalı kadın arkadaşlarım bu son görüntü üzerine yaşadıkları acı deneyimleri paylaşmaya başladı. Hepsi tek başına yürümekten ve yalnız olmaktan çok korkuyorlardı. Türkiye’deki kadınların yaşadıklarına ne çok benziyor öyle değil mi? Türkiye’deki dostlarımıza ve bu satırları okuyan değerli okurlarıma naçizane bir tavsiyede bulunmak isterim. Lütfen Avrupa’da yaşayan insanların sorunlarına ilgi duyuyorsanız bizzat orada doğan ve o ülkelerin anadilini konuşan insanlardan ya da politik duyarlılıkları güçlü olan insanlardan bunu dinleyin. Türkçe konuşan göçmenler içerisinde yaşadıkları ülkenin sorunlarına kapalı ya da bu sorunları idrak edemeyecek düzeyde insan fazlasıyla var. Doğrudan onları suçlamıyorum. Onlar, sürekli olarak geldikleri ülkeyi şu an yaşadıkları ülkeyle karşılaştırma hastalığına tutulmuş insanlar. Bu çarpık bakış açılarını da maalesef uzun bir süre kalsalar bile düzeltemiyorlar. 

Sarah Everard, sadece İngilizlere değil hepimize görmek istemediğimiz gerçeği yeniden hatırlattı. Kadınlar medeni ülkelerimizde asla güvende değillerdi; özellikle de emekçi kadınlar daha fazla saldırıya açık ve savunmasızdılar. Sarah’ın kimliği yapılan otopsi sonucunda dişlerinden alınan örnekle tespit edilebilmiş. RTE’nin haberine göre kocaman bir çantanın içerisinde bulunmuştu Sarah. Tüm bu şok dalgalarının ve kadınların kendi deneyimlerini anlattıkları sosyal medya paylaşımlarının ardından gerçek bir öfke dalgası yükseldi. Hep birlikte ‘She just wanted to go home!’ (sadece eve gitmek istiyordu) diye haykırıyorduk. 13 Mart Cumartesi günü Londralı kadınlar Sarah’ın anısına çiçekler bıraktı ve harekete geçti. Korona salgını bahane edilerek yeni kurallar icat edilmiş, cumartesi günü kamusal toplanmalar yasaklanmıştı. Kimsenin elbette ki salgını dinleyecek hali yoktu. Zaten kapitalistler salgını emekçilere karşı açık açık kullanmaya başladılar. Irkçıların binlerce kişiyle yaptıkları eylemler görmezden gelinirken emekçilerin bu dönemde yaptıkları eylemlere müdahale ettiler. Cumartesi gündüz saatlerinde Cambridge düşesi Clapham Common, Sarah için çiçek bırakıyordu. Aynı akşam gerçekleşecek polis müdahalesi ve düşesin durumu herkes tarafından sorgulanacaktı. Buradaki sorgulamanın temel nedeni düşesin bulunduğu ortama bir güvenlik halesi taşımasıydı.

Metropolitan Polisi aynı günün akşamı toplanan kadınlara sert müdahalede bulundu. Bu sert müdahale yeni bir şok dalgası yarattı. Yoksa gerçekten bir demokraside yaşamıyor muyduk? Böylesine vahşi bir eylemi protesto edemeyeceksek, neyi protesto edecektik? Yaşananları Türkiye’nin durumuyla ilişkilendirenler, İngiltere’yi Erdoğan Türkiye’sine benzetenler; şaşkınlıktan inanılmaz şeylerin ifade edildiği kabus dolu bir gece geçirdik. İngiltere, tarihinin hiçbir safhasında propaganda edildiği biçimiyle bir demokrasi cenneti olmadı. İrlandalılar bu şaşkınlığı toplumsal hafızalarında yer bulan fotoğraf kareleriyle İngilizlere anlatmaya çalıştı. Boby Sands ve arkadaşları hem de kadın bir başbakan döneminde acımasızca katledilmişti. Margaret Hilda Thatcher, hapishanedeki İrlandalı çığlığına kulaklarını kapatmış ve Boby Sands’in seçilse bile milletvekili olamayacağını ve bunun onu asla kurtaramayacağını söylemişti. İngiltere’de dün demokrasi ne ise bugün de o. İnsanlar tüketime ara verip hakları için sokaklara çıktığı an yeniden polisi ve askerleri karşılarında bulacaklardır. Londra’da olan şey buydu. 

İngiliz devleti Metropolitan Polisi aracılığıyla durduğu pozisyonu çok iyi bir biçimde topluma gösterdi. Bunu tek bir fotoğraf karesinde net bir biçimde özetleyebiliriz; o fotoğraf karesinde gece gündüz övülen hayali demokrasiye dair her şeyi görebilirsiniz. 

Sarah Everard’ı öldürdüğü şüphesiyle gözaltına alınan kişi bir Metropolitan polisiydi. Belki de polislerin bu şiddetli tutumumun ardında böylesi bir şok etkisi de yatıyor olabilir. Polis memuru Wayne Couzens, elçiliklerde ve önemli noktalarda görev yapmış birisi. 48 yaşındaki bu kişinin aynı zamanda uygunsuz ifşa görüntülerinden de sorgulandığı önemli bir detay. Yani bu kişi kadınlara karşı saldırgan tavırlarıyla biliniyor. Polisler meslektaşlarının bu davranışını görmüş ve örtbas etmiş olabilir. Olayın üzerine doğru bir biçimde gidilirse eğer, İngilizleri yeni şok dalgalarının beklediğini söyleyebilirim. Artık ezberlerden kurtulma zamanı! Katiller sadece mültecilerden ve eğitimsiz insanların içerisinden çıkmıyor. Bu eşitsiz düzende hiçbirimiz güvende değiliz. Kimse daha fazla birbirini kandırmasın Londra, Dublin ve İstanbul’da kadınlar kalplerinde aynı korkuyla yaşamak zorunda! Sarah ve onun gibi milyarlarca kadının bir daha vahşice katledilmesini istemiyorsak sırtımızda bir kambur gibi duran ezberleri ve bu çürümüş düzeni atmak zorundayız.