Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bağımlılık Dosyası - 2: Tütün ürünleri

Bu bölümde, sermayenin belirleyiciliğinde piyasa güdümlü, sınıfsal karakterli ve küresel salgın boyutlarına varan tütün tüketimine, salgında bağımlılığın oynadığı role, nikotin bağımlılığının özelliklerine, sigara şirketlerinin bilim reddiyeciliğinin tarihine mercek tutuyoruz.

Meryem Vitni

Yayın Tarihi: 29.06.2025 , 08:44 Güncelleme Tarihi: 29.06.2025 , 09:09

Bu yazı dizisinde, kasten bağımlılık yapıcı olarak tasarlanmış tütün ve aşırı işlenmiş gıda ürünlerine odaklanarak, ulusötesi sermayenin yol açtığı “imal salgınlar”ı, “bireysel sorumluluk” ideolojisine dayalı hakim bağımlılık söylemini ve buna dayalı bağımlılıkla mücadele politikasının başarısızlığını masaya yatırıyoruz. Bağımlılık ve kapitalizm arasındaki ilişkileri irdelemeyi, liberal ve İslamcı politikanın önündeki perdeleri kaldırmayı ve her toplumsal olgu gibi sistemik düşünme ve eylem gerektiren bağımlılığı ve çözümlerini tartışmaya açmayı amaçlıyoruz.

Bu bölümde, sermayenin belirleyiciliğinde piyasa güdümlü, sınıfsal karakterli ve küresel salgın boyutlarına varan tütün tüketimine, salgında bağımlılığın oynadığı role, nikotin bağımlılığının özelliklerine, sigara şirketlerinin bilim reddiyeciliğinin tarihine mercek tutuyoruz.

Müthiş meta: Sigara

Tütün ürünleri, kalp-damar ve solunum hastalıkları ile 20 kadar kanser türünün temel risk faktörü. Bu bilgi iyi kötü biliniyor, paketlerin üzerinde yazıyor, televizyonlarda kamu spotları dönüyor, neredeyse herkesin birinci elden yaşadığı yakın kayıpları var. Ne var ki, sağlık zararları 70 yıldır bilinmesine rağmen, tütün tüketimi Türkiye’de rekordan rekora koşuyor, dünyada ise ancak yeni inişe geçti.

Sigara gerçekten müthiş, benzersiz bir meta. 100 yıldır, ucuz ve çok kolay tüketilebilen bir haz ve arzu nesnesi olarak büyük başarıyla pazarlandı. Küresel satışı yılda 6 trilyona kadar yükseldi; şimdi düşüşte. Sigaranın gerçek kullanım değerinin, yani bağımlılık, hastalık yapıcı ve ölümcül olmasının üzerindeki örtü sıyrıldıkça, son yıllarda sigara için yapılan ihtiyaç pazarlaması gittikçe zora girdi. Diğer yandan, sermaye o kadar hızlı birikiyor, o kadar hızlı üretebilir hale geldi ki, çatlasak onun ürettiklerini aynı hızda tüketebilmemiz olanaklı değil. Devasa kurulu kapasiteler sürekli sigara kusuyor, ama tüketim hızı buna yetişmekten çok uzak; hatta düşüyor. 

Bu çelişkiler iyice bariz hale gelince, sigara şirketleri farklı arayışlara yöneldi. Yeni nesil tütün ve nikotin ürünlerinin tasarlanması ve ticarileştirilmesine paralel, yepyeni bir ihtiyaç pazarlamasına geçildi. Şimdi, yeni ihtiyacımız “dumansız bir dünya”da nikotin keyfi olarak sunuluyor. Daha önce böyle bir ihtiyacımız olduğunu bilmiyorduk; öğretiliyoruz. Türkiye’de yasal değil, ama yeni nesil ürünler çoktan girdi gündelik yaşantıya. Bu ürünlerin foyası çok daha hızlı ortaya çıkıyor; sigara gibi 100 yıllık başarı sergileme potansiyelleri yok. Ancak dünya genelindeki yasal ve yasadışı ticaretin yaygınlığı sermaye birikimi için kısa süreliğine de olsa yeni bir kapı açıldığını gösteriyor.

Tütün salgınında sınıfsallık ve imalatçı

Sigara tüketim tarihi başından beri sınıfsal karakterli seyrediyor; son 40 yılda ise sınıfsallık coğrafya ve sınıflar arasında bariz biçimde yer değiştirdi. Dünyada tütün kullanan 1,3 milyar kişinin artık yüzde 80’den fazlası Küresel Güney’de yaşıyor. Tütün tarımı ve sigara üretiminde olduğu gibi, tüketimde de son 40 yıl içinde Batı’dan Küresel Güney’e büyük bir kayış gerçekleşti. Konu ile ilgili bir yazıda dünya tütün tarımının ulusötesi şirketlerin hakimiyeti altına sokulması ve tütün yetiştiren aile işletmelerinin aşırı sömürüsü sayesinde bunun mümkün olduğuna değinmiştik. 

Bunun kadar kritik olan bir başka gelişme, dünyanın her bir ülkesinde, sigara tüketimi düşse de, Türkiye’de olduğu gibi yükselmeye devam etse de, tüketimin gitgide yoksullar arasında yoğunlaşması oldu. Her bir toplumda, artık varsıllar sigaradan uzak duruyor, orta yaşlı erkekler hızla bırakıyor, ancak geri kalan kesimler tüttürmeye devam ediyor. Fransa’dan bir çalışmada, 2000’li yıllarda yönetici ve profesyonel mesleğe sahip kesimlerde tütün tüketim sıklığı düşerken, tüketim sıklığının yoksul emekçilerde sabit kaldığı, işsizler arasında ise yükseldiği gösteriliyor. Yoksul içicilerin sigara fiyatı artışlarına rağmen bu tutumlarını sürdürdükleri, yapılan görüşmelerde “elimizde bir tek bu kaldı” dedikleri aktarılıyor. 

Her yıl 8 milyondan fazla kişi tütünden hastalanıp ölüyor. Ölenlerin de büyük kısmı yoksul ülkelerin yoksul insanları. Tütüne bağlı hastalık ve ölüm yükünün Küresel Güney’de gitgide ağırlaşması sağlık sistemlerini çökerten boyutlara ulaştı. DSÖ’ye göre, bu tablonun adı “tütün salgını” ve salgının taşıyıcısı tütün endüstrisi. Diğer bir deyişle, salgının taşıyıcısı, dünya tütün piyasası üzerinde tam hakimiyet kurmuş dev ulusötesi şirketler. Dünyada ve Türkiye’de karşımızda aynı 3,5 sigara şirketinden oluşan tipik bir oligopol var. Son 40 yıl içinde özelleştirmeler, satın almalar, birleşmeler ve küresel yayılmayla devleşen bu sermaye gücü, günümüzde salgının hem taşıyıcısı hem de imalatçısı olarak, tarladan perakendeye kadar, üretim ve ticaretin her aşamasında tam hakimiyet kurmuş durumda. 

Nikotin bağımlılığı

Tütün ürünlerinde bağımlılıktan sorumlu temel bileşen nikotin. Nikotin bağımlılığının biyolojik mekanizması kapsamlı araştırmalarla saptanmış durumda. Özetle, duman ile solunan nikotin akciğerde emildikten hemen sonra kan yoluyla 10 saniye içinde beyne ulaşıyor ve buradaki nikotin reseptörlerini etkinleştiriyor. Reseptörlerin etkinleşmesi, mezolimbik yolağın etkinleşmesi ve dopamin gibi çeşitli nörotransmiterlerin salınması ile sonuçlanıyor. Zorlantılı davranış, zevk, öfori ve ödül duyguları ile ilişkili olan mezolimbik yolak tütün kullanımının pekiştirilmesinde kritik bir rol oynuyor. 

Burada altı çizilmesi gereken husus, bütün tütün ürünlerinin bağımlılık yapıcı olduğu ve zerk hızı ve dozu üretici tarafından ayarlanabilen nikotin içermesi. Ancak, tütün ürünlerinde ayrıca, ürünün tadını yumuşatan, içimini kolaylaştıran ve bağımlılık yapıcılığını artıran, yani nikotin zerkini doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen 600’ü aşkın katkı maddesi kullanılıyor. 

Bu açıdan, basit imal ürünler gibi görünseler de, tütün ürünlerinin arkasında gelişkin mühendislik, eczacılık dokunuşları var. Amerikan sigara şirketi R.J. Reynolds’un 1971 tarihli bir iç yazışmasında şu sözler yer alıyor: “Tütün endüstrisi bir bakıma ilaç endüstrisinin yüksek derecede ihtisaslaşmış, gelişkin usul ve esaslara sahip bir segmenti olarak düşünülebilir. Tütün ürünleri, birçok fizyolojik etkiye sahip güçlü bir ilaç olan nikotini özel olarak ihtiva eder ve zerk eder.” 

Gerçekten de, tütün endüstrisinin alameti farikası, ürünlerini birer nikotin zerk aracı olarak tasarlaması. İster sigara gibi geleneksel ürünler olsun, ister zarar azaltım iddiasıyla pazarlanan yeni nesil ürünler, amaç hep aynı: ürünün bağımlılık yapıcı özelliğini, yani nikotin zerkini, belli pazarlama hedefleri doğrultusunda ayarlamak. Ancak, araştırmaların ortaya koyduğu üzere, tütün endüstrisi tarihi boyunca, eczacılığa öykünme sadece kârlılığı artırmaya yönelik bir çaba olarak sürdürülüyor; hiçbir zaman sağlık zararlarını bertaraf etme amacı taşımıyor. 

Nikotin bağımlılığı kısa sürelerde gelişiyor. Bağımlılığının ilk belirtileri, tütün içmeye başladıktan sonraki günler ile haftalar içinde ve genellikle her gün sigara içmeye başlamadan önce ortaya çıkıyor. Sürekli tütün ürünü kullanımına bağlı olarak beyindeki nikotin reseptörlerinde meydana gelen değişiklikler tolerans, istek ve yoksunluk gibi bağımlılık belirtilerine yol açıyor. 

Araştırmalar, alkol ve opioidler gibi diğer bağımlılık yapan maddelerle karşılaştırıldığında, tütünün bağımlılığa yol açma hızının çok daha yüksek olduğunu, buna karşın tütün kullananların bağımlılıklarından kurtulma olasılıklarının daha düşük olduğunu gösteriyor. Bağımlılık yapıcı maddeler sıralamasında, nikotin, bağımlılık yapıcılıkta eroin ve kokainden sonra üçüncü sırada, ama alkol, benzodiazepinler, metamfetamin ve esrar gibi maddelerden daha yüksek derecelendiriliyor. Meraktan sigarayı deneyenlerin yüzde 67,5’i sonraki evrede bağımlı hale gelirken, bu oran kokain deneyenlerde yüzde 20,9, esrar deneyenlerde yüzde 8,9

Nikotin bağımlılığı reddiyeciliğinin kısa tarihi

Mahkemelerce el konulan iç yazışmalarından öğrendiğimize göre, sigara şirketleri 1950’ler itibariyle sigara içmenin itici faktörünün nikotin olduğunu ve bunun imalat aşamasında kimyasal olarak manipüle edilebileceğini gayet iyi biliyorlar. Örneğin, 1969’da bir Philip Morris yetkilisi şöyle diyor: “Sigara içmenin birincil motivasyonu, tüttürmenin farmakolojik etkisini elde etmektir... Psikososyal sembolizmin gücü azalınca, alışkanlığı sürdürmek için farmakolojik etki devreye girer.” 

Şirketler kamuya kapalı ortamlarda sigarayı “güçlü ve ucuz bir ilaç zerk aracı” olarak tanımlarken, yaklaşık 40 yıl süreyle kamuoyu önünde nikotinin bağımlılık yapıcı olduğunu şiddetle reddediyor, bunun için araştırma fonlamasıyla bilimsel çalışmaları etkiliyor, STK’ları cephe örgütü olarak kullanıyorlar. Sigara içmek, “bağımlılık” değil “alışkanlık” olarak tanımlanıyor, eroinle değil kafeinle bir tutulmaya çalışılıyor. Bu olağanüstü inkârcı çaba kendileri açısından boşuna değil. Şirket hukukçuları şirket yöneticilerinden her türlü “bağımlılık” tartışmasının muhakkak bastırılmasını istiyor. Endüstriyi temsil eden bir hukuk şirketi yetkilisi, “Akciğer kanseri davalarında davacının en güçlü silahı ‘bağımlılık’ oluyor. Eğer kişi ‘bağımlı’ addediliyorsa, sigara içmeyi ‘özgür tercih’ olarak savunmaya devam edemeyiz,” sözleriyle şirketlerin pozisyonunu özetlemiş oluyor.

Bilimsel kanıtların yığılması sonucu, nihayet 1988’de, oldukça gecikerek yayınlanan ABD sağlık otoritesinin resmi raporu ile, 

  • tüm tütün ürünlerinin bağımlılık yapıcı olduğu,
  • bağımlılığa nikotinin yol açtığı ve
  • tütün bağımlılığını tanımlayan farmakolojik ve davranışsal süreçlerin eroin ve kokain gibi maddelere olan bağımlılığı tanımlayan süreçlerle aynı olduğu 

tescil ediliyor. Raporu izleyen on yıllık süreçte sigara şirketleri inkâr politikalarını sürdürürken, 1994’te reddiyeciliğin doruğunu temsil eden bir olay yaşanıyor. ABD Kongresi’nin alt komitesinin önünde 7 sigara şirketinin 7 CEO’su yan yana dizilerek verdikleri tarihsel ifadede, sağ ellerini kaldırarak yemin ettikten sonra, sırayla söz alarak nikotinin bağımlılık yapıcı olmadığını söylüyorlar. Ancak, bundan beş yıl sonra, 1999’da Philip Morris kendisinin de dahil olduğu bu yalanı faş etme kararı veriyor ve “sigara içmenin hastalığa neden olduğu yönünde bilimsel oydaşma bulunduğunu ve en genel anlamıyla bağımlılık yapıcı olduğu”nu kabul ettiğini ilan ediyor; diğer şirketler bir süre daha direndikten sonra aynı yola giriyorlar. Yazı dizimizin dördüncü bölümünde göreceğimiz üzere, paketlerin üzerine “sigara içmek öldürür” ibaresinin konmasıyla yasal sorumluluktan kurtulmaları bunda etkili oluyor. 

Özgür irade mi, zorlantı mı?

Nikotin bağımlılığıyla ilgili kritik mesele, nikotin bağımlılığının biliş ve karar vermeyi kontrol eden nöral devrelerde anormalliklere ve kendini kontrol etme yeteneğinin kaybına neden olması. Yazı dizimizin ilerleyen bölümlerinde göreceğimiz üzere, tütün ürünü tüketimini bireyin özgür iradesi ile yaptığı bir seçim olarak çerçeveleyen sermaye pozisyonu ile buna dayalı formüle edilen liberal politikaların aksine, bilimsel kanıtlar tütün ürünü tüketiminin bağımlılık nedeniyle sürdürülen zorlantılı bir davranış oluğuna işaret ediyor.

Yazı dizisinin bir sonraki üçüncü bölümünde bir başka “imal salgın”ı, aşırı işlenmiş gıda ürünlerinin üretimi ve tüketimindeki yükselişi, geleneksel beslenmeden bu gıdalara dayalı beslenmeye geçişi ele alacağız. Bu ürünlerin bağımlılık yapıcı niteliği, bağımlılığın yaygınlığı ve sınıfsallığı hakkındaki araştırma ve tartışmaları gözden geçireceğiz. 

Bağımlılık Dosyası - 1: Bireysel kusur mu, sistemik bozukluk mu?
b1

DOSYA

Bağımlılık Dosyası

Bağımlılıkla Mücadele

Bağımlılıkla mücadele politikası iflas etmiş durumda; çünkü tüm sorunun kaynağı bireylere yükleniyor. Oysa asıl sebep, toplumsal ve yapısal sorunları göz ardı eden, sorumluluğu yalnızca kişiye yükleyen 'bireysel sorumluluk' ideolojisi

Bağımlılık Dosyası - 1: Bireysel kusur mu, sistemik bozukluk mu?Bağımlılık Dosyası - 3: Aşırı işlenmiş gıda ürünleriBağımlılık Dosyası - 4: Liberal kuşatılmışlık ve 'bireysel sorumluluk'Bağımlılık Dosyası - 5: AKP tarzı mücadelede Erdoğan'ın rolüBağımlılık Dosyası - 6: AKP tarzı mücadelede Yeşilay'ın rolü

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.