Sayfa yolu
Vasat bir akademik kariyer, Mümtazer Türköne ve tarikatlar damgası: Kimdir bu Yusuf Tekin?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.02.2026 , 11:46 Güncelleme Tarihi: 24.02.2026 , 15:49
“Siz cemaatçi misiniz?” sorusuna “Hayır değilim. Sosyal medyaya bakıyorum, beni bütün cemaatlere yazdılar. Benim geldiğim çizgi belli. Ben Milli Görüş geleneğinden geliyorum. Herkesin kaçtığı bir dönemde demokratik ve siyasi mücadele tarafında yer aldım. Erbakan Hoca’ya saygım sonsuz. Akademisyenliği seçmem onun sayesindedir” yanıtını veren bir isim Yusuf Tekin.
Ailesinden Menzil tarikatının bir şirketinde yönetici isimler olduğu iddiası gündeme gelmiş, bu iddia çeşitli haber siteleri ve sosyal medya hesaplarından yayılmıştı, yanıtı yukarıdaki gibi oldu.
İnandırıcı bulmayanlar oldu, belki inananlar da olmuştur ama Tekin’in uygulamaları ve aldığı kararlar zaten bu soruları tümüyle geçersiz kılıyor. Türkiye’de sadece en fanatik tarikat liderlerinin hayalini kurduğu adımları gerçeğe dönüştüren bir isimden söz ediyoruz.
Önce Tekin’in kariyer öyküsüne kısaca göz atıp, sonra buraya, asıl konumuza geleceğiz.
AKP'nin ilmek ilmek ördüğü 'vasat' bir akademik kariyer: Erbakan dedi ama…
Tekin kişisel öyküsünün merkezine Milli Görüş’ü ve Erbakan’ı yerleştiriyor ama onun akademisyenlik öyküsünün merkezinde AKP iktidarı var.
Doktorasını 2002’de, AKP iktidara geldiğinde tamamlayan bir isim Tekin.
Peki, tez hocası kim?
Mümtazer Türköne.
Hani şu eski Fethullahçılardan. Darbe girişimi sonrası tutuklanıp serbest kalınca “muhalif” olan isimlerden.
Tekin yüksek lisans ve doktora öğrencisiyken Türköne’nin onu da Cemaat ile ilişkilendirip ilişkilendirmediğini bilmiyoruz ama bunun çok da şaşırtıcı olmayacağını not edip geçelim.
AKP döneminin akademisinde kariyerine beklediği gibi "yüksek" bir yerden başlayamadı Tekin. İlk olarak soluğu Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde aldı, burada 4 yıl Dekan Yardımcılığı yaptı.
Sonra Fethullahçıların büyük oranda belirlediği dönemde, 2009 yılında Polis Akademisi Başkanlığı Güvenlik Bilimleri Fakültesi'ne atandı.
Tekin’in birbiriyle alakasız AKP dönemi kariyeri 2011 yılında Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı olarak atanmasıyla başka bir yere doğru evrildi.
Millî Eğitim Bakanlığı Müsteşarlığı görevine 2013'te başlayan Yusuf Tekin, 2015-2018 yılları arasında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi mütevelli heyet başkanlığı yaptı.
Dedik ya, ilginç bir kariyeri var ve bu kariyer onun söylediği gibi Erbakan değil, AKP iktidarı damgasını taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sonrası müsteşarlık makamı ortadan kalkınca partisi tarafından ortada bırakılmayan Tekin, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde profesör oldu.
Ancak bu vasat kariyere belli ki teslim olmak istemeyen bir isimdi Tekin, 15 Eylül 2018'de Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörlüğü’ne atanarak kendisi için önemli bir adım daha attı.
Bu kariyerle nasıl rektör yapıldı, bu da ayrı bir soru.
Ancak dahası vardı, 5 yıl sabrettikten sonra, Haziran 2023’te Milli Eğitim Bakanlığı görevine getirildi.
Bu kadarı gerçekten de böylesi bir isim için büyük lütuftu, bu lütfun hakkını verecekti.
Tarikat liderlerini aratmayan Bakan
Yukarıda yarım bıraktığımız yere geri dönelim.
AKP iktidarının yıllardan bu yana en fazla üzerinde durduğu başlıklardan biri eğitimdeki gerici saldırı oldu.
Tekin, AKP’nin 20 yılda başaramadıklarına 3 yılda imza atan isim olacaktı. Kariyerini ve tüm hayatını borçlu olduğu karanlığa alan açmak için çalışıyordu Tekin.
Gericileştirilmiş, bilimsel tüm özünden arındırılmış bir müfredatla yetinmeyecekti, tarikat ve cemaatleri tüm eğitim kurumlarına sokan isim olacaktı.
"STK’larla protokol" adı altında okulların tamamına tarikatçıları dolduran Tekin, belli ki tez hocası Türköne’nin cemaatçi geçmişiyle eğitim arasındaki bağı son derece iyi kavramış.
Ülkede faaliyet gösteren tüm tarikatları okullara dolduran Tekin, gelen tepkilerin ardından bu karanlık grupları "STK" olarak savundu.
Onlar da kendilerini savunan Bakan Tekin'e teşekkür etti:
- Menzil cemaatinin örgütü TÜMSİAD
- Erenköy cemaatinin Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı
- Nur cemaatinin Hayrat Vakfı
- Işıkçılar cemaatinin İhlas Vakfı
- Ve tabii ki Ensar Vakfı!
Yaptıkları ortak açıklamada “Bunlar; İslam’a karşı düşmanlıklarını Müslümanların kurdukları STK’lar üzerinden yansıtmaktan geri durmuyorlar. Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’i destekliyor, Bakanımızı ilkeli ve onurlu duruşundan dolayı takdir ediyoruz!” diyeceklerdi.
Tarikatların önünü açan Tekin’e sahip çıkıyorlar, okulları tarikat ve cemaat yuvasına dönüştüren iktidara minnetlerini dile getiriyorlardı.
soL Haber, eğitimdeki gerici saldırıyı ve cemaatlerin rolünü ortaya koymaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç vermek için sen de soL'a abone olabilirsin.
Halkın inancına saldıran kimler?
Tekin bugünlerde tam da bu tarikat ve cemaatlerden aldığı güçle, okullardaki gerici faaliyetlere tepki gösteren herkesi hedef alıyor.
Eğitimi gericiliğin kalesi haline getirmeye çalışanlara tepki gösterenleri ise “halkın değerlerine, inancına saldıran, gerici azınlık” olarak tanımlıyor.
Peki, gerçekten halkın inancına ve değerlerine saldıran kim?
Tekin’in iki tezini birden çalıştığı hocası Mümtazer Türköne’ye bakalım sadece.
Fethullahçı çetenin üyesi olan bu isim, yıllarca gazetelerin, ekranların en makbul yüzlerinden biriydi. AKP iktidarının her alanda en yakın müttefiki olan bir cemaatin temsilcisiydi.
O cemaat ülkedeki tüm kurumları AKP iktidarının da desteğiyle ele geçirip, çok daha fazlasını, her şeyi isteyince ortaklık karışacak, ülkemiz gerici ve Amerikancı bir darbenin eşiğine gelecekti.
İşte o Fethullahçı çete ne kadar karanlık ve gayrimeşru ise Bakan Tekin’e destek açıklayan Menzil de diğer cemaat ve tarikatlar da o kadar gayrimeşru.
Hepsi bir gün Fethullahçı çetenin ulaştığı güce ulaşmayı amaçlıyor, bazıları ise bu konuda fazlasıyla yol almış durumda.
Menzil örneğin. Ülkenin tüm kurumlarına nüfuz etmiş bir tarikat yapılanmasından söz ediyoruz.
Tarikat A.Ş.
Paranın her şeyin merkezinde olduğu, düzenin tüm kirini taşıyan bu tarikat ve cemaatlerin aynı zamanda birer holding olması tesadüf olabilir mi?
Tüm bu tarikat ve cemaatlerden miras savaşları, çatışmaları ve çocuk istismarı haberleri gelmesi tesadüf mü?
Halkın inancı üzerinden topladıkları bağışlarla kurdukları devasa holdingleri paylaşamayıp, Menzil örneğindeki gibi birbirlerini vurma noktasına gelmeleri şaşırtıcı mı?
Hiçbirinin tesadüf ya da şaşırtıcı olmadığı açık.
“Ramazan geldi, halkın inancına savaş ilan ettiler” yalanını sürekli olarak sayıklayan AKP kadroları, “Çocuklar açlığı anlasın, yokluğu anlasın” masalları anlatıyor.
Oysa Komünist Öğretmenler’in yaptığı açıklama bu konuda çok şey anlatmıyor mu?
Tarikat ve cemaat liderleri holding patronu olmuşken, çocuklar zaten okullarda tek öğün yemek dahi yiyemez hale gelmedi mi?
Çocuklara bir öğün ücretsiz ve sağlıklı yemek sağlamayı dahi 'kaynak yok' gerekçesiyle reddeden Milli Eğitim Bakanlığı’nın; konu din ve Ramazan ayı olduğunda tüm imkânlarını seferber etmesi, bu politikanın insani değil ideolojik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Açlık ve yoksullukla mücadele eden milyonlarca öğrencinin temel ihtiyaçları görmezden gelinirken, dini etkinliklerin öncelik haline getirilmesi kabul edilemez.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.