Ergenekon sereserpe

Sanıkların kişilik haklarına özen göstermeyen savcılığın "gizli tanık"ların güvenliğini de önemsemediği ortaya çıktı. İddianamenin temelini oluşturan iddiaların sahiplerinin kimlik bilgileri iddianamede açıkça yer alıyor.
Pazar, 17 Mayıs 2009 10:30

soL (HABER MERKEZİ) İddianameyi özensiz bir şekilde hazırladıkları için eleştirilen Ergenekon savcılarının, gizli tanıkların gizliliklerine de özen göstermediği ortaya çıktı. Birinci ve ikinci Ergenekon iddianameleri ile bunların eklerinde yer alan bilgiler, gizli tanıkların kimliklerini açıkça ortaya koyuyor. 2007 yılında, Ergenekon davasına yetiştirilmek için acil bir şekilde meclisten geçirilen Tanık Koruma Yasası'na göre ise gizli tanıkların can güvenliklerinin daha soruşturma aşamasından başlayarak korunması ve kimliklerinin değiştirilip yeni bir hayata başlamalarının sağlanmasını öngörüyor.

Her şey iddianamede
Özelikle ek klasörlerde yer alan kimi ayrıntılarm gizli tanıkların kimliklerin ortaya çıkartılması için yetiyor da artıyor. Örneğin gizli tanık Aydos, ifade metninde, 1993'te öldürülen "JİTEM'ci Binbaşı Cem Ersever'e bilgi vermek için dükkânımızın üst caddesinde bulunan Sobacılar Çarşısı Caddesi ve Devran Pastanesi'nde görüşürdük" diyor. Aydos'un Doğanlı Köyü ve Malifiti aşireti reisi Musa Kurga'nın oğlu Fesih ile arkadaş olduğunu, babasının işleri yüzünden evini satıp İzmir Yeşilyurt'a yerleştiğini, 1996 yılında hırsızlık suçundan cezaevine girdiğini, askerliğini Antalya 3. Piyade Er Eğitim Tugayı'nda yaptığını, 23 Temmuz 2000-26 Haziran 2001 tarihleri arasında gasp suçuyla yeniden cezaevinde yattığını, çıktıktan sonra İstanbul Gaziosmanpaşa'daki MASS Plaza'da bulunan Sultan Restaurant'a ortak olduğu da ifade tutanaklarında yer alıyor. Belgede, Aydos'un parmak izinin yanı sıra ifadesini alan Terörle Mücadele polislerinin sicil numaraları da açıkça görülüyor.

Benzer bir şekilde "Kıskaç" kod adlı gizli tanığın ifade metninde de parmak izi ve polislerin sicil numaraları kayıtlı. Kıskaç ile ilgili diğer aleni bilgiler ise Koçgiri olarak anılan bir bölgede doğduğu, DHKP-C yöneticilerinden Hasan Yıldız ile aynı köyden ve Alevi-Kürt olduğu, 1993 Mayıs'ına kadar JİTEM için çalıştığı, askerliğini 1994 yılında Elazığ Jandarma Komando Taburu'nda tamamladığı ve tabur komutanının postası olduğu, eniştesinin Bahçelievler Ömür Sokak'ta işlettiği Doğan Kafe'de garsonluk yaptığı ve Veli Küçük'ün Kocaeli İl Jandarma Alay Komutanlığı yaptığı dönemde Sapanca-Hendek-Düzce üçgeninde faili meçhul cinayetlerde öldürülen Behçet Cantürk ile Enis Karaduman'ın bu kafeye gelip gittikleri yönünde.

Galip de açığa çıkmıştı
2008 yılının Ağustos ayında, gizli tanıklardan Galip'in kim olduğu ortaya çıkmıştı. PKK'ya ve Uğur Mumcu'nun öldürülmesine ilişkin önemli iddialarda bulunan gizli tanık Galip'in ismi (H.B.) mahkemeye gönderilen ek klasörlerde açıkça yer alınca, kimliği de ortaya çıkmıştı. Bir dönem PKK'nın üst düzey yöneticilerinden biri olan tanık Galip'in ifadesi, halen yattığı cezaevinde alınmıştı.

Yine bu yılın Ocak ayında, Taraf gazetesinde gündeme getirilen iddiaya göre davanın gizli tanıklarından biri İstanbul Aksaray'da bir minibüsten üstüne ateş açılarak öldürülmek istenmişti.

Bir Ergenekon klasiği
Ergenekon soruşturmasında her önemli gündemden öne olduğu gibi dün de bir ses kaydı ortaya çıktı. Bugün, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin Ankara'da düzenleyeceği mitingin öncesinde ortaya çıkan kasetteki sesin, emekli Orgeneral Şener Eruygur'un eşi Mukaddes Eruygur'a ait olduğu iddia ediliyor. Kasetteki ses, Genelkurmay'ın ilk Cumhuriyet mitingini desteklediğini ancak daha sonrakileri desteklemediğini söylüyor.